Loading...
Larger font
Smaller font
Copy
Print
Contents

Sevgi öğretmeni

 - Contents
  • Results
  • Related
  • Featured
No results found for: "undefined".
  • Weighted Relevancy
  • Content Sequence
  • Relevancy
  • Earliest First
  • Latest First
    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents

    53. Celile'den Son Yolculuk

    Halka dönük hizmeti sona ermek üzereyken İsa, çalışmalarında bir değişiklik yaptı. O zamana dek halkın ilgisini kendi üzerine çekmekten kaçınmaya çalışmıştı. Halkın, kendisine aşırı hürmet etmesini reddetti. Onların ilgisi aşırı düzeye ulaşıp kontrolden çıktığında çalışmalarını sürdürdüğü bölgeyi sürekli değiştirdi. Kendisinin Mesih olduğunu başkalarına bildirmemeleri için onları defalarca kez uyardı.SO 477.1

    Çardak Bayramı'na katılmak için Kudüs'e tek başına ve hiç kimseye görünmeden gelmişti. Kardeşleri, kendisini Mesih olarak açıkça bildirmesi için O'nu zorladıklarında onlara, “Benim zamanım daha gelmedi”1Yuhanna 7:6.demişti. Kudüs'e gizli bir şekilde ve halk tarafından onur-landırılmadan geldi. Fakat son yolculuğu böyle olmayacaktı. Hahamların ve Ferisilerin kötü davranışlarından dolayı kısa bir zaman için Kudüs'ten ayrılmıştı. O acılarının sahnelendiği olayla yakında karşılaşacağını biliyordu ve insanların dikkatini bu görkemli kurban olayına yönlendirdi.SO 477.2

    “Musa, çölde yılanı nasıl yukarı kaldırdıysa, İnsanoğlu'nun da öyle yukarı kaldırılması gerekir.”2Yuhanna 3:14.İsrail halkının gözlerinin, iyileşmeleri için belirlenmiş simge olan yukarı kaldırılan yılana çevrilmesi olayında olduğu gibi, tüm gözlerin, kaybolan dünyaya kurtuluş getiren ve kurban olan İsa'ya çevrilmesi gerekir.SO 477.3

    Mesih'in görevini yanlış anlamalarından ve ilahi karakterine iman etmediklerinden dolayı, İsa'nın kardeşleri O'nu, Çardak Bayramı'nda halkın önünde kendisini Mesih olarak açıkça bildirmeye zorladılar. Bu yüzden öğrenciler, orada kendisinin başına gelecek olaylarla ilgili olarak İsa'nın söylediği sözleri hatırlayınca O'nun Kudüs'e gitmesini engellemek isteyeceklerdi. Dini liderlerin O'na karşı duyduğu kin ve nefreti bildiklerinden dolayı, öğretmenlerini oraya gitmekten vazgeçirmeye çalışacaklardı.SO 477.4

    Öğrencilerinin korkuları, hayal kırıklıkları ve inançsızlıkları yüzünden Kudüs'e yapacağı yolculuk için acele etmek İsa'yı üzüyordu. Onları, kendilerini Kudüs'te bekleyen büyük acıya ve umutsuzluğa yöneltmek kolay değildi. Şeytan, İnsanoğlu'nu tuzağa düşürmeye ve O'nu ayartmaya çalışacaktı. Kendisini ölümün beklediğini bildiği halde neden Kudüs'e gitmeliydi? Çevresi yaşam ekmeğine muhtaç, O'nun şifalı sözlerini bekleyen ve acı çeken insanlarla doluydu. O'nun lütufla- rıyla gerçekleştireceği iş henüz yeni başlamıştı. Artık yetişkin bir insandı ve tüm gücü yerindeydi. Neden şifalı gücüyle diğer insanları da iyileştirmek için dünyanın uzak bölgelerine de gitmiyordu? Karanlıkta kalmış olan ve acı çeken diğer milyonlarca insanı ışığa kavuşturmanın ve onlara mutluluk vermenin sevincini yaşamıyordu? Aldığı ürünü neden imanları bu kadar zayıf, anlayışları körelmiş olan ve isteksiz davranan öğrencilerine bırakıyordu? Başladığı işi bırakıp neden ölüme gidecekti? İsa ile çölde karşılaşan Düşman, bu kez kurnazca planlarıyla tuzağa düşürmek için saldırmıştı. Eğer İsa bir an için bile onunla mücadele etmekten vazgeçmiş olsaydı, Şeytan'ın ajanları zafer kazanmış ve dünya kaybedilmiş olacaktı.SO 478.1

    İsa, Kudüs'e gitmekte kararlıydı. O'nun yaşamındaki tek yasa, Allah'ın isteğiydi. Çocukluğunda tapınağı ziyaretinde anne ve babasına şöyle cevap vermişti: “Beni niçin arayıp durdunuz? Babamın evinde olmam gerektiğini bilmiyor muydunuz?”3Luka 2:49.Meryem'in, O'nun mucizevi gücünü göstermesini istediği Kana'da da şu cevabı verdi: “Benim vaktim daha gelmedi.”4Yuhanna 2:4.Bayrama katılmasını istediklerinde İsa kardeşlerine aynı sözlerle cevap verdi; fakat bunun gerçekleşme zamanı, Allah'ın büyük planında insanlığın günahlarından dolayı O'nun kendi yaşamını feda etmesi için belirlenen zamandı; ve bunun için vakit yaklaşıyordu. Asla başarısız olmayacak ve tereddüt etmeyecekti. Adımları düşmanlarının O'nu öldürmek için uzun süredir planlar kurduğu Kudüs'e doğru yöneldi. Zulmü, reddedilmeyi, mahkum edilmeyi ve ölümü göze alarak kararlı adımlarla Kudüs'e doğru yola çıktı.SO 478.2

    Kendi önünden haberciler gönderdi. Bunlar kendisi için hazırlık yapmak üzere gidip Samiriyelilere ait bir köye girdiler. Fakat Samiriyeliler, Kudüs'e gitmekte olan İsa'yı kabul etmediler. İsa'nın, kendisinden nefret eden Yahudilere öncelik tanıdığını düşündüler. Eğer tapınağı restore etmek ve Gerizim Dağı'nda ibadet etmek için gelmiş olsaydı, O'nu memnuniyetle kabul ederlerdi; fakat Kudüs'e gidiyordu. Bu yüzden O'na konukseverlik göstermediler. Kapılarını, gökyüzünün en değerli armağanına kapadıklarının farkında değildiler. İsa, onları kendisini kabul etmeye çağırdı. Onlara daha yakın olabilmek ve zengin lütuflarını sunabilmek için onlardan bazı dileklerde bulunmuştu. Kendisine yapılan her iyiliğin karşılığında onlara daha zengin bir lütuf sundu; fakat bağnazlıkları ve önyargıları yüzünden Samiriyeliler bunların tümünü yitirdiler.SO 479.1

    Öğretmenlerine Samiriyelilerin kötü davranmaları ve O'nu kabul etmemeleri, Yakup ve Yuhanna'yı çok üzmüştü. Varlığı ile onurlandırdığı Samiriyelilerin, İsa'ya karşı bu kadar kötü davranmaları onları çok öfkelendirdi. İsa'nın görünümünün değiştiği dağın üzerinde O'nunla birlikte olmuşlar ve Allah'ın görkemi içinde göründüğünü ve Musa ile İlyas tarafından onurlandırdığına da tanık olmuşlardı. Yakup ve Yuhanna bu saygısız hareketlerinden dolayı Samiriyelilerin cezalandırılması gerektiğini düşündüler.SO 479.2

    İsa'nın yanma gelerek halkın O'nun hakkında söylediği sözleri bildirdiler ve bir gecelik kalacak bir yer vermeyi reddettiklerini söylediler. O'na karşı çok büyük bir yanlış yapıldığını düşündüler. İlyas'ın sahte peygamberleri öldürdüğü Karmel Dağ'ını uzaktan görerek şöyle dediler: “Rab, bunları yok etmek için bir buyrukla gökten ateş yağdırmamızı ister misin?” Söyledikleri sözlerin İsa'yı üzdüğünü görünce şaşırdılar; fakat İsa dönüp onları şu sözleriyle azarlayınca şaşkınlıkları bir kat daha arttı: “Siz hangi ruha ait olduğunuzu bilmiyorsunuz; çünkü İnsanoğlu insanları yok etmeye değil, kurtarmaya geldi.”5Luka 9:54-55.Sonra başka bir köye girdiler.SO 479.3

    İsa insanlara kendisini zorla kabul ettirmek istemedi. Vicdanı zorlamaya çalışan, Şeytan ve onun hizmetçileridir. Kötü meleklerle işbirliği yapanlar, dürüst görünmeye çalışarak sahip oldukları yanlış dini fikirlerini onlara da aşılamak için kendi yakınlarının bile acı çekmelerine neden olurlar. Fakat İsa onlara her zaman merhamet etmek- le sevgisini açıkça gösteriyordu. 0, sadece gönüllü olarak yapılan hizmeti, yüreğindeki sevginin etkisiyle kişinin kendisini teslim etmesini arzular. Şeytan'ın ruhuna sahip olduğumuzu, başka hiçbir şey, yaptığımız çalışmaları takdir etmeyen ve bizim düşüncelerimize karşı olanları inciten ve yok eden davranışımızdan daha iyi kanıtlayamaz.SO 479.4

    Her insan gerek can, gerek ruh ve gerekse bedenen Allah'a aittir. İsa tüm bunların fidyesi olarak kendi canını vermiştir. Hiçbir şey, Allah'ı, insanların Kurtarıcı'nın kendi kanıyla kurtardığı kişilere acı çektirmesinden daha fazla üzemez.SO 480.1

    “İsa, oradan ayrılıp Yahudiye sınırına Şeria nehrinin ötesine geçti. Çevresine yine kalabalıklar toplanmıştı. Her zamanki gibi onlara ders veriyordu.”6Markos 10:1.SO 480.2

    İsa'nın halka dönük hizmetinin sona ermek üzere olduğu zamanın büyük bir bölümü Yahudiye'nin ötesinde “Şeria nehrinin kıyısındaki Pereya bölgesinde” geçti. Burada da tıpkı halka dönük hizmetine ilk başladığı zaman Celile'de olduğu gibi, İsa'nın etrafında büyük kalabalıklar toplandı ve İsa'nın daha önce verdiği dersler de burada tekrarlandı.SO 480.3

    İsa Onikiler'i görevlendirdiği gibi, “yetmiş kişi daha görevlendirdi. Onları ikişer ikişer kendisinin gideceği kente, her yere kendi ö- nünden gönderdi.”7Yuhanna 10:1.Bu öğrenciler bir süreliğine İsa ile birlikte olmuşlar ve görevlerini başarı ile yerine getirebilmeleri için İsa onlara ders-ler vermişti. Onikiler görevlerini gerçekleştirmek için O'nun yanından ilk olarak ayrıldıklarında diğer öğrenciler Celile boyunca İsa ile birlikte yolculuk yapmışlardı. Böylece yakınlaşma ve O'ndan kişisel olarak ders alma ayrıcalığına eriştiler. Şimdi daha büyük bir grup, bu hizmeti yerine getirmek için İsa'nın gönderdiği bölgelere gidecekti.SO 480.4

    İsa bu yetmiş kişiye Onikiler'e verdiği buyrukların aynısını verdi; fakat İsa, Onikiler'e, Samiriyelilerin ve diğer ulusların bulunduğu yerlere girmemelerini buyurmuştu. Buna karşın bu gruba böyle bir buy-ruk vermedi. Samiriyeliler, İsa'ya kötü davranmalarına ve O'nu kabul etmemelerine rağmen, İsa'nın onlara duyduğu sevgi değişmemişti. Görevlendirdiği yetmiş kişi O'nun adıyla görevlerini yerine getirmek için dağıldığında, ilk önce Samiriye şehirlerini ziyaret ettiler.SO 480.5

    Kurtarıcı'nın Samiriye'yi tek başına ziyareti ve iyi Samiriyelinin8Luka 10:30-37'ye bakınız.davranışı, O'na minnettar olduğunu belirten ve şükranlarını sunan adamın büyük sevinci; bunların hepsi öğrencileri etkilemişti. Bu ders onların yüreğinde derin bir iz bırakmıştı. İsa göğe yükselmeden önce onları görevlendirirken, Kudüs ve Yahudiye ile birlikte Samiriye'yi de Müjde'yi ilk vaaz etmeleri gereken yer olarak bildirmişti. İsa'nın öğretileri, onları görevlerini yerine getirmeleri için cesaretlendirdi. Öğretmenlerinin adına Samiriye'ye gittiklerinde, halkı kendilerini kabul etmeye hazır buldular. İsa'nın, Samiriye halkının yararı için yaptığı işleri duymuşlardı. İsa'ya kötü davranmalarına rağmen, O'nun, sadece sevgi göstererek kendilerinin kalplerini kazandığını gördüler. İsa göğe yükseldikten sonra, O'nun öğrencilerini de kabul ettiler ve öğrenciler, bir zamanlar kendilerine düşman olan bu halkın arasında çok başarılı çalışmalar yaptılar. “Ezik kamışı kırmayacak, tüten fitili söndürmeyecek ve adaleti sadakatle uygulayacak.”9Yeşaya 42:3.“Uluslar O'nun adına ümit bağlayacak.”10Matta 12:21.SO 481.1

    İsa, tıpkı Onikiler gibi, daha sonra görevlendirdiği yetmiş kişiyi gönderirken de onlara iyi karşılanmadıkları ve kabul edilmedikleri yerlerde uzun süre kalmamalarını buyurdu. İsa şöyle dedi: “Bir şehre girdiğinizde sizi kabul etmezlerse, o şehrin caddelerine çıkıp, şöyle deyin: 'şehrinizde ayaklarına yapışan tozu bile size karşı siliyoruz. Yine de şunu bilin ki, Allah'ın Egemenliği yaklaştı.'”11Luka 10:10-11.Bunu, onlara gücendiklerini göstermek için değil; Rab'bin mesajını ve elçilerini reddetmenin ne kadar acı verici bir şey olduğunu göstermek için yapacaklardı. Rab'bin elçilerini reddetmek, O'nun bizzat kendisini reddetmek demektir.SO 481.2

    “Size şunu söyleyeyim, yargı günü Sodom şehrinin hali o şehrin halinden daha dayanılır olacaktır.”12Luka 10:12.Daha sonra hizmetinin büyük bir bölümünün geçtiği Celile kasabalarını düşündü. Yüreği acı dolu bir şekilde şöyle haykırdı: “Vay haline ey Horazin! Vay haline ey Beytsayda! Sizlerde yapılan mucizeler Sur ve Sayda'da yapılmış olsaydı, onlar çoktan çulla örtünüp kül içinde oturarak tövbe etmiş olurlar- dı. Fakat yargı günü Sur ve Sayda'nın hali sizden daha dayanılır olacak. Ya sen ey Kefernahum, göğe mi çıkartılacaksın? Hayır sen ta ölüler diyarına ineceksin.”13Luka 10:13-15.Celile gölünün kıyısındaki çalışkan halkın yaşadığı kasabalara gökyüzünün en zengin hediyeleri serbestçe verilmişti. Yaşam Prensi sık sık onların arasına girip çıkmıştı. Peygamberlerin ve kralların görmeyi uzun süre beklediği Allah'ın görkemi, Kurtarıcı'nın etrafında toplanan kalabalıkların üzerinde parıldadı. Buna karşın onlar, Allah'ın bu kutsal armağanını reddettiler.SO 481.3

    Rabbiler, kibirli davranışlarıyla İsa tarafından öğretilenleri kabul etmemeleri için halkı uyarmışlardı. Çünkü O'nun öğretileri, onların atalarının öğretilerine zıttı. Halk, Allah'ın sözünü kendileri için anlamaya çalışmak yerine, hahamların ve Ferisilerin öğretilerine inandı. Allah'ı onurlandırmak yerine, hahamları ve diğer dini liderleri onurlandırdılar; kendi geleneklerini sürdürmek için gerçeği reddettiler. Birçoğu etkilenmiş, hatta ikna olmuştu; fakat vicdanlarının sesini dinlemediler ve İsa'nın yanında olmadılar. Şeytan, ışık karanlığa dönüşünceye dek onları ayartmaya devam etti. Böylece birçok kimse, kurtuluşu kanıtlayacak olan gerçeği reddetti.SO 482.1

    Gerçek Tanık şöyle der: “İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum.”14Vahiy 3:20.Allah, kendi sözü ya da elçileri aracılığıyla bildirdiği her uyarısında, eleştirisinde ya da dileğinde kişinin yüreğinin kapısını çalar. Bu, onun yüreğine girmeyi isteyen İsa'nın sesidir. O'nun bu çağrısına ilgi gös-termeyen kişinin yüreğinde, O'na yer açmak isteği körelir. Eğer bir kimse İsa'nın etkisini daha bugünden göz ardı ederse, Kutsal Ruh'un yarın onun üzerinde güçlü bir etkisi olamaz. Çünkü yüreğindeki duygular tamamen körelmiştir. Bu yüzden o kişi, bilinçsiz ve amaçsız bir yaşam sürmeye başlar ve bunun ötesindeki büyük yanılgıya düşer. Yargı gününde alacağımız hüküm, hataya düşmemizden değil, gerçeği öğrenmemiz için gökyüzünün bize sunduğu imkanları reddetmiş olmamızdan kaynaklanacaktır.SO 482.2

    Elçiler gibi, Yetmişlere de görevlerinin mührü olarak doğaüstü güçler verilmişti. Görevleri tamamlandığında, sevinç içinde dönerek şöyle dediler: “Rab, senin adını andığımızda cinler bile bize boyun eğiyor.” İsa onlara şöyle dedi: “Şeytan'ın gökten yıldırım gibi düştüğünü gördüm.”15Luka 10:17-18.SO 482.3

    Geçmişte meydana gelen ve gelecekte meydana gelecek olaylar, İsa'nın gözlerinin önünde canlandı. Şeytan, gökyüzünden ilk olarak kovulurken İsa onu görmüştü. Aldatıcı'nın gerçek karakterinin, tüm evrenin önünde açıkça ortaya çıkması için kendisinin o büyük acıya katlanacağı günü beklemişti. O, günahlarının içinde kaybolmuş olan insanlığın kurtarılış işinin sonsuza dek ve kesin olarak tamamlandığını ve Şeytan'ın aldatmacalarının, kışkırtmalarının ve suçlamalarının gökyüzüne asla giremeyeceğini bildiren şu haykırışı duydu: “Tamamlandı.”16Yuhanna 19:30.SO 483.1

    İsa, büyük acısı ve utancıyla çarmıhın yanı sıra, Karanlıklar Prensi'nin, çıkardığı isyanın sonucunda binlerce yıldır bozulan dünyada kendisinin yok olacağına tanık olacağı son büyük günü bekledi. İsa, kötülüğün işlerinin sonsuza dek sona erdiğini ve Allah'ın esenliğinin tüm yeryüzünü ve gökyüzünü sardığını gördü.SO 483.2

    İsa'nın yolundan gidenler, artık Şeytan'a yenilgiye uğramış bir düşman gözüyle bakacaklardı. İsa çarmıhın üzerinde onlar için zafer kazanacaktı. Onların, bunu kendilerinin zaferi olarak kabul etmelerini arzuladı ve şöyle dedi: “Ben size yılanları ve akrepleri ayak altında ezmek ve düşmanın bütün gücünü alt etmek için yetki verdim. Hiçbir şey size zarar vermeyecektir.”17Luka 10:19.SO 483.3

    Kutsal Ruh'un her şeye yeten gücü günahlarından dönen herkesin koruyucusudur. İsa, tövbe edip iman içinde kendisinin himayesi altına giren hiç kimsenin düşmanın gücü altında ezilmesine izin vermez. Kurtarıcı, Şeytan tarafından kandırılan, acı çeken; fakat tövbe içinde iman edenlerden yanadır. Bu şekilde Kurtarıcı'nın korumasına giren kişinin yaşamında bu tür başarısızlıklar, kayıplar, imkansızlıklar ya da Şeytan'ın tuzaklarına karşı yenilgiler olmayacaktır; bizi güçlendiren Kişi'nin gücü vasıtasıyla her şeyi yapabiliriz. Şeytan'ın tuzaklarıyla karşılaştığımızda ve zor duruma düştüğünüzde tek başına mücadele etmeye çalışmayın! Sadece sizin yardımcınız olan İsa'ya bakın!SO 483.4

    Şeytan'ın gücünden sürekli söz edip duran imanlılar vardır. Düşmanları hakkında18Şeytan hakkında.konuşurlar, sürekli onu düşünürler ve dua ederler; böylece onu gözlerinde gereğinden fazla büyütmüş olurlar. Şeytan'ın güçlü bir varlık olduğu doğrudur; fakat Allah'ın aracılığıyla, gökyüzünden Kötü Olan'ı19Seytan'ı.kovan bir Kurtarıcı'mız vardır. İnsanların onun gücünü abartması, Şeytan'ı memnun eder. Bunun yerine neden Isa'dan söz etmezler? Niçin O'nun gücünü ve sevgisini yüceltmezler?SO 484.1

    Yücelerdeki tahtı çevreleyen vaat dolu gökkuşağı, Allah'ın, dünyayı ne kadar çok sevdiğini, O'na iman edenlerin, sonsuz yaşama kavuşmaları için biricik Oğlu'nu verdiğini kanıtlar.20Yuhanna 3:16.Bu, kötülüklerle savaşırken Allah'ın inanlıları asla yalnız bırakmayacağını doğrular. Allah, ilahi egemenliği ile bizi güçlendireceğinin ve koruyacağının güvencesini verir.SO 484.2

    İsa şöyle dedi: “Bununla birlikte ruhların size boyun eğmesine sevinmeyin; adlarınızın gökte yazılmış olmasına sevinin.”21Luka 10:20.Kendi gücümüze aşırı ölçüde güvenirsek, Allah'a olan bağımlılığımızı yitiririz. Rab'bimizin gücü ve ruhuyla çalışmak yerine, sadece kendi gücünüzle çalışmaktan kaçınmalı ve aşırı güven duygusuna kapılmamak için dikkatli olmalıyız. Yaptığımız bir işte başarılı olduğumuzda, kibir ortaya çıkmak için her zaman hazırda beklemektedir. Kibir insanın karakterinde bir kez ortaya çıktığında, Allah'ın her şeye gücü yettiği göz ardı edilerek düşünceler başka yönlere çevrilir.SO 484.3

    Elçi Pavlus şöyle dedi: “Çünkü ne zaman güçsüzsem, o zaman güçlüyüm.”222. Korintliler 12:10.Kendi güçsüzlüğümüzün farkına vardığımızda, kendimizde sahip olmadığımız bir güce bağımlı olmayı öğreniriz. Başka hiçbir şey, Allah'a olan sorumluluğumuzun bilincine varmak kadar yüreğimizi güçlendiremez. Hiçbir şey, İsa'nın affedici sevgisi kadar yüreğimizi derinden etkileyemez. Allah'a yaklaşmalıyız; bunun sonucunda çevremizdeki insanlarla iyi ilişkiler kurmamızı sağlayan O'nun Kutsal Ruh'u tarafından güçlendiriliriz. Böylece İsa'nın aracılığıyla gökyüzü ailesinin fertleri olarak Allah ile bir araya gelmenin sevincini yaşayın. Kendinizi olduğunuzdan daha üstün gördüğünüzde, benliğinizi insana özgü zayıflık hissi kaplar. Yüreğinizde gurura ne kadar az yer verirseniz, Kurtarıcı'nızın mükemmelliğini o kadar iyi anlayabilirsiniz. İlahi ışığın ve gücün kaynağına ne kadar yakınlaşırsanız, üzerinizde o kadar büyük bir ışık parıldayacak ve size Allah için çalışmanızı sağlayacak daha büyük bir güç verilecektir. Allah ile, İsa ile ve tüm gökyüzü ailesi ile bir araya geldiğiniz için sevinin.SO 484.4

    Yetmişler,23Luka 10. bölüme bakınız.İsa'nın sözlerini dinlerken, Kutsal Ruh yaşayan gerçekliklerle onların düşüncelerini etkiliyordu. Çevrelerinde büyük kalabalıklar toplanmış olmasına rağmen, onlar tüm düşüncelerini Allah'a yöneltmişlerdi.SO 485.1

    İsa, onların Kutsal Ruh'tan ilham aldıklarını bilerek şöyle dedi: “Baba, göğün ve yerin Rab'bi! Bu gerçekleri bilge ve akıllı kişilerden gizleyip, küçük çocuklara açtığın için sana şükrederim. Evet Baba bunun böyle olması senin isteğindi.”24Yuhanna 10:21.“Babam her şeyi bana emanet etti. Oğul'un kim olduğunu Baba'dan başka kimse bilmez. Baba'nın kim olduğunu da Oğul ve Oğul'un O'nu tanıtmayı dilediği kişilerden başkası bilmez”25Yuhanna 10:22.SO 485.2

    Dünyadaki saygın, halkın hürmet ettiği sözde bilge kişiler, yüreklerindeki kibirden ötürü İsa'nın karakterini anlayamadılar. Bir insan özdeşliğinde dünyaya geldiği için O'nu dış görünüşü ile yargıladılar. Fakat balıkçılar ve vergi görevlileri, O'nun insan bedeninde gizli olan ilahi görkemini fark ettiler; İsa'nın, onlara göstermek istediği her şeyi anlayamadılar; fakat zaman zaman kendilerini Kutsal Ruh'a teslim ettiler; böylece düşünceleri aydınlandı. Yüce Allah'ın insan özdeşliğini almış olarak kendilerinin arasında olduğunu fark ettiler. Halkın hürmet ettiği, sözde bilge kişilerin bu bilgiden yoksun olması ve onun bu mütevazı insanlara verilmesi İsa'yı sevindirdi. İsa sık sık Eski Ahit yazılarını açıkladığında ve bu yazıların hem kendisini hem de insanlığı kurtarma işiyle olan ilgisini gösterdiğinde Kutsal Ruh ile göksel atmosfere yükseldiler. Peygamberlerin sözünü ettiği ruhsal gerçekler hakkında onları yazanlardan daha iyi bir ruhsal anlayışa sahiptiler. Eski Ahit'i bundan sonra din bilimcileri ve Ferisilerin öğretileri ya da kendileri çoktan ölmüş olan sözde bilge kişilerin sözieri gibi değil, Allah'tan gelen yeni bir vahiy gibi okuyacaklardı.26“Ürdün Ölüdeniz'de Kumran mağarasında son yüzyılın ortalarında tesadüf eseri bulunan ve İsa'dan 200 yıl öncesine ait Eski Ahit'in neredeyse tamamına yakın kopyalarının bugünkülerle karşılaştırılması, Eski Ahit Kitap'larının doğruluğunu ispatlamaktadır. Ç.N.“Dünyanın, görmediği ve tanımadığı için kabul etmediği” Kişi'ye baktılar; “fakat siz O'nu tanıyorsunuz. Çünkü O, aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır.”27Yuhanna 14:17.SO 485.3

    Gerçeği anlayabilmek için daha mükemmel bir anlayış kazanmanın tek yolu, sevgi dolu bir kalbe sahip olmak, kendimizi tüm kalbi-mizle İsa'ya teslim etmektir. Kişi, yüreğini tutsak eden kibirden ve kendisini üstün görme arzusundan vazgeçmeli; İsa'ya yüreğinde yer açmalıdır. İnsanın düşünme gücü, kurtarılış işini anlayamayacak kadar sınırlıdır. Allah'ın bizi kurtarma planı o kadar kapsamlıdır ki, onu felsefe ile açıklamak mümkün değildir. En mükemmel zekanın bile çözemeyeceği bir sırdır. Kurtarılışı insani düşüncelerle açıklayamayız; fakat yaşadığımız olayların sonucunda onu bilmek mümkündür. Sadece kendi günahkarlığını gören kişi, Kurtarıcı'nın mükemmelliğini fark edebilir.SO 486.1

    İsa, Celile'den Kudüs'e yaptığı yolculuk boyunca çok önemli dersler verdi. Halk O'nun sözlerini merakla dinledi. Celile'deki gibi Pereya'da da halk, Yahudiye'deki kadar yobazlığın kontrolünde değildi ve O'nun öğretilerine ilgi gösterdi.SO 486.2

    Halka dönük hizmetinin bu son ayları boyunca halka birçok benzetme anlattı. Hahamlar ve rabbiler O'nu gittikçe artan bir nefretle izlediler. İsa anlattığı örneklerle onlara gizli uyarılarda bulundu. Anlattıklarıyla O'nun ne demek istediğini anladılar; sözlerinde suçlayabilecekleri hiçbir şey bulamadılar. Ferisiler ve vergi görevlileri örneğindeki, “Allah'ım, diğer insanlar olmadığım için sana şükrederim!”28Luka 18:11.şeklindeki bencil dua, tövbekarın şu duasına ne kadar da zıttı: “Tanrım, ben günahkara merhamet et!”29Luka 18:13.Böylece İsa, Yahudilerin ikiyüzlülüğünü kınadı. Meyve vermeyen incir ağacı30Luka 13:6-8'e bakınız.ve Ferisilerin verdiği akşam yemeği31Luka 14:l-23'e bakınız.örnekleriyle, tövbe etmeyen halkın başına çok yakında gelecek olan felaketi önceden bildirdi. Müjdeyi reddedenler, O'nun şu sözlerini duydular: “Size şunu söyleyeyim; ilk çağrılan o adamlardan hiç biri benim yemeğimden tatmayacaktır.”32Luka 14:23.SO 486.3

    Öğrencilere verilen ders çok önemliydi. Israrcı dul kadın ve gece yarısı ekmek istemeye gelen arkadaş33Luka 11:5-8'e bakınız.örnekleri İsa'nın sözlerinin ne kadar anlamlı olduğunu bir kez daha gösterdi. “Size şunu söyleyeyim; dileyin size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın size açılacaktır.”34Luka 18:9.Çoğu kez onların azalan imanları, İsa'nın anlattıklarıyla güçlendi. “Tanrı da gece gündüz kendisine yakaran seçilmişlerinin hakkını almayacak mı? Onları çok bekletecek mi? Size şunu söyle-yeyim; onların hakkını tez alacaktır.”35Luka 18:7-8.SO 487.1

    İsa kaybolan koyun36Matta 18:12-14'e bakınız.örneğini verdi. Kayıp gümüş para37Matta 15:8-10'a bakınız.ve savurgan oğul38Matta 15:11-3l'e bakınız.örneğiyle bu tür ibret hikayeleri anlatmaya devam etti. Öğrenciler örnek hikayelerden alınması gereken dersin tam anlamıyla farkına varamadılar; fakat Kutsal Ruh'un esinlemesiyle diğer ulusların bir araya gelişini ve Yahudilerin kıskançlığını ve öfkesini gördüklerinde, kaybolan oğul örneğinden almaları gereken dersi daha iyi anladılar ve İsa'nın sevinç dolu şu sözlerine katıldılar: “Ama sevinip eğlenmek gerekiyordu, çünkü bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.”39Matta 15:32: 33, 24.Yoksulluğu, hakareti ve zulmü göze alarak öğretmenlerinin adıyla görevlerini yerine getirmek için halkın arasına katıldıklarında, O'nun bu son yolculukta verdiği buyruğu hatırlayarak yüreklerini güçlendirdiler: “Korkma ey küçük sürü! Çünkü Babanız egemenliği size vermeyi uygun gördü. Mallarınızı satın, sadaka olarak verin. Kendinize eskimeyen keseler, göklerde tükenmeyen bir hazine edinin. Orada ne hırsız ona yaklaşır; ne de güve onu yer. Hâzineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacak.”40Luka 12:32-34.SO 487.2

    Bu bölüm Luka 9:51-56; 10:1-24'e dayanmaktadır.SO 487.3

    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents