Loading...
Larger font
Smaller font
Copy
Print
Contents

Sevgi öğretmeni

 - Contents
  • Results
  • Related
  • Featured
No results found for: "undefined".
  • Weighted Relevancy
  • Content Sequence
  • Relevancy
  • Earliest First
  • Latest First
    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents

    39. “Onlara Yiyecek Verin”

    İsa öğrencileri ile birlikte tenha bir yere çekilmek üzere bir kayıkla oradan ayrıldı. Bunu öğrenen halk, kentlerden çıkıp O'nu yaya olarak izledi. Öğrenciler kimse tarafından rahatsız edilemeyecekleri bir yere çekildiklerini sanıyorlardı; fakat halk İlahi Öğretmen'in yokluğunu hemen fark etti. “O nerede?” diye sormaya başladılar. Onların aralarından bazıları İsa ve öğrencilerinin ne yöne gittiklerini fark etmişlerdi. Diğerleri kayıkla karşıya geçerken, birçoğu kara yoluyla O'nu karşılamaya gitti. Fısıh yaklaşıyordu. İsa'yı görmek için birçok kişi gruplar halinde Kudüs'e doğru yola çıkmıştı. Kalabalık öylesine arttı ki, kadınlar ve çocuklar hariç yaklaşık beş bin kişilik büyük bir grup oluştu. İsa kıyıya ulaşmadan önce kalabalık O'nu bekliyordu. Fakat onlara görünmeden karaya çıktı ve öğrencileri ile birlikte kısa bir süre oradan uzakta kaldı.SO 349.1

    Yamaçtan aşağılara bakıp toplanan kalabalığı gördüğünde kalbi onlar için sevgiyle çarptı. Dinlenmesi yarıda kesilmiş olmasına rağmen sabırsız davranmadı. Gittikçe artan kalabalığı izlerken, onlarla ilgilenmesinin kendisi için dinlenmekten daha önemli olduğunu gördü. “Çobansız koyunlara benzeyen bu insanlara acıdı ve onlara birçok konuda ders vermeye başladı.”1Markos 6:34.Dinlenmeyi yarıda bırakarak onlara yardım edebileceği uygun bir yer buldu. Onlar hahamlardan ve yöneticilerden hiçbir yardım alamadılar; fakat insanlara kurtuluş yolunu öğretirken İsa'nın onlara sunduğu şifalı yaşam suyuna kavuştular.SO 349.2

    Halk, Tanrı'nın Oğlu'nun onlara içtenlikle anlattığı merhamet dolu sözleri dinledi. İsa'nın sözleri öylesine açık ve anlaşılırdı ki, bu sözler onlar için Gilead'ın merhemi2Cilead'ın merhemi: eski çağlardaki yaygın bir ilaç, (Yeremya 8:22;46:11) .gibiydi. İlahi gücüyle verdiği şifa ölülere yaşam, üzgün olanlara sevinç ve hastalara sağlık getirdi. Kurtarıcı'nın sunduğu şifa onları öylesine mutlu etmişti ki, acıktıklarının farkına bile varmadılar.SO 349.3

    Sonunda akşam olmuştu. Güneş batmak üzereydi; fakat halk hala oradaydı. İsa dinlenmeden ve hiçbir şey yemeden bütün gün boyunca çalışmıştı. Yorulmuş ve acıkmıştı. Öğrencileri O'nun biraz dinlenmesini istediler; fakat İsa kendisini çevreleyen kalabalıktan uzaklaşmadı.SO 350.1

    Akşama doğru öğrencileri O'nun yanma gelip dediler ki, 'burası ıssız bir yer, vakit de artık geç oldu. Halkı salıver de köylere gidip kendilerine yiyecek alsınlar.'3Markos 6:35.İsa, “Onlara yiyecek verin”4Markos 6:37.dedi ve Filipus'a dönerek sordu: “Onların yiyeceği ekmeği nereden satın alabiliriz?” Bunu öğrencisinin imanını sınamak için sordu. Filipus kalabalığa şöyle bir baktı ve bu kadar çok sayıdaki insanı doyurmanın imkansız olduğunu düşündü. Filipus “her birinin az bir şey yiyebilmesi için iki yüz dinarlık ekmek bile yetmez”5Markos 6:37.dedi. İsa onlara, “Kaç ekmeğiniz var?” dedi. Öğrenciler “burada beş ekmekle iki balığımız var” dedi.6Markos 6:38.İsa, “Onları buraya bana getirin”7Matta 14:18.dedi. “Halka çimenlerin üzerine oturmalarını buyurduktan sonra beş ekmekle iki balığı aldı, gözlerini göğe dikerek şükran duasını yaptı; sonra ekmekleri bölüp öğrencilerine verdi, onlar da halka dağıttılar. Herkes yiyip doyduktan sonra on iki küfe dolusu yemek artığı topladılar.”8Matta 14:21.SO 350.2

    İmanlılara huzur ve mutluluğu elde edebilecekleri yolu öğreten Kişi onların ruhsal ihtiyaçlarını olduğu kadar dünyasal ihtiyaçlarını da düşünüyordu. Onlar aç ve yorgun düşmüşlerdi. Onların arasında kucaklarında bebekleriyle ve yanlarında küçük çocuklarıyla bekleyen anneler vardı. Birçoğu saatlerdir orada ayakta beklemekteydi. İsa'nın sözlerini öylesine yoğun bir ilgiyle dinliyorlardı ki, çimenlere oturmayı bile düşünmemişlerdi. Kalabalık öylesine büyüktü ki, izdiham çıkması ve insanların birbirini ezmesi tehlikesi vardı. İsa onlara dinlenmeleri için bir fırsat vermek istiyordu; onlara oturmalarını buyurdu. Orası baştan başa çimenlik bir yerdi ve herkesin rahatça dinlenebileceği kadar genişti.SO 350.3

    İsa insanların gerçek ihtiyaçlarını sağlamanın dışında başka bir amaç için mucize yapmadı. O'nun her mucizesi, yaprakları insanlığa şifa getiren Yaşam Ağacı'na imanlıları yönelten türdendi. Öğrencilerin, İsa'nın paylaştırdığı basit ekmekten alması gereken çok önemli ders vardır. Sağlanan yiyecek Çelileli balıkçıların günlük normal yemeği olan balık ve ekmekti. İsa halkın önüne zengin yemek çeşitleri sunabilirdi; fakat sadece onların iştahlarını tatmin etmek için hazırlanan yemekten onların iyiliği için alınacak bir ders olmazdı. İsa bu derste onlara Allah'ın insana doğal olarak sağladığı şeylerin saptırıldığını öğretti. Sadece iştahlarını tatmin etmek için hazırlanan lüks ve pahalı bir yemeği yemektense, evlerinden bu kadar uzaktayken İsa'nın sağladığı bu basit yemeği yemek ve O'nunla birlikte dinlenmek onları daha çok mutlu etti.SO 351.1

    Eğer insanlar bugün başlangıçtaki Adem ve Havva gibi tabiat kanunlarıyla uyum içinde yaşayıp basit alışkanlıklarını sürdürselerdi, insanlık ailesinin her ihtiyacı daha bol bir şekilde karşılanırdı. Allah'ın hizmetinde çalışmak için daha çok fırsat ve daha az hayali istekler olurdu. Fakat bencillik ve aşırı hırsa göz yummak, günahın ortaya çıkmasına ve dünyanın sefalete sürüklenmesine sebep oldu, bir yerde aşırılık diğer yerde ise sefalet.SO 351.2

    Isa asla insanların lükse olan arzularını tatmin ederek onları etkilemeye çalışmadı. Uzun ve heyecan dolu geçen günden sonra aç ve halsiz düşen kalabalığa sağlanan basit yiyecek O'nun sadece gücünün değil, aynı zamanda onların yaşamlarındaki doğal ihtiyaçlarına gösterdiği yakın ilginin de bir güvencesiydi. Kurtarıcı kendisinin yolundan gidenlere asla lüks bir yaşam vaat etmedi. Onların yiyecekleri basit, hatta az olabilir; yoksulluk içinde yaşıyor olabilirler; fakat O'nun sözü, onların ihtiyaçlarının karşılanacağını güvence eder ve O, dünyasal rahatlıktan çok daha iyisini, yani kendisinin yanında kalmayı vaat etmiştir.SO 351.3

    İsa, beş bin kişiyi doyurarak sürekli bizim iyiliğimiz için işleyen gücünü açıkça göstermiştir. Yeryüzündeki ürünlerin yetişmesinde Allah her gün bir mucize gerçekleştirmektedir. İnsanlar toprağı işler ve tohumu ekerler; fakat tohumun gelişmesini sağlayan, Allah'ın verdiği yaşamdır. O'nun büyümesini sağlayan Allah'ın yağmuru, havası ve güneş ışınlarıdır. “Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir.”9Markos 4:28.Yeryüzündeki tarlaların ürünleriyle her gün milyonları doyuran Allah'dır. İnsanlar tahılın gelişmesinde ve ekmeğin hazırlanmasında Allah ile birlikte çalışmaya çağrılırlar; fakat ilahi vasıtaları göz ardı ederler. Allah'ın kutsal ismini yüceltmezler. O'nun gücünün işlemesini doğal nedenlerin ya da insanların kendi yaptıkları işlerin sonucu olarak kabul ederler. Allah'ın yerine insanlar yüceltilir ve O'nun değerli lütufları onların bencil amaçları doğrultusunda kullanılmak ve insanlara kutluluk yerine kötülük getirmek üzere saptırılır. Allah tüm bunları değiştirmeyi istemektedir. O'nun bize sunduğu lütufların farkına varmamız ve bizim iyiliğimiz için işleyen gücünden dolayı O'nu yüceltmemiz için körlenen hislerimizin canlanmasını ister. Öyle ki onlar O'nun amaçladığı gibi bizim için bir lütuf olabilsinler. İsa'nın mucizelerini gerçekleştirmesi bu amacı yerine getirmek içindi.SO 351.4

    Kalabalık doyurulduktan sonra bol miktarda yiyecek arttı. Fakat ilahi gücün tüm kaynaklarına sahip olan Kişi şöyle buyurdu: “Artıkları toplayın. Hiçbir şey ziyan olmasın.”10Yuhanna 6:12.İsa bu sözlerinde ekmeği küfelere doldurmaktan çok daha fazlasını ifade etti. Bundan alınacak iki ayrı ders vardı. Hiçbir şey ziyan edilmemelidir, zaman boşa harcan- mamalıdır. Diğer insanlara yarar sağlayacak olan bir şeyi ihmal etmemeliyiz. Açlık çeken insanları düşünerek birikim yapın. Aynı özeni dini yaşamımızda da göstermeliyiz. Artıkların konulduğu küfeler toplandığında insanlar evlerindeki arkadaşlarını düşündüler. İsa'nın kutsadığı ekmeği onlarla paylaşmak istediler. Küfenin içindekiler sabırsız kalabalığa dağıtıldı ve çevredeki her yere iletildi. Bu yüzden orada bulunanlar, ruhsal açlıklarını gidermek için gökyüzünden gelen ekmeği diğer insanlara da vermeliydiler. Allah'ın gerçekleştirdiği olağanüstü işler ile ilgili olarak öğrendiklerini tekrarlamalıydılar. Hiçbir şey ziyan edilmemeliydi. Onların sonsuz kurtuluşlarıyla ilgili sözler diğer insanlara da iletilmeliydi.SO 352.1

    Buradaki ekmek mucizesi, bize Allah'a bağımlı olma dersini öğretir. İsa beş bin kişiyi doyurduğunda yiyecek orada hemen hazır değildi. Onları doyurmak imkansızmış gibi görünüyordu. Orada kadınlar ve çocuklar hariç beş bin kişi vardı. Bu büyük kalabalığı kendisini takip etmesi için çağırmamışti; onlar hiçbir davet ya da buyruk üzerine oraya gelmediler; fakat İsa kendisinin anlattığı dersleri bu kadar uzun süre dinledikten sonra onların acıktıklarını ve halsiz düştüklerini biliyordu. Evlerinden uzaktaydılar ve gece yaklaşıyordu. Onlardan birçoğunun yiyecek satın alacak imkanı yoktu. Onların uğruna çölde kırk gün oruç tutan Kişi, onların evlerine aç dönmelerini istemedi. İsa'nın orada bulunması Allah'ın takdiriydi ve O, insanların ihtiyaçlarını karşılamak için Allah'a bağımlıydı.SO 352.2

    Biz de zor anlar yaşadığımızda Allah'a bağımlı olmalıyız. Yaşamımız boyunca her an akıl ve mantığa göre hareket etmeliyiz ki, düşünmeden yapılan anlık hareketler sonucu zor durumlara düşmeyelim. Allah'ın bize sağladığı imkanlardan yararlanmayarak ya da O'nun bize verdiği yetenekleri kötüye kullanarak yaşamımızı zorlaş- tırmamalıyız. İsa için çalışanlar, O'nun öğretilerine titizlikle uymalıdırlar. Yapılan iş Allah'ın işidir ve eğer diğer insanlara kutluluk getirirsek, O'nun bizim için yaptığı planlar devam edecektir. İnsan kendi benliğini merkez haline getirmemeli ve bu şekilde kendisini onurlandırmaya çalışmamalıdır. Eğer biz kendi fikirlerimize göre plan yaparsak, Rab bizi kendi hatalarımızla baş başa bırakır; fakat O'nun buyruklarına uyduktan sonra sıkıntıya düşersek O, bizi kurtaracaktır. Asla cesaretimizi yitirmemeli ve Allah için çalışmaktan vazgeçmemeliyiz. Fakat her ne zaman sıkıntıya düşsek, sonsuz kaynakları elinde bulunduran Kişi'den yardım dilemeliyiz. Çoğu kez yaşamımızda zor anlarla karşılaşabiliriz; ve o zaman eksiksiz bir imanla Allah'a bağlı olmalıyız. Allah kendisinin gösterdiği yoldan giderken sıkıntıya düşmüş olan herkesi koruyacaktır.SO 353.1

    İsa, peygamber aracılığıyla bize şöyle buyurmuştur: “Kendi ekmeğinizi aç olanla paylaşın, yurtsuz düşkünleri kendi evinize getirin, çıplağı görünce üstünü örtün, yakınlarınızdan yardımınızı esirgemeyin.”11Yeşaya 58:7-10.“Dünyanın her yanına gidin, Müjde'yi bütün yaratılışa duyu-run.”12Markos 16:15.Fakat ihtiyacımızın ne kadar büyük, buna karşın elimizdeki imkanların ne kadar az olduğunu gördüğümüzde çoğu kez umutsuzluğa düşeriz ve kendimize olan güvenimiz azalır. Beş ekmek ve iki balığa bakan Andreya gibi şöyle haykırırız: “Bu kadar adam için bunlar nedir ki?”13Yuhanna 6:9.Çoğu kez sahip olduğumuzun tümünü harcamaktan ya da onun başkaları tarafından harcanmasından korkup, vermek için isteksiz davranır ve tereddüt ederiz; fakat İsa, “onlara yiyecek vermemizi” buyurmuştur. O'nun buyruğu bir vaattir ve o buyrukta gölün kıyısındaki kalabalığı doyuran aynı güç vardır.SO 353.2

    İsa'nın kalabalığı doyurmak için onların bu fiziksel ihtiyacını karşılamadaki hareketi O'nun için çalışan herkesin alması gereken ve derin bir anlam taşıyan ruhsal bir derstir. İsa Baba'dan aldı; öğrencilerine verdi; öğrenciler insanlara verdi; insanlar da birbirlerine verdiler. Bu şekilde İsa ile bütünleşen herkes O'ndan yaşam ekmeğini, ruhsal yiyeceği alıp diğer insanlara da verecektir.SO 354.1

    İsa birkaç parça ekmeği aldı ve bu ekmekler kendi öğrencilerine ancak yetecek kadar olmasına rağmen yemeleri için onları çağırmadı. Fakat bu ekmekleri orada bekleyen insanlara dağıtmalarını buyurdu. O'nun ve “Yaşam Ekmeği” olan Kişi'ye doğru uzanan öğrencilerin ellerinde çoğalan yiyecek asla az değildi; aksine, herkes için yeterliydi. Halkın ihtiyaçları karşılandıktan sonra artan yiyecekler toplandı, İsa ve öğrencileri Allah tarafından sağlanan bu kutsal yiyecekten hep birlikte yediler.SO 354.2

    Öğrenciler, İsa ile insanların arasında iletişimi sağlayan elçilerdi. Bu O'nun günümüzdeki öğrencilerine de büyük ölçüde cesaret verebilir. İsa tüm güçlerin kaynağıdır. İsa'nın öğrencileri ihtiyaçları olan şeyi O'ndan alacaklardır. En zeki, ruhsal anlayışı en yüksek olan Kişi, sadece onlar almaya istekli olduğunda verebilir. Biz sadece İsa'dan aldığımızı verebiliriz; ve sadece başkalarına verdiğimiz zaman alabiliriz. Vermeye devam ettiğimiz sürece, almaya da devam ederiz. Ne kadar çok verirsek, o kadar çok alırız. Böylece sürekli olarak inanabilir, güvenebilir, alabilir ve verebiliriz.SO 354.3

    Yavaş bir şekilde gelişiyor gibi görünmesine ve onun gelişmesini engellemeye yönelik tüm imkansızlıklara rağmen İsa'nın ilahi egemenliğinin kurulması için yapılan çalışma devam edecektir. Burada yapılması gereken iş, Allah'ın işidir ve Allah gereken imkanları sağlayacaktır. Açlık çeken insanları ellerindeki yiyecekle doyuran sadık, dürüst ve ciddi bir şekilde çalışan öğrencileri yardım etmeleri için gönderecektir. Allah aç olanları doyurmak için insanlara yardım elini uzatanları ve yaşam sözünü iletmek için sevgi dolu yürekleri ile çalışanları düşünür.SO 354.4

    Allah için yaptığımız çalışmada insani yeteneklerimizle yapabildiklerimize aşırı ölçüde güvenme tehlikesi vardır. Böylece Allah için çalışan en Yüce Kişi'yi göz ardı etmiş oluruz. İsa için çalışanlar çoğu kez kişisel sorumluluklarının farkına varamazlar. Tüm güçlerine kaynağı olan Kişi'ye güvenmek yerine, taşıdıkları yükü kendi çabaları ile hafifletmeye çalışma tehlikesi içindedirler. İnsani düşüncenin gücüne güvenmek ya da Allah'ın yapabileceği işlerin sınırlı olduğunu düşünmek çok büyük bir hatadır. İsa için yapılan işin başarısı, kişisel yeteneklere ya da yapılan işin sayısına değil; bilakis, hedeflenen amacın doğrultusunda dürüst, ciddi ve iman dolu bir yürekle O'nun gösterdiği yolda ilerlemeye bağlıdır. Kişisel sorumluluklar ve görevler yerine getirilmeli ve İsa'yı henüz tanımayanların O'nu tanımasını sağlamak için çaba harcanmalıdır. İsa'ya iman edenler, sorumluluklarını kendilerinden daha yetenekli olduklarını düşündükleri kişilerin üzerine yüklemek yerine, kendi yeteneklerinin ölçüsünde çalışmalıdırlar.SO 354.5

    Yüreğinize şu soru yöneltildiğinde cevabınızın inançsızlık dolu olmasına izin vermeyin: “Bunları doyurmak için nereden ekmek alalım?”14Yuhanna 6:5.Kurtarıcı'nın, “Onlara yiyecek verin,”15Matta 14:16.buyruğunu duyduklarında öğrenciler bunun gerçekleşmesinin zor olduğunu düşündüler; çünkü o an için yanlarında herkese yetecek kadar yiyecek yoktu. Kendi kendilerine 'köylere gidip yiyecek alalım mı?' diye düşündüler. İnsanlar yaşam ekmeğinden yoksun olduklarında Rab'bin öğrencileri sorarlar: “Gelip onları doyurması için birini çağıralım mı?” “İsa onlara herkesi kümeler halinde yeşil çimenler üzerine oturtmalarını buyurdu.”16Markos 6:39.Ve onları orada doyurdu. Siz de çevrenizde yardıma muhtaç insanlar gördüğünüzde bilin ki, İsa oradadır. O'nunla bütünleşin, ekmeğinizi İsa'ya getirin.SO 355.1

    Sahip olduğumuz imkanlar yapacağımız iş için yeterli değilmiş gibi görünebilir; fakat imanla hareket edersek ve Allah'ın her şeye yeten gücüne inanırsak, önümüzde kaynaklar bol bir şekilde açılacaktır. Yapılması gereken iş Allah'ın işi olduğuna göre, Allah bu işin gerçekleşmesi için gerekli olan imkanları bize sağlayacaktır. Kendisine bağlı ve dürüst olanları ödüllendirecektir. Rab'be hizmet etmek için vermemiz gerekeni akıllıca ve tutumlu bir şekilde harcadığımız, onu diğer insanlara iletirken çoğalacaktır. Kalabalık tamamen doyuncaya dek İsa'nın elindeki bir parça yiyecek hiç eksilmedi. Allah en zor koşullar altında bile O'na hizmet etmek için yaptığımız çalışmada bize destek olacak ve yaşam ekmeğini diğer insanlara da vermemizi sağlayacaktır.SO 355.2

    Rab şöyle der: “Sizde olanı verin, size verilecek.”17Luka 6:38.“Az eken az biçer, çok eken çok biçer. İsteksizce ya da zorlaymış gibi değil, herkes yüreğinde niyet ettiği gibi versin. Çünkü Allah sevinçle vereni sever. Her zaman, her yönden, her şeye yeterli ölçüde sahip olarak her iyi işe cömertçe katkıda bulunabilmeniz için Allah size her nimeti artıracak güçtedir. Nitekim şöyle yazılmıştır: 'Armağanlar dağıttı. Yoksullara verdi. Doğruluğu sonsuzluğa dek kalıcıdır. Ekinciye tohum ve yiyecek ekmek sağlayan, sizin de ekeceğinizi sağlayıp çoğaltacak ve doğruluğunuzun ürünlerini artıracaktır. Her durumda cömert olasınız diye her yönden zenginleştiriliyorsunuz. Cömertliğiniz bizim aracılığımızla Allah'a şükran nedeni oluyor.”SO 356.1

    Bu bölüm Matta 14:13-21; Markos 6:32-44; Luka 9:10-17; ve Yuhanna 6:l-13'e dayanmaktadır.SO 356.2

    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents