Loading...
Larger font
Smaller font
Copy
Print
Contents

Sevgi öğretmeni

 - Contents
  • Results
  • Related
  • Featured
No results found for: "undefined".
  • Weighted Relevancy
  • Content Sequence
  • Relevancy
  • Earliest First
  • Latest First
    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents

    21. Beytesta ve Yüksek Kurul

    “Kudüs'te, şimdi Koyun Kapısı'nın yanında, İbrani dilinde Beytesta denilen beş sundurmalı bir havuz vardır. Bu sundurmalarda kör, topal, eli ayağı tutmayan büyük bir hasta topluluğu yatardı ve sudaki çalkalanmayı beklerlerdi.”SO 183.1

    Havuzun suları bazen çalkalanırdı ve genel olarak doğa üstü bir gücün buna neden olduğuna ve sundurma çalkalandıktan sonra ha-vuza ilk kim girerse, onun iyileşeceğine inanılırdı. Bu yüzden yüzlerce kişi iyileşmek umuduyla buraya gelirdi; fakat sular çalkalandığında öylesine büyük bir kalabalık oluşurdu ki, burada bulunanlar, erkekleri, kadınları, çocukları ve kendilerinden güçsüz kişileri ayaklarının altında çiğneyerek havuza akın ederlerdi. Birçoğu havuza yaklaşamazdı bile. Havuza ulaşabilen birçok kişi ise, havuz kenarında ölür kalırdı. Buradaki insanların, gündüzün sıcağından ve gecenin soğuğundan koruna- bilmeleri için bu yerin etrafında barınaklar inşa edilmişti. Havuzun kenarında, günlerce iyileşeceklerini boş yere ümit eden ve geceyi bu sundurmalarda geçirenler vardı.SO 183.2

    İsa, tekrar Kudüs'teydi. Yürüyerek havuza geldi. Tek iyileşme şansı olarak gördükleri havuzu izleyen, acı çeken insanları gördü. İyileştirici gücünü kullanmayı ve acı çeken herkesin acısını dindirmeyi arzuluyordu. Fakat o gün Sebt günüydü. Kalabalık gruplar, tapınağa ibadet etmeye gidiyorlardı; İsa, böyle bir hareketin, Yahudilerin, kendisinin işine engel olabilecekleri ölçüde önyargılı olmalarına neden olabileceğini biliyordu.SO 183.3

    Fakat Kurtarıcı, durumu gerçekten ciddi ve otuz sekiz yıldır amansız bir hastalığın pençesinde acı çekmekte olan bir kişi gördü. Hastalığı büyük ölçüde kendi günahının bir sonucuydu ve buna Allah'ın hükmü olarak bakılıyordu. Yalnız ve arkadaşsız bir şekilde Al- Iah'tan ayrı düştüğünü hisseden bu adam, yıllardır acı ve sefalet içinde yaşıyordu.SO 183.4

    O'nun çaresizliğine acıyanlar, suların çalkalanması beklendiği zaman yaklaştığında onu havuzun kenarına taşıyacaklardı. Fakat vakit geldiğinde onun havuza girmesine yardım edecek hiç kimse kalmıyordu. Suyun dalgalandığını görmüş; fakat bir türlü havuzun kenarından daha öteye gidememişti. Daha güçlü olanlar ondan önce suya atlıyorlardı. Bencil ve birbirleriyle yarışan insanlarla baş edemiyordu. Sürekli olarak gösterdiği çaba, kaygı ve hayal kırıklığı, gücünün arta kalanını da tüketiyordu.SO 184.1

    Hasta adam yerde yatıyordu ve havuza bakmak için ara sıra başını yukarı kaldırıyordu. Sevecen ve şefkat dolu bir yüz onun önünde durduğunda ve ona “İyileşmek ister misin?” dediğinde onun dikkatini çekti. Yüreği ümitle doldu. Bir şekilde yardım alacağını hissetti. Fakat onu yüreklendiren bu parıltı çabuk söndü. Havuzun kenarına ulaşmayı ne kadar sık denediğini hatırladı; ve su çalkalanıncaya kadar hayatta kalamayacağını zannediyordu. Bitkin bir şekilde döndü ve şöyle dedi: Efendi... Sundurma çalkalandığında beni havuza koyacak kimsem yok; fakat tam ben suya gireceğim sırada, diğerleri benden önce atlıyor.”SO 184.2

    Isa acı çeken bu adamdan kendisine iman etmesini istemez. Sadece şöyle der: “Kalk, döşeğini kaldır ve yürü.” Fakat adam bu söze imanla ve sımsıkı sarılır. Her adale ve sinir, tekrar harekete geçer ve onun hasta kollarına ve bacaklarına sağlıklı bir hareket gelir. Hiç şüphe duymadan, İsa'nın buyruklarına uyar ve tüm kasları onun isteğine cevap verir. Artık rahatça hareket edebilmekte, hatta sıçraya-bilmektedir. İsa ona hiçbir ilahi yardım güvencesi vermedi. Adam, şüpheye düşebilir ve tek iyileşme şansını kaybedebilirdi. Fakat İsa'nın sözüne güvendi ve O'nun buyruklarına göre hareket ederek güçlendi.SO 184.3

    Aynı iman ile biz de ruhsal şifa bulabiliriz. Günah yüzünden Allah'ın yaşamından ayrı düşmüş durumdayız. Ruhlarımız felç olmuştur. Gücümüz kutsal bir yaşam sürmeye, kötürüm adamın yürümeye gücünün yettiğinden daha fazla yetmez. Çaresizliklerinin farkında olan ve onları Allah ile uyum içerisine getirecek olan ruhsal yaşamı arzulayan birçok kişi vardır. Bunu elde etmek için boş yere çaba harcamaktadır-lar.SO 184.4

    Umutsuzluk içinde şöyle haykırırlar: “Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?”1Romalılar 7:24.Ümitsizlik içinde mücadele eden bu insanlar huzura kavuşmalıdırlar. Kurtarıcı kendi kanı karşılığında bizi kurtarır ve tarifsiz bir şefkat ve acımayla şöyle der: “İyi olmak istiyor musun?” 0 sizin sağlıklı bir şekilde huzura kavuşmanızı sağlar. İyileştiğinizi hissetmek için beklemeyin! O'nun sözüne inanın; çünkü O, sözünü yerine getirecektir. İradenizi O'nun tarafında tutun. O'na hizmet etmeyi istediğinizde ve O'nun sözüne göre hareket ettiğinizde güçlenirsiniz. Kişinin hareketleri ne kadar kötü olursa olsun, ruh ve bedeni sonsuz bağışlama ile bütünleştiren sevgiyi İsa verebilir ve onu vermeyi arzular. “Suçlarından ve günahlarından dolayı ölü”2Efesliler 2:1.olan ruha hayat verir. O, zayıflık, felaket ve günahın tutsak ettiği kimseleri özgürlüklerine kavuşturacaktır.SO 185.1

    İyileşen felçli adam, sadece döşek ve battaniyeden ibaret olan yatağını kaldırmak için eğildi ve sevinç içinde doğrularak Kuıtarıcı'sını aradı; fakat İsa kalabalığın arasında gözden kaybolmuştu. Adam tekrar gördüğünde O'nu tanıyamayacağından korktu. Artık rahatça adım atıyordu. Allah'ı yücelterek ve yeniden kazandığı gücüne sevinerek aceleyle yoluna devam ederken, birkaç Ferisi ile karşılaştı ve hemen, onlara nasıl iyileştiğini anlattı. Ferisilerin, kendisinin anlattıklarını soğukkanlı bir şekilde dinlemeleri onu şaşırttı.SO 185.2

    Fakat ona sert bir şekilde tepki gösterdiler. Sebt günü olduğu halde niçin yatağını taşıdığını sordular. Rab'bin gününde iş yapmanın yasaya aykırı olduğunu sert bir şekilde hatırlattılar. Adam, sevinçten o günün Sebt günü olduğunu unutmuştu; bununla birlikte Allah tarafından kendisine böylesine büyük bir güç verilen Kişi'nin emirlerine uymak için hiçbir sakınca görmedi. Cesurca cevap verdi: “Beni iyileş-tiren Kişi, yatağımı kaldırıp yürümemi söyledi.” Bunu yapanın kim olduğunu sordular; fakat adam onun kim olduğunu söyleyemedi. Yahudi liderler sadece bir tek Kişi'nin bunu yapmaya gücü olduğunu biliyorlardı. Fakat Sebt gününü ihlal ediyor diye suçlayabilmek için onun, İsa olduğuna dair daha kesin bir kanıt istiyorlardı. Ferisilere göre İsa, Sebt günü hasta bir adamı iyileştirip yasayı çiğnemekle kalmamış, aynı zamanda hasta adama yatağını toplayıp gitmesini söyle-mişti.SO 185.3

    Yahudiler yasayı öylesine saptırdılar ki, onu bir tutsaklık boyunduruğu haline getirdiler. Onların anlamsız talepleri, diğer milletler arasında alay edecek derecede yaygın hale geldi. Özellikle Sebt, her türlü mantıksız sınırlamalarla dolduruldu. Onlar Rab'bin kutsal ve onurlu kıldığı Kişi'yi istemiyorlardı. Din yorumcuları ve Ferisiler, Sebt gününe uymayı ağır bir yük haline getirdiler. Bir Yahudi'nin Sebt günü ateş, hatta mum yakmasına bile izin verilmiyordu. Bunun sonucunda halk, liderlerin yasak ettiği birçok hizmet için Yahudi olmayanlara bağımlı hale geldi. Eğer bu hareketleri yapmak günah ise, başkalarını buna yöneltenlerin de, en az bunu yapanlar kadar suçlu olduğunu düşünmediler. Kurtuluşun Yahudilerle sınırlı olduğunu, Yahudi ulusunun dışında kalanların umutsuzluk içinde yaşadıklarını ve bundan daha kötü bir durumda zaten olamayacaklarını düşünüyorlardı. Fakat Allah herkes tarafından uyulamayacak hiçbir emir vermemiştir. O'nun sevgisi mantık dışı ya da bencil olan hiçbir sınırlamayı onaylamaz.SO 186.1

    İsa, iyileştirdiği adamı tapınakta tekrar gördü. O, bir günah adağı ile aldığı büyük lütuf için Allah'a şükranlarını sunmaya gelmişti. İbadet edenler arasında onu buldu ve onun şu sözlerle kendisini tanımasını sağladı: “Bak iyileştin. Artık günah işleme ki, başına daha kötü bir şey gelmesin.”SO 186.2

    İyileşen adam, Kurtarıcı'yla tekrar karşılaştığı için sevinçliydi. İsa ya duyulan düşmanlıktan habersiz bir şekilde, Ferisilerin sorularını cevapladı ve kendisini kimin iyileştirdiğini anlattı. “Bu yüzden Yahudi yetkililer, İsa'ya saldırıda bulunmaya başladılar; çünkü bu işleri Sebt gününde yapmıştı.'SO 186.3

    Sebt gününü ihlal etmekle suçlanan İsa, Yahudi yetkililerin suçlamalarına cevap vermek üzere Yüksek Kurul'a çıktı. Eğer Yahudiler, bu kez bağımsız bir millet olsaydılar, bu tür bir suçlama, onların İsa'yı öldürmeye yönelik olan amacına hizmet ederdi. Romalıların boyunduruğu altında olmaları bunu engelledi. Yahudiler büyük cezalar vermeye yetkili değildiler ve İsa'ya karşı öne sürülen suçlamaların Roma mahkemesinde hiçbir etkisi yoktu. Bununla birlikte elde etmek istedikleri başka amaçları da vardı. İsa'nın çalışmalarının etkilerini yok etme çabalarına rağmen, İsa, Kudüs'te, halkın üzerinde onlardan daha büyük bir etki bırakıyordu. O'nun öğretileri, hahamların sıkıcı konuş-malarından bıkan halkın ilgisini çekti. İsa açık ve anlaşılır sözleri ile onları teselli etti ve kalplerini huzura kavuşturdu.SO 186.4

    O, Allah'tan, öç alan bir yargıç olarak değil, sevgi dolu bir baba olarak söz etti ve Allah'ın görüntüsünün yansımasını kendi kişiliğinde gösterdi. Sözleri acı çeken ruhlar için şifa verici bir merhem gibiydi. Sözleri ve yaptığı iyiliklerle, Allah'ın sevgisini onun eksilmez bütünlüğü ile sunarak, insanların kendi icatları olan gelenekler ve emirlerin zulmeden gücünü kırıyordu.SO 187.1

    İsa ile ilgili ilk peygamberliklerden birinde şöyle yazılıdır: “Sahibi gelene kadar krallık asası Yahuda'nın elinden çıkmayacak ve yönetim hep onun soyunda kalacaktır. Uluslar onun sözünü dinleyecektir.”3Yaratılış 49:10.Halk, İsa'nın etrafında toplanıyordu. Onların sevgi dolu kalpleri ha-hamların talep ettiği sert kuralları içeren törenler yerine, sevgi ve iyilik derslerini kabul etti. Eğer hahamlar ve rabbiler engel olmaya çalışmasalardı, O'nun öğretileri, dünyada şimdiye dek eşi görülmemiş bir reformun oluşmasını sağlayabilirdi. Fakat kendi güçlerini devam ettirmek için İsa'nın etkisini yok etmeye karar verdiler. O'nun Yüksek Kurul'un önünde suçlanması ve öğretilerinin açıkça kınanması bunda etkili olurdu; çünkü halk dini liderlerine halâ büyük saygı duyuyordu. Her kim, hahamların taleplerini kınamaya ya da onların insanların üzerine getirdikleri yükleri hafifletmeye çalışırsa, sadece Kutsal değerlere saygısızlıkla değil, aynı zamanda hainlikle de suçlanıyordu. Rabbiler, buna dayanarak İsa üzerinde şüphe oluşturmayı umuyorlardı. O'nu, yerleşmiş gelenekleri yıkmaya çalışıyor gibi gösterdiler. Halk arasında büyük ayırım yarattılar ve Romalıların hükmü altına girmek için yol hazırladılar.SO 187.2

    Rabbilerin gerçekleştirmek için üzerinde bu kadar titizlikle çalıştıkları planlar, Yüksek Kurul'un dışında başka bir kurulda da hazırlandı. Şeytan çölde İsa'ya karşı başarısız olduktan sonra, mümkün olduğunca O'nun işini engellemek ve O'na karşı savaşmak için kendi güçlerini birleştirdi. Kendi çabasıyla direkt olarak başaramadığını strateji yoluyla başarmaya karar verdi. Çöldeki mücadelede geri çekildikten hemen sonra, işbirliği yaptığı melekleri, kurtarıcılarını kabul etmemeleri için Yahudi halkının aklını çelmek üzere görevlendirdi. Gerçeğin Egemeni'ne karşı kendi düşmanlığını aşılayarak, planını, dini çevrelerdeki insanları araç olarak kullanarak uygulamak istedi. Onları, İsa'yı reddetmeye yöneltecek ve O'nun mümkün olduğunca acı dolu bir hayat sürmesine neden olmaya çalışacaktı. Görevinde cesaretini yitirmesini sağlayacağını umuyordu. İsrail'deki liderler, İsa'ya karşı savaşmak için Şeytan'ın ajanları haline geldiler.SO 187.3

    İsa, yasayı büyütmek ve yüce kılmak için geldi. O'nun değerini azaltmayacak, tersine onu yüceltecekti. Kutsal Yazı şöyle der: “Dünyada adaleti pekiştirinceye dek zayıflamayacak ve cesareti kırılmayacaktır.”4Yeşaya 42:21, 4.İsa, Sebt'i kutsal bir gün yerine, bir yük haline getiren ağır taleplerden kurtarmak için gelmişti.SO 188.1

    Bu yüzden Beytesta'da insanları iyileştirmek için Sebt gününü seçmişti. Hasta adamı, haftanın herhangi bir gününde de iyileştirebilirdi; ya da onu, sadece iyileştirebilir ve yatağını kaldırıp götürmesini de emretmeyebilirdi. Fakat bu, O'na istediği fırsatı vermezdi. İsa'nın yeryüzündeki yaşamının her hareketinde, zekice bir maksat vardı. Yaptığı her şey, kendi özünde ve öğretisinde önem taşıyordu. Havuzdaki hasta insanların arasında iyileştirici gücünü kullanmak için, en kötü durumda olanı seçti ve yaşadığı bu büyük olayı tüm şehre yayması için ona yatağını kaldırıp götürmesini emretti. Bu, Sebt gününde neyi yapmanın yasaya uygun olduğunu ya da olmadığını gündeme getirecekti ve Rab'bin günüyle ilgili Yahudilerin getirdiği sınırlamaları kınaması ve onların geleneklerinin geçersiz olduğunu bildirmesi için yolu hazırlayacaktı.SO 188.2

    İsa onlara, hasta insanları iyileştirmenin ve acı çekenlerin acısını dindirmenin Sebt yasası ile uyum içinde olduğunu bildirdi; bu, acı çeken insanlığa yardım etmek için gökyüzünden yeryüzüne inen Allah'ın meleklerinin yaptığı iş ile de uyum içindeydi. İsa şöyle bildirdi: Babam hala çalışmaktadır, bende çalışıyorum.” İnsanlık soyu için O'nun planlarının uygulandığı tüm günler, Allah'ındır. Yahudilerin yasayla ilgili yorumu doğru olsaydı, o zaman dünyanın temelini kur-duğu andan beri evrendeki tüm canlıları yaşatan ve koruyan Yehova'nın olması gerekirdi. Öyleyse işinin mükemmelliğini ve bütünlüğünü bildiren Kişi'nin çalışmasına bir süreç belirlemesi ve evrenin hiç durmayan deveranını durdurması gerekirdi.SO 188.3

    Allah, güneşin ışınlarını dünyaya Sebt günü göndermesini ya- saklamalı mıydı? Bu kutsal gün boyunca dünya ve diğer gezegenler hareketsiz mi kalmalıydılar? Allah derelerin tarlaları ve ormanları sulamasını; ve denizin, dalgaların sürekli hareketini ve akışını durdurmasını mı emretmeliydi? Buğday ve mısırın gelişmesi durmalı mıydı? Olgunlaşan dallar çiçek açmaktan vaz mı geçmeliydiler? Ağaçlar ve çiçekler, Sebt günü hiç tomurcuk açmamalı mıydılar?SO 188.4

    İnsanlık böyle bir durumda dünyayı yaşanabilir kılan ürünlerden ve nimetlerden yararlanamazdı. Tabiatın dengesi korunmalıydı. Allah koruyucu elini dünyadan bir an bile çekmedi; aksi takdirde bu, insanlığın sonu olurdu. Hayatın normal akışının devam edebilmesi için, insanın, bugün yapması gereken işler vardır. Yaşamın gerekleri yerine getirilmelidir, hastalarla ilgilenilmelidir ve ihtiyacı olanlara gereken yardım sağlanmalıdır. Sebt günü acı dindirmekten kaçınan, suçlu sayılır. Allah'ın kutsal dinlenme günü insanlar içindir ve merhamet etmek, onun niyeti ile mükemmel uyum içindedir. Allah, kullarının Sebt ya da başka bir günde dindirilebilecek bir saatlik bir acıyı bile çekmelerini istemez.SO 189.1

    Sebt gününde Allah'tan beklentiler diğer günlerdekinden daha fazladır. Allah'ın halkı Sebt gününde günlük işini bırakır ve zamanını dua ile geçirir. O'nun özel ilgisini isterler. O'nun en seçkin lütuflarını arzularlar. Allah bu istekleri yerine getirmek için Sebt gününün gelmesini beklemez. Gökyüzünün işi asla sona ermez ve insanlar iyilik yapmayı asla bırakmamalıdırlar. Sebt günü, faydasız bir şekilde boşa zaman harcamanın amaçlandığı bir gün değildir. Yasa dinlenme gününde dünyevi işi yasaklar; maddi kazanç sağlamak için yapılan işe ara verilmelidir; dünyevi zevk ya da kâr sağlamak için yapılan hiçbir iş, o gün yasaya uygun değildir; fakat Allah'ın yaratma işine ara verip, Sebt günü dinlendiği ve onu kutsal kıldığı gibi, insan da günlük yaşamın işlerine ara vermelidir ve bu kutsal saatleri sağlıklı bir şekilde dinlenme, ibadet ve hayırlı işler ile geçirmelidir. İsa'nın hastaları iyileştirmek için yaptığı iş, Allah'ın yasasıyla mükemmel uyum içindeydi. Bu, Sebt'i onurlandırdı.SO 189.2

    İsa, kutsal ve aynı zamanda gökyüzündeki Baba'nın karakterine uygun olan bir işi yapmada Allah ile eşit haklara sahip olduğunu iddia etti. Fakat Ferisiler O'na hala öfkeliydiler. Ferisilere göre İsa, sadece yasayı çiğnemekle kalmamış, Tanrı'nın Oğlu olduğunu söyleyerek kendisini Allah'a eşit saymıştı.SO 189.3

    Tüm Yahudi ulusu Allah'a “Baba” diyordu. Bu yüzden İsa, kendisini Yahudiler gibi Allah ile aynı ilişki içinde gösterseydi, onlar bu kadar öfkelenmezlerdi. İsa'nın bu iddiayı en yüksek anlamda söyledi-ğini anladıklarını göstererek, O'nu kutsal değerlere saygısızlıkla suçladılar. İsa'ya düşmanlık duyan bu kişilerin, İsa'nın, onların farkına varmalarını sağladığı gerçeklere karşı savunacakları hiçbir şeyleri yoktu. Onlar sadece kendi usul ve geleneklerini savunabiliyorlardı; ve İsa'nın, Allah'ın sözünden ve dünyanın hiç durmayan devranından aldığı gerçeklerle karşılaştırıldığında, bu geleneklerin ne kadar anlamsız ve önemsiz oldukları açıkça görülüyordu. Eğer hahamlar ışığı almaya biraz istekli olsalardı, İsa'nın gerçeği söylediğine ikna olurlardı. Fakat İsa'nın Sebt günüyle ilgili olarak yaptığı açıklamalara aldırış etmediler ve kendisini Allah'a eşit tuttuğu için O'na öfkelendiler. Yöneticilerin öfkesi sınır tanımıyordu. Hahamlar ve rabbiler eğer halktan çekinmeselerdi, İsa'yı derhal öldürürlerdi. Fakat halk O'na büyük ilgi duyuyordu. Birçok kişi İsa'yı, insanların hastalıklarını iyileştiren ve acılarını dindiren bir dost olarak kabul etti ve O'nun Beytesta'da acı çeken hastaların acısını dindirdiğine tanık oldu. Böylece Yahudi liderler, bir süre için öfkelerine hakim olmak zorunda kaldılar.SO 189.4

    İsa kutsal değerlere saygısızlık suçlamasına karşı şöyle dedi: Beni suçladığınız işi yapma yetkim, onunla maksatça, yapıca ve istekçe bir olduğum Tann'nın Oğlu olmamdır. O'nun yaratma ve ilahi takdir işinin tümünde Allah ile birlikte çalışırım. “Oğul, Baba'nın yaptıklarını görmedikçe kendiliğinden bir şey yapamaz.” Hahamlar ve rabbiler, dünyaya, gerçekleştirmek üzere geldiği görevinden dolayı Tann'nın Oğlu'nu suçluyorlardı. Günahları yüzünden Allah'tan kendilerini ayırmışlardı ve kibirli davranışlarıyla, O'na bağımlı olmadan hareket ediyorlardı. Kendilerini her konuda yeterli hissediyorlardı. Davranışlarını ve karakterlerini düzeltmeleri gerektiğinin farkına varamadılar. Fakat İsa her bakımdan Allah'ın isteklerine itaat ederek O'na olan sadakatini korudu.SO 190.1

    İsa, öylesine alçakgönüllüydü ki, kendisi için hiçbir plan yapmadı. Allah'ın kendisi için olan planlarını kabul etti ve zamanı gelince Allah, O'nun için yaptığı planları açığa çıkardı. Bu yüzden, yaşamımız boyunca bizi yönlendirebilmesi için Allah'a bağlı kalmalıyız. Yaşamımız o zaman O'nun isteminin bir sonucu olur.SO 190.2

    Tapmak kurulmak üzereyken Musa'ya her şeyin dağın üzerinde gösterilen örneğe göre yapması emredildi. Musa, Allah'ın kendisine verdiği buyruğu yerine getirmek için çok çaba harcıyordu; en yetenekli ve becerikli insanlar, önerilerini yerine getirmek için onun yanındaydı. Musa, tapmağı her yönüyle Allah tarafından her zilin, her narın, her püskülün, her saçağın, her perdenin, her tasın kendisine su-nulan örneğe göre yapacaktı. Allah onu dağa çağırdı ve ona ilahi şey- ler gösterdi. Kendisine sunulan örneği görebilmesi için Rab, onu kendi görkemiyle kuşattı ve her şey bu örneğe göre yapıldı. Böylece, kendisinin konut kurma yeri olmasını arzuladığı İsrail'e karakterinin görkemli amacını gösterdi. Sina'da yasa verildiğinde ve Rab, Musa'nın önünde şöyle haykırdığında, örnek dağın üzerinde gösterildi: “Merhameti, lütfü sonsuz, inayeti ve gerçeği bol, binlercesine iyiliğini saklayan haksızlığı günahı ve suçu bağışlayan Rab'dir.”5Çıkış 34:6-7.SO 190.3

    İsrail halkı kendi yolunu seçmişti. Onlar örneğe göre bina etmediler. Fakat Allah'ın konut kurması için gerçek tapınak olan İsa, dünyadaki yaşamı boyunca her an Allah'ın amacına uygun olarak yaşadı. İsa şöyle dedi: “Ey Allah'ım. Senin isteğini yapmaktan zevk alırım. Yasan yüreğimin derinliğindedir.”6Mezmurlar 40:8.Böylece bizim karakterimiz “Kutsal Ruh aracılığıyla Allah'ın konutu olmak üzere Mesih'te bina edilecektir.”7Efesliler 2:22.“Her şeyi dağda gösterilen örneğe uygun olarak” yapacağız.8İbraniler 8:5.O, “kendisinin izinden gitmemiz için uğrumuza acı çekerek bize örnek oldu.”91.Petrus 2:21.SO 191.1

    Mesih'in sözleri, kendimizi gökyüzündeki Baba'mıza ayrılmaz bir şekilde bağlı olarak görmemiz gerektiğini öğretir. Bizler her durumda Allah'a bağımlıyız. Kaderimiz O'nun elindedir ve Allah yapmamız gereken işi bize bildirmiştir. Bu iş için gerekli olan yetenek ve imkanları bize sunmuştur. İrademizi, onun gücüne duyduğumuz güveni ve düşüncelerimizi Allah'a teslim ettiğimiz sürece, O'nun büyük planında üzerimize düşen görevi yapmak üzere emin bir yolda ilerleriz. Fakat kendi mantığına ve kendi gücüne güvenen, kendisini Allah'tan ayırır. İsa ile birlikte çalışmak yerine, insanların ve Allah'ın Düşmanı'nın amacını yerine getirir.SO 191.2

    Kurtarıcı sözlerine devam etti: “Baba ne yaparsa oğul da aynı şeyi yapar... Baba, nasıl ölüleri diriltip onlara yaşam veriyorsa, Oğul da dilediği kimselere öylece yaşam verir.” Sadukiler ölümden sonra dirilmeye inanmıyorlardı. Fakat İsa, Babasının en büyük işlerinden birinin ölüleri diriltmek olduğunu ve kendisinin de aynı şeyi yapmaya gücü olduğunu onlara anlatır. “Vakit geliyor; işte geldi bile!... Ölüler, Tanrı'nın Oğlu'nun sesini duyacaklar ve duyanlar yaşayacaktır.” Feri- siler, ölümden sonra dirilmeye inanıyorlardı. İsa, ölülere yaşam veren gücün şu an bile onların arasında olduğunu ve bunun farkında olmaları gerektiğini onlara bildirir. Aynı diriltici güç “günahlarının içinde ölü” olanlara hayat veren güçtür.10Efesliler 2:1; Filipililer 3:10.“Yaşam veren Ruh'un yasası, Mesih İsa bağlılığında insanı günah ve ölüm yasasından özgür kılar.”11Romalılar 8:2.Kötülüğün hükmü yenilir ve insan, iman yoluyla günahtan korunur. İsa'nın ruhuna kalbini açan kişi, onu ölümden diriltecek olan gücün paydaşı olur.SO 191.3

    Mütevazı Nasıralı, gerçek yüceliğini gösterir. İnsanlığın üzerinde yükselir. Günah ve kötülüğün hükmüne son verir. Meleklerin onurlandırdığı Tanrı'nın Oğlu, tüm evrenin yaratıcısı olan Yüce Yaradan ile birlikte Olan Kişi, tüm görkemiyle görünür. O'nu dinleyenler büyülenmiş gibidirler. Şimdiye kadar başka hiçbir kimse O'nun gibi konuşmamıştır ve O'nun kadar büyük bir yüceliğe erişmemiştir. Açık ve net sözleri, O'nun hizmetini ve ayrıca dünyanın görevini bildirmektedir. “Baba, kimseyi kendisi yargılamaz. Tüm yargılama yetkisini Oğul'a vermiştir. Öyle ki, herkes Baba'ya saygı gösterdiği gibi, Oğul'a da saygı göstersin. Oğul'a saygı göstermeyen, O'nu gönderen Baba'ya saygı göstermez; çünkü Baba, nasıl her varlığın yaşam kaynağıysa, Oğul'un da her varlığa yaşam kaynağı olmasını sağladı. O'na yargılama yetkisini de verdi. Çünkü O 'İnsanoğlu'dur.”SO 192.1

    Hahamlar ve önderler, çalışmalarından dolayı İsa'yı yargılama yetkisine sahip olduklarını iddia ettiler; fakat O, kendisinin onların ve tüm dünyanın yargıcı olduğunu bildirdi. Dünya, İsa'nın emrine verildi ve günahkar insan soyuna her kutluluk O'nun aracılığıyla geldi. O, insan özdeşliğini almadan önce de, sonrasında olduğu gibi Kurtarıcı'ydı. Günahın ortaya çıkmasıyla birlikte Kurtarıcı, insanlığa yardım elini uzattı. O, herkese ışık ve yaşam vermiştir; ve herkes kendisine verilen ışığın ölçüsüne göre yargılanacaktır. İnsanları ışığa kavuşturan, nazik bir şekilde yaklaşarak onları günahtan kurtarıp kutsal kılmaya çalışan Kişi, insanlığın hem yargıcı hem de avukatıdır. Şeytan gökyüzündeki büyük mücadelenin başlangıcından beri planını sürekli hile yoluyla uygulamıştır; İsa, onun planlarını ortaya çıkarmak ve gücünü kırmak için çalışmaktadır. O, Aldatıcı ile karşılaşan ve tüm çağlar bo- yunca Şeytan'ın kendisine tutsak ettiği insanları kurtarmaya çalışan ve herkesi yargılayacak olan Kişi'dir.SO 192.2

    Allah “yargılama yetkisini O'na verdi. Çünkü O 'İnsanoğlu'dur.” İnsanın başına gelebilecek her türlü zorluğu ve denemeyi yaşamıştır. İnsanın günahlarını ve zaaflarını bilir; çünkü bizim yararımız için Şey- tan'ın denemelerine karşı zafer kazanmıştır. Kurtarmak için kendi kanını döktüğü insanlara adil ve merhametli davranacaktır. Bu yüzden 'İnsanoğlu,' yargılamayı gerçekleştirmek için Allah tarafından gönderilmiştir.SO 193.1

    Fakat İsa'nın asıl görevi yargılamak değil, aksine kurtarmaktı. “Tanrı, Oğlu'nu dünyayı yargılamak için göndermedi. Dünya O'nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.”12Yuhanna 3:17.İsa, Yüksek Kurul'un önünde şöyle dedi: “Size doğrusunu söyleyeyim. Benim sözümü dinleyip, beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Böyle biri yargılanmaz, ölümden yaşama geçmiştir.”13Yuhanna 5:24.SO 193.2

    İsa, kendisini dinleyenlere şaşırmamalarını buyurarak, gelecekle ilgili sırrı daha ayrıntılı bir şekilde onlara açıkladı: “Buna şaşmayın! Mezarda olanların hepsinin O'nun sesini duyacakları saat geliyor. İyilik yapmış olanlar yaşamak, kötülük yapmış olanlar yargılanmak üzere dirilecekler.”14Yuhanna 5:28-29.SO 193.3

    Gelecekteki yaşamla ilgili bu güvence, İsrail'in uzun süre beklediği ve Mesih'in gelişinde alacağını ümit ettiği güvenceydi. Mezarın karanlığını aydınlatabilecek tek ışık, onların üzerinde parlıyordu; fakat onların iradeleri körleşmişti. İsa, rabbilerin geleneklerine uymamış ve onların yetkisini tanımamıştı. Bu yüzden onlar da İsa'ya inanmak istemiyorlardı.SO 193.4

    O anki yer, zaman, içinde bulunulan durum ve halkın yoğun ilgisi, bunların tümü İsa'nın sözünün Yüksek Kurul'un önünde daha etkili olması için birleşti. Ülkenin en yüksek dini otoriteleri, kendisini İsrail'in kurucusu olarak bildiren Kişi'yi öldürmeyi planlıyorlardı. Sebt'in kurucusu olan Kişi, Sebt yasasını ihlal etmekle suçlandı ve bu suçlamaya karşı, dünyevi bir mahkemeye çıkarıldı. İsa, görevini böyle korkusuzca açıkladığında, yargıçlar, O'na şaşkınlık ve öfke içinde baktılar; fakat O'nun sözlerine cevap veremediler. O'nu mahkum e- demediler. İsa, haham ve rabbilerin kendisini sorguya çekme ya da çalışmalarına müdahale etme hakkını reddetti. Onların böyle bir yetkisi yoktu. İddiaları, onların kendi gurur ve bencilliklerine dayalıydı. İsa, onların suçlamalarına göre suçlu olmayı ya da onlardan dini konularda bilgi almayı reddetti.SO 193.5

    Onların şikayetçi olduğu hareketinden dolayı özür dilemek ya da bunu yapmadaki maksadını açıklamak yerine, İsa din bilginlerine döndü ve bu kez kendisi onları suçladı. İnsanlara sert davrandıklarından ve Kutsal Yazı konusundaki bilgisizliklerinden dolayı onları kınadı. Onların, Allah'ın Sözü'nü reddettiklerini bildirdi; çünkü onlar, Allah'ın gönderdiği kişiyi reddetmişlerdi. “Kutsal Yazılar'ı araştırıyorsunuz. Çünkü bunlarda sonsuz yaşama sahip olduğunuzu sanıyorsunuz. Bana tanıklık eden de bu yazılardır.”15Yuhanna 5:39.SO 194.1

    Eski Antlaşma'nın tarih, ilahi buyruklar ya da peygamberliklerle ilgili her sayfasında Tanrı'nın Oğlu'nun görkemi açıkça görülür. “Peygamberlerin hepsi O'nunla ilgili tanıklıkta bulunuyorlar.”16Elçilerin İşleri 10:43.Adem'e verilen vaatten, öncülerin sırasına ve yasal sisteme kadar gökyüzünün görkemli ışığı, Kurtarıcı'nın izlediği yolu belirgin hale getirdi. İleride meydana gelecek olaylar, gizemli bir sırayla gökbilimcilerin gözlerinin önüne geldiğinde, gelecek olan Kişi'yi, Beytlehem Yıldızı'nı gördüler. Sunulan her kurbanda, İsa'nın ölümü temsil edildi. Her buhur dumanında onun dürüstlüğü indi. Her özgürlük yılı çalınan boru sesinde O'nun adı yankılandı. O'nun görkemi kutsallar kutsalının büyük sırrın- daydı.SO 194.2

    Yahudiler, Kutsal Yazılar'ı ellerinde bulunduruyorlardı ve Allah'ın Sözü ile ilgili yüzeysel bir bilgi edinerek sonsuz yaşama sahip olacaklarını sanıyorlardı. Fakat İsa şöyle dedi: “İçinizde konut kuranın sözünü tutmuyorsunuz.” İsa'nın sözlerini reddetmelerinin sonucunda, O'nu kişisel olarak da reddetmiş oldular. İsa, onlara, “Yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz” dedi.SO 194.3

    Yahudi liderler, Mesih'in krallığı ile ilgili peygamberliklerin öğretileri üzerinde çalıştılar; fakat bunu gerçeği bilmek amacıyla samimi bir istekle değil, kendilerinin aşırı hırs ve umutlarını desteklemeye yönelik kanıtlar bulmak için yaptılar. İsa onların beklentilerine karşı olduğu için, O'nu kabul etmek istemediler; ve kendilerini haklı çıkarmak için O'nu hilekar ilan etmeye çalıştılar. Bir kez bu yola gir- diklerinde, Şeytan'ın İsa'ya karşı savaşta onları güçlendirmesi kolay oldu. İlahiliğinin kanıtı olarak kabul edilmesi gereken sözler, O'nun aleyhinde yorumlandı. Böylece Allah'ın gerçeğini bir yalan haline getirdiler. Kurtarıcı, yaptığı iyilikler vasıtasıyla onlarla direkt olarak konuştuğunda, onlar ışığa karşı koymak için daha da kararlı hale geldiler.SO 194.4

    İsa, şöyle dedi: “İnsanlardan övgü kabul etmiyorum.” İsa, Yüksek Kurul'un üzerinde etki yaratmak ya da onlardan onay almak istemedi. Onlar tarafından onurlandırılması ya da desteklenmesi imkansızdı. O, gökyüzünün yetki ve onuruyla donatıldı. Eğer isteseydi, melekler O'na hürmet etmeye gelirlerdi ve Baba'sı O'nun ilahiliğine tekrar tanıklık ederdi. Fakat onların kendi iyilikleri için ve liderleri oldukları İsrail ulusunun iyiliği için İsa, Yahudi liderlerin kendi karakterini anlamalarını ve onlara sunmak için getirdiği lütfü kabul etmelerini istiyordu.SO 195.1

    “Ben Babamın adına geldim, ama beni kabul etmiyorsunuz. Oysa başka birisi kendi adına gelirse, onu kabul edeceksiniz.” İsa, Allah'ın kendisine verdiği yetkiyle geldi. O'nun görüntüsünü taşıyordu, O'nun sözünü yerine getiriyordu ve O'nun yüceliğini arıyordu; buna karşın, İsrail'in liderleri O'nu kabul etmediler; İsa'nın karakterine sahip olduklarını iddia eden; fakat kendi iradelerine göre hareket eden ve kendi yüceliklerini arayanlar gelseydi, onları kabul ederlerdi. Ama neden? Çünkü kendi yüceliğini arayan bir kişi, kendisini başkalarından üstün görme arzusu ile doludur. Yahudiler bu tür hareketleri benimseyebilirlerdi. O yanlış öğretmen onların geleneklerini ve sabit fikirlerini onaylayacağı için onu kabul ederlerdi. Fakat İsa'nın öğretisi, onların sabit fikirleriyle bağdaşmadı. O'nun öğretileri ruhsaldı ve kişisel özveri gerektiriyordu; bu yüzden, O'nu kabul etmek istemediler. Onlar, Allah düşüncesinden uzaktılar ve İsa aracılığıyla kendilerine seslenen Allah'ın sesi, onlar için bir yabancının sesinden farksızdı.SO 195.2

    Aynı şey günümüzde halâ olmuyor mu? İnsanların, Allah'ın sesini tanımalarını imkansız hale getirerek, Kutsal Ruh'a karşı kalplerini taşlaştıran birçok dini lider yok mu? Onlar, Allah'ın Sözü'nü kendi geleneklerini korumak için reddetmiyorlar mı?SO 195.3

    İsa şöyle dedi: “Musa'ya iman etmiş olsaydınız, bana da iman e- derdiniz. Çünkü o benim hakkımda yazmıştır. Ama O'nun yazılarına iman etmezseniz, benim sözlerime nasıl iman edeceksiniz?” Musa aracılığıyla İsrail halkı ile konuşan Kişi, İsa idi. Büyük liderleri17Musa.aracılığıyla kendileriyle konuşan ilahi sesi dinleselerdi, İsa'nın öğretilerinde onu18ilahi sesi.tanıyabilirlerdi. Eğer Musa'ya inansalardı, Musa'nın sözünü ettiği Kişi'ye de inanırlardı.SO 195.4

    İsa, hahamlar ve rabbilerin kendisini öldürmeye karar verdiklerini biliyordu; buna karşın Baba ile olan birliğini ve O'nun dünya ile olan ilişkisini onlara açıkça belirtti. O'nu suçlamak için kendilerinin hiçbir mazeretlerinin olmadığını gördüler. Buna karşın İsa'ya kin ve nefret duymaya devam ettiler. Görevi sırasında, O'nun ikna edici gücüne tanık olduklarında korkuya kapıldılar; fakat aynı davranışlarını sürdürdüler ve kendilerini karanlığa hapsettiler.SO 196.1

    İsa'nın yetkisini devirmek ve O'nun sözleriyle ikna olan birçok kişinin, O'na saygı duymasına ve ilgi göstermesine engel olmak için girdikleri mücadelede açıkça başarısız oldular. İsa kendilerinin suçlu olduklarının bilincine varmalarını sağladığında, Yahudi liderler derin bir suçluluk duygusuna kapıldılar. Buna karşın bu, onların İsa'ya karşı daha sert bir tavır almalarına sebep oldu. O'nu öldürmeye kararlıydılar. İsa'yı sahtekar ilan ederek ülkenin dört bir yanına halkı uyarmak için ajanlar gönderdiler. O'nun söylediklerini ve yaptıklarını rapor etmek ve gözlemek için casuslar gönderildi. Yüce Kurtarıcı bu kez çarmıhın gölgesine daha da yaklaşmıştı.SO 196.2

    Bu bölüm Yuhanna 5'e dayanmaktadır.SO 196.3

    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents