Loading...
Larger font
Smaller font
Copy
Print
Contents

Sevgi öğretmeni

 - Contents
  • Results
  • Related
  • Featured
No results found for: "undefined".
  • Weighted Relevancy
  • Content Sequence
  • Relevancy
  • Earliest First
  • Latest First
    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents

    16. O'nun Tapınağında

    “Bundan sonra İsa, annesi, kardeşleri ve öğrencileriyle birlikte Kefernahum'a inerek orada birkaç gün kaldı. Yahudilerin Fısıh bayramı da yaklaşmıştı ve İsa Kudüs'e çıktı.”SO 139.1

    İsa, bu yolculukta başkente doğru yol alan büyük bir gruba katıldı. Görevini henüz halka açıkça bildirmemişti; kimse tarafından fark edilmeden kalabalığın arasına karıştı. Böylelikle Yahya'nın verdiği vaaz ve yaptığı hizmetle büyük önem verdiği Mesih'in gelişi, halk arasında çok sık konuşulan bir konu oldu. Halk büyük bir heyecanla milli yücelik umudunu taşıyordu. İsa onların bu konuda hayal kırıklığına uğrayacağını biliyordu. Çünkü onların bu umudunun temeli Kutsal Yazı'yı yanlış yorumlamalarına dayanıyordu. İsa, peygamberlikleri tüm ciddiyetiyle açıkladı ve halkın Allah'ın Sözü'nü daha iyi inceleyip, üzerinde daha ayrıntılı çalışması için çaba harcadı.SO 139.2

    Yahudi önderler, halkın Allah'a ibadeti Kudüs'te öğreneceğini bildirdiler. Fısıh Bayramı boyunca Filistin'in dört bir yanından, hatta uzak bölgelerden bile birçok kimse burada bir araya geliyordu. Tapınağın avluları farklı halk sınıflarından oluşan insanlarla doldu. Birçoğu obüyük kurbanı simgelemek için sunacakları adaklarını yanlarında getiremiyorlardı. Bunun için tapınağın dış avlusuna adak hayvanlan getiriliyor ve burada satılıyordu. Her sınıftan halk, adaklarını satın almak için buraya geliyordu. Tüm yabancı paralar burada tapınağın madeni parasına çevriliyordu.SO 139.3

    Her Yahudi'nin “kendi canının fidyesi olarak” yarım şekel ödemesi gerekiyordu ve bu şekilde toplanan para tapmağa yardım için kullanılıyordu.1Çıkış 30:12-16.Ayrıca tapmak kasasında biriktirilmek üzere gönüllü olarak daha büyük miktarlarda bağışlar da yapılıyordu. Tüm yabancı madeni paraların tapınak hizmeti için kabul edilen ve tapınak şekeli adı verilen paraya çevrilmesi gerekiyordu. Değiştirilen para gasp ve hileye fırsat veriyordu ve bu gittikçe utanç verici bir hale gelerek kâhinler için bir gelir kaynağına dönüştü.SO 139.4

    Satıcılar adak hayvanları için çok yüksek fiyatlar talep ediyorlardı; ve kârlarını, insanların yaptığı harcamalarla zenginleşen kâhinler ve önderlerle paylaşıyorlardı. İbadet edenlere eğer adak sunmazlarsa, onların çocuklarının ya da ülkelerinin Allah'ın nimetlerini alamayacağı öğretiliyordu. Böylece adak hayvanlarının çok yüksek fiyatlarla satılması sağlanıyordu; çünkü insanlar bu kadar uzak yoldan geldikten sonra evlerine adaklarını sunamadan dönmek istemiyorlardı.SO 140.1

    Fısıh Bayramı süresince çok sayıda adak sunuluyordu ve tapınaktaki satış yeri çok genişti. Sonuç olarak ortaya çıkan görüntü ve kargaşada burası Allah'ın kutsal tapınağından çok, gürültülü bir sığır pazarını andırıyordu. Sığırların bağrışmaları, koyunların melemeleri, güvercinlerin paraların şıkırtısına karışan ötüşleri, pazarlık eden ve öfkeli bir şekilde tartışan insanların sesleri büyük bir gürültü oluşturuyordu. Kargaşa o kadar büyüktü ki, ibadet etmek için gelenler rahatsız oluyorlardı ve Yüce Yaradan'a hitaben söylenen sözler, tapınağa yayılan gürültü yüzünden duyulamıyordu. Yahudiler dindarlıkla-rıyla aşırı derecede gurur duyuyorlardı. Tapınaklarını çok seviyorlardı ve onun aleyhinde söylenen her sözü küfür sayıyorlardı; onunla ilgili törenlerin yapılmasında son derece titiz davranıyorlardı; fakat para sevgisi onların vicdanlarına hükmediyordu. Allah'ın bizzat kendisi tarafından kurulan hizmeti, gerçek amacından ne kadar çok uzaklaştırdıklarının farkında değildiler.SO 140.2

    Rab, Sina dağına indiğinde, yer O'nun varlığı ile kutsandı. Musa'ya dağın çevresinde bir sınır çizmesi emredildi ve Rab'bin Sözü nün, onu şöyle uyardığı duyuldu: “Dikkat edin!... Sakın dağa çıkmayın!.. ya da onun sınırına dokunmayın. Dağa kim dokunursa kesinlikle öldürülecektir; ona elle dokunulmayacaktır; fakat dokunan taşlanacak- tır ya da okla vurulacaktır; insan ya da hayvan olsun yaşamayacaktır.”2Çıkış 19:12-13.Allah'ın, varlığını gösterdiği her yerin kutsal olduğu bu şekilde öğretildi. Allah'ın tapınağının bulunduğu yerin kutsal sayılması gerekirdi. Fakat maddi kazanç çekişmesinde bunların tümü ihmal edildi. Halk arasında Allah'ın temsilcileri olarak adlandırılan Hahamlar ve önderler, tapınağın bu durumunu düzeltmeliydiler. Onlar, insanlara bir şefkat ve ağırbaşlılık örneği vermeliydiler. Kendi çıkarlarını düşünmek yerine ibadet etmek için gelen insanların durumlarını ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalıydılar ve sunmaları gereken adakları alamayanlara yardım etmeye hazır olmalıydılar. Fakat böyle yapmadılar. Para hırsı onların kalplerini taşlaştırmıştı.SO 140.3

    Bu bayrama katılmak için gelenler arasında dert, üzüntü ve yoksulluk içinde acı çeken insanlar da vardı. Onlardan bazıları kör, sakat ya da sağırdı. Bazıları yataklar üzerinde getiriliyordu. Birçoğu Rab'be sunmak için en mütevazı adağı alamayacak kadar; hatta kendi karınlarını bile doyuramayacak kadar yoksuldu. Hahamların yaptıkları konuşmalar onları çok üzüyordu. Hahamlar, kendi dindarlıklarıyla övünüyorlardı; ve kendilerinin halkın koruyucusu olduklarını iddia ediyorlardı; fakat sevgi ve şefkatten yoksundular. Yoksullar ve hastaların onlardan yardım dilemesi faydasızdı. Onların acı çekmesi, hahamların kalbinde hiçbir zaman acıma hissi uyandırmadı.SO 141.1

    İsa tapınağa geldiğinde, tapınağın durumunu ve burada yapılan haksızlıkları tüm açıklığıyla gördü. Kan dökmeden günahlarının affe-dilmeyeceğini sanan yoksul insanların çektiği acıyı gördü. Allah'ın tapınağının dış avlusunun, kutsal olmayan bir iş için pazar yeri haline getirildiğini gördü. Kutsal olan adak hizmeti, maddi kazanç sağlamak için burada ticari bir işe dönüştürülmüştü.SO 141.2

    İsa, bu durumun düzeltilmesi için bir şeylerin yapılması gerektiğini gördü. Taşıdıkları önem kendilerine öğretilmeden, halkın sayısız törenlere katılmaları emredildi. Adaklarını, onların o biricik kusursuz Kurban'ı simgelediğini anlayamadan sundular; ve tüm ibadetleri tarafından sembolize edilen Kişi'nin yanında olduklarının farkında değildiler. İsa, onlara adak sunma ile ilgili direktifler verdi. Onların simgesel değerini anlıyordu ve onların şimdi saptırıldığını ve yanlış anlaşıldığını gördü. Ruhsal ibadet hızla yok oluyordu. Hahamlar ve önderlerin Allah ile ilişkileri kalmamıştı. İsa'nın görevi tamamen farklı bir ibadet anlayışını yerleştirmek olacaktı.SO 141.3

    İsa tapınak avlusunun basamaklarında dururken çevresine dikkatle baktığında önünde nasıl bir manzara bulunduğunu anlar. Peygamber gözüyle, geleceği ve sadece yılları değil; asırlar, hatta çağlar sonrasını görür. Hahamlar ve önderlerin yoksul kimselerin haklarını nasıl ellerinden alacağını ve Müjde'nin yoksullara vaaz edilmesini nasıl yasaklayacaklarını görür. Allah'ın sevgisinin günahkar insandan nasıl saklanacağını ve bazı kimselerin O'nun lütfunu nasıl ticari bir mal gibi kullanacağını görür. Tapınağın durumunu görünce, kızgınlık, yetki ve güç ifadesi O'nun yüzünde belirir. İnsanların dikkati O'na çevrilir. Kutsal olmayan bu işe kendilerini kaptırmış olanların gözleri, O'nun üzerinde sabitleşir. Bakışlarını O'ndan ayıramazlar. Bu Kişi'nin, onların akıllarından geçeni okuduğunu ve onların gizli duygularını ortaya çıkardığını hissederler. İsa'nın, bakışlarıyla onların kötülüklerini yüzlerinden okuduğunu fark eden bazıları yüzlerini gizlemeye çalışır.SO 141.4

    Telaş, pazarlık ve satış sırasında oluşan gürültü diner ve tapınağa acı veren bir sessizlik çöker. Halk korkuya kapılır. Yaptıklarının hesabını vermek için sanki yargılanmak üzere Allah'ın huzuruna çıkmış gibidirler. İsa ya baktıklarında, ilahiliğin insan bedeninde parıldadığını görürler. Gökyüzünün Hakimi son günde Yargıç'ın duracağı gibi durur. O gün, O'nu saracak olan görkemle kuşatılmış değildir; fakat ruhu okuyan güçle kuşatılmıştır. Kalabalıktaki herkese tek tek dikkat ederek, onlara şöyle bir bakar. Ağırbaşlılığı ile onlara yüceliğini gösterir ve ilahi bir ışık O'nun yüzünü aydınlatır. İsa konuştuğunda, O'nun ezgi ve ahenk dolu sesinin - hahamlar ve yöneticilerin ihlal ettiği yasayı Sina Dağı'nda ilan eden sesin - tapınağın kemerleri boyunca yankılandığı duyulur: Çıkarın bunları buradan!; Babamın Evi'ni pazar yerine çevirmeyin!...”SO 142.1

    Yavaşça merdivenden inerek ve tapınağın girişinde yerden topladığı iplerle yaptığı kamçıyı onlara göstererek, içeride pazarlık eden-lerin ve satıcıların dışarı çıkmalarını buyurur. Daha önce hiç göstermediği bir kızgınlık ve sertlik hareketiyle para değiştirenlerin masalarını devirir. Paralar yerlere saçılır ve mermerin üzerine düşerken ses çıkarırlar. Hiç kimse, O'nun buna yetkisi olup olmadığını sormaya kalkışmaz. Hiçbiri, kötü yoldan kazandıkları ve yere saçılan paralarını yerden toplamaya cesaret etmez. İsa elinde ipten yaptığı kamçı ile onlara vurmaz; fakat O'nun elindeki bu basit kamçı, onlarda ışıldayan korkunç bir kılıç gibi etki yapar. Tapmak görevlileri, vurgunculuk yapan hahamlar, simsarlar ve sığır tüccarları, koyunları ve öküzleriyle birlikte, O'nun varlığı tarafından lanetlenmekten kurtulmayı düşünerek tapınağı terk ederler.SO 142.2

    O'nun ilahiliğinin açığa çıktığını gören halk, paniğe kapılır. Solgun dudaklarından yüzlerce kişinin korku dolu çığlıkları duyulur. Hatta öğrencileri bile korkarlar. Böyle davranması O'nun karakterine uymadığı için, O'nun sözlerinden çok korkmuşlardır. Öğrencileri Kut- sal Kitap'taki O'nunla ilgili şu sözü hatırlarlar: “Evin için gösterdiğin çaba beni yiyip tüketecek.”3Mezmurlar 69:9.Gürültülü kalabalık, kısa bir süre sonra malları ile birlikte Rab'bin tapınağından çıkar ve oradan uzaklaşır. Tapınağın avluları kutsal olmayan bu işten kurtulur ve telaşın yerini derin bir sessizlik ve kutsallık görüntüsü alır. Dağı bir zamanlar kutsal kılan Rab'bin varlığı, şimdi tapınağı kutsal kılmış ve onu tekrar onur-landırmıştır.SO 142.3

    İsa, tapınağın arındırılmasında Mesih olarak hizmetini belirtiyor ve görevine başlıyordu. İlahi varlığın içinde konut kurması için kurulan o tapınak, İsrail'e ve dünyaya bir ders olmalıydı. Sonsuz çağlardan beri, kutsal ve yüce Seraftan4Seraf: En yüksek melek sınıfından biri (sanatta çoğu kez kanatlı çocuk başı olarak simgelenir).insana dek, her yaratığın, Yüce Yara- dan'ın konut kurabileceği birer tapınak olması Allah'ın amacıydı. İnsanlık günah yüzünden artık Allah için bir tapmak olmaktan çıkmıştı. İnsanların kalpleri kötülüklerle kararmış ve bozulmuş olduğu için artık ilahi Olan'ın görkemini yansıtmıyordu. Fakat Tann'nın Oğlu'nun insan özdeşliğini almasıyla, gökyüzünün amacı gerçekleştirilir. Allah insanlığın içinde konut kurar ve kurtarıcı lütfü sayesinde insan kalbi tekrar O'nun tapınağı olur. Allah, Kudüs'teki tapınağın her kuluna açık olan yüce yazgıya sürekli bir tanık olmasını amaçladı. Fakat Yahudiler bu kadar çok gurur duydukları binanın önemini anlayamamışlardı. Onlar kendilerini İlahi Ruh için kutsal tapınak olarak sunmadılar. Bu kutsal olmayan işin gürültüsüyle dolan Kudüs'teki tapınağın avluları, zevk düşkünlüğü ve kutsal olmayan düşüncelerin varlığı ile bozulan kalbin tapınağını tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyordu. İsa tapınağı alıcı ve satıcılardan arındırarak, kalbi de günahın kötülüklerinden - kişiye zarar veren dünyasal zevklerden, bencil arzulardan, kötü alışkanlıklardan - arındırmadaki görevini belirtiyordu: “İşte habercimi gönderiyorum ve O, önümde yol hazırlayacak; aradığınız Rab, kendi tapınağına ansızın gelecektir; ve özlediğiniz antlaşma meleği işte geliyor. Orduların Rabbi diyor; 'O'nun geleceği güne kim dayanabilir? Ve göründüğü zaman kim durabilir?' Çünkü maden arıtıcının edenin ateşi çamaşırcının kül suyu gibi olacak; gümüş eritip arıtan gibi davra-nacak: Levililer'i arındırıp altın, gümüş temizler gibi temizleyecek.”5Maiaki 3:1-3.SO 143.1

    Allah in tapınağı olduğunuzu, Allah'ın Ruhu'nun sizde yaşadığını bilmez misiniz? Eğer bir kimse Allah'ın tapınağını yıkarsa, Allah da onu yıkacak. Çünkü Allah'ın tapınağı kutsaldır ve o tapınak sizsiniz.”61. Korintliler 3:16-17.Hiç kimse kalbindeki kötülükleri kendiliğinden söküp atamaz. Sadece İsa ruhun tapınağını arındırabilir. Fakat O'na girmek için zor kullanmaz; kalbe bir zamanlar tapınağa geldiği gibi gelmez. İsa şöyle der: “İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Eğer biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanma gireceğim, ben onunla ve o da benimle birlikte yemek yiyeceğiz.”7Esinleme 3:20.O, sadece bir günlüğüne gelmeyecektir; çünkü şöyle der: “Aralarında oturacağım, aralarında yürüyeceğim. Onların İlahı olacağım. Onlar da benim halkım olacak.”82. Korintliler 6:16.“O, kötülüklerimizi ayaklar altında çiğneyecek ve sen onların tüm günahlarını denizin derinliklerine atacaksın.”9Mika 7:19.O'nun varlığı, “Rab'be kutsal bir tapmak ve Kutsal Ruh aracılığıyla Allah'ın kendi halkında konut kurabildiği bir yer olması için” ruhu arındıracak ve kutsayacaktır.10Efesliler 2:21-22.SO 144.1

    Güçlerini yitiren hahamlar ve önderler korku içinde tapmaktan ve İsa'nın onların kalplerini okuyan bakışlarından kaçtılar. Kaçarlarken yolda rastladıkları kişilere duydukları ve gördüklerini anlatarak onları geri dönmeleri için uyardılar. İsa kaçan insanlara baktığı zaman, korktukları ve gerçek ibadetin ne demek olduğunu bilmedikleri için yüreği acıyla doldu. Gördüğü bu manzara, kötülükleri ve tövbe etmemeleri yüzünden tüm Yahudi ulusunun dağılışını simgeliyordu.SO 144.2

    Hahamlar tapınaktan niçin kaçtılar? Neden yerlerinde durmadılar? Onlara gitmelerini emreden Kişi, bir rütbe ya da güce sahip olmayan ve bir marangozun Oğlu olan yoksul bir Celileli idi. O'na niye karşı çıkmadılar? Kötü yolla kazandıkları paradan neden vazgeçtiler? Dış görünüşü böylesine mütevazı olan Kişi'nin emrine uyarak neden kaçtılar? İsa bir Kral yetkisiyle konuştu. Görünümünde ve ses tonunda onların karşı koyamadığı bir güç vardı. İsa'nın onlara verdiği emirdeki sözlerinde, kendilerinin aslında ne kadar ikiyüzlü ve sahtekar kimseler olduklarını daha önce hiç olmadığı kadar fark ettiler. İlahilik, insanlıkta parıldadığında; İsa'nın yüzünde sadece O'nun ağırbaşlılığını gördüler ve aynı zamanda O'nun sözlerinin öneminin farkına vardılar. Kendi- lerini sanki zaman ve sonsuzluk için hükümlerini almış olarak Sonsuz Yargıç'ın huzuruna çıkmış gibi hissettiler. Bir süre için, İsa'nın bir peygamber olduğuna ikna oldular; ve birçoğu, O'nun Mesih olduğuna inandı. Kutsal Ruh, İsa ile ilgili peygamberlik sözleri ile onların düşüncelerinde parıldadı. Onlar itirafta bulunacaklar mıydı?SO 144.3

    Onlar tövbe etmeyeceklerdi. İsa'nın yoksullara sevgi duyduğunu biliyorlardı. İnsanlarla olan işlerinde haksız kazanç sağladıkları için kendilerinin suçlu olduklarını biliyorlardı. Onların düşüncelerini okuduğu için İsa'dan nefret ediyorlardı. İsa'nın tenkitleri onların gururunu alçaltıyordu ve O'nun insanlar üzerindeki etkisini kıskanıyorlardı. Onları tapınaktan dışarı çıkardığından dolayı, İsa'ya ve O'na bu gücü Veren'e meydan okumaya karar verdiler.SO 145.1

    Yavaş ve temkinli, fakat kalpleri nefretle dolu olarak tapmağa geri döndüler. Onların yokluğunda burası nasıl da değişmişti! Onlar kaçtıklarında yoksullar geride kaldı ve şimdi onlar, yüzünde sevgi ve şefkat ifadesi bulunan Kişi'ye bakıyorlardı. İsa, yaşlı gözlerle çevresinde titreyen insanlara şöyle dedi: “Korkmayın, sizi kurtaracağım; ve siz beni yücelteceksiniz. Ben dünyaya bunun için geldim.”SO 145.2

    İnsanlar O'nun yanına acı dolu yakarışlarıyla geldiler: “Efendimiz, beni kutsayın!” İsa, onların her haykırışını duydu. Sevgi dolu bir anneden bile daha fazla bir merhametle, acı çeken çocukların yaralarını sardı. Herkese ilgi gösterdi. Hastalığı ne olursa olsun, hepsini iyileştirdi. Dilsizlerin dili dualar söyleyerek çözüldü; körler, kendilerini iyileştiren Kişi'nin yüzünü gördüler; acı çekenlerin acıları dindirildi ve mutlu oldular.SO 145.3

    Hahamlar ve tapmak görevlileri bu büyük olaya tanık olduklarında; duydukları sesler onlar için ne büyük bir vahiydi! İnsanlar çek-tikleri acıların, düş kırıklığına uğramalarının, geçirdikleri acı dolu günlerin ve uykusuz gecelerin öyküsünü anlatıyorlardı.SO 145.4

    Son umut kıvılcımı söndüğünde, İsa onları iyileştirdi. Yaşamlarındaki yükleri çok ağırdı. Onlardan biri, “Ben bir yardımcı buldum. O, Allah'tan olan İsa'dır. Hayatımı O'nun hizmetine adayacağım” dedi. Anneler ve babalar çocuklarına, “O, sizin hayatlarınızı kurtardı. Sesinizi yükseltin ve O'nu yüceltin” dediler. Çocuklar ve gençler, anneler ve babalar, arkadaşlar ve orada bulunan herkes şükran ve övgüyle Kurtarıcı yı yüceltti. Kalpleri umut ve mutluluk doldu. Huzura kavuştular. Kendilerini ruhen ve bedenen iyileştiren Kişi'nin eşsiz sevgisini gittikleri her yerde duyurarak evlerine döndüler.SO 145.5

    İsa'nın bu şekilde iyileştirdiği kişiler, “O'nu çarmıha gerin!... O'nu çarmıha gerin!...” diye bağıran öfkeli kalabalığa katılmadılar. Onların sevgisi İsa'yla birlikteydi; çünkü onlar, O'nun büyük sevgisini ve muhteşem gücünü hissetmişlerdi, Onları ruhen ve bedenen sağlığına kavuşturduğu için İsa'nın kendilerinin Kurtarıcı'sı olduğunu biliyorlardı. Elçilerinin vaazını dinlediler ve Allah'ın Sözü'nün kalplerine ulaşması onlara yeni bir anlayış getirdi. Allah lütfunun elçileri ve O'nun kurtarışının aracıları oldular.SO 146.1

    Tapınak avlusundan kaçan insanlar, bir süre sonra geri döndüklerinde düştükleri paniği kısmen de olsa atlatmışlardı. Fakat on-ların yüzünde kararsızlık ve korku ifadesi vardı. İsa'nın yaptığı işlere şaşkınlıkla baktılar ve O'nun vasıtasıyla, Mesih ile ilgili peygamberliklerin gerçekleştiğine ikna oldular. Tapmağın kutsallığının bozulmasında en büyük suç hahamlarındı. Avlunun pazar yeri haline getirilmesine onlar sebep oldular. Diğer insanlar onlara göre daha az suçluydular. Onlar, İsa'nın ilahi yetkisinden etkilendiler; fakat hahamların ve önderlerin onların üzerinde büyük etkisi vardı. İsa'nın görevini bir yenilik olarak görüyorlardı. Tapmak yetkililerinin izin verdiğine, O'nun müdahale etme hakkının olup olmadığını kendilerine sordular. Yaptıkları bu kirli işe engel olunduğu için kızgındılar ve Kutsal Ruh'un insanların üzerindeki etkisini ve ikna gücünü yok etmeye çalıştılar.SO 146.2

    İsa'nın, Mesih olduğunu herkesten önce hahamlar ve önderler görmeliydiler; çünkü onların ellerinde, O'nun görevini belirten yazıtlar vardı ve tapınağın arındırılmasının, insan gücünden daha üstün bir gücün gösterilmesiyle gerçekleştiğini biliyorlardı. İsa'dan nefret etmelerine rağmen, O'nun, tapınağı arındırmak için Allah tarafından gönderilen bir peygamber olabileceği düşüncesinden de kurtulamadılar. Bu korkudan doğan sahte bir saygı hareketi ile, “Yaptığın bu işlerin doğruluğuna ilişkin bize ne gibi bir belirti göstereceksin?” diye sordular.SO 146.3

    İsa onlara belirti göstermişti. Onların kalplerine parlayan ışıkta ve Mesih in yapacağı işleri onların önünde yaparak karakterinin ikna edici kanıtını göstermişti. Kötülüklerini, onların yüzlerinden okuduğunu ve: “Tapınağı yıkın. O'nu üç gün içinde tekrar yükselteceğim” dediğinde, onların nasıl bir tepkide bulunacaklarını gördüğünü gösterdi.SO 146.4

    O'nun bu sözleri iki ayrı anlam ifade ediyordu. İsa bu sözlerle sadece Yahudi tapınağının ve ibadetinin yıkılmasını değil, kendi ölümünü - kendi bedeni olan tapınağının yıkılmasını - da kastediyordu. Yahudiler de zaten bunu planlıyorlardı. Hahamlar ve önderler tapınağa geri döndüklerinde İsa'yı öldürmeyi düşünmüşlerdi. Buna karşın İsa onların maksatlarını kendilerinin önünde açıkladığında, O'nun ne demek istediğini anlamadılar. Bu sözleriyle sadece Kudüs'teki tapınağı kastettiğini sandılar ve kaba bir şekilde sordular: “Bu tapınağı kurmak kırk altı yıl sürdü. Üç gün içinde mi onu tekrar yükselteceksin?” İsa'nın bu kez onların inançsızlığını ortaya çıkardığını ve O'nu reddettiklerinin doğrulandığını hissettiler. İsa bu sözlerini inançsız Yahudilerin ve hatta kendi öğrencilerinin anlamasını amaçlayarak söylememişti. Sözlerinin, O'na düşman olanlar tarafından yanlış anlaşılacağını ve onların, kendisine karşı cephe alacağını biliyordu. Söylediği sözler, O'na karşı olanlar tarafından bu mücadelesinde O'nu suçlamak ve çarmıh üzerinde O'na hakaret etmek için kullanılacaktı. Fakat onlara şu an açıklama yapmak, öğrencilerin, O'nun çektiği acıyı bilmelerine ve dayanamayacakları kadar büyük acılara katlanmalarına neden olabilirdi. Onlara yapılacak bir açıklama, onların önyargılarının ve inançsızlıklarının sebep olacağı sonuçları, Yahudilere zamansız bir şekilde gösterebilirdi. Yahudiler, İsa kurban edilecek bir kuzu gibi getirilinceye dek kararlı bir şekilde yürüyecekleri yola çoktan girmişlerdi bile.SO 147.1

    İsa, kendisine inananların yararı için bu sözleri söylemişti. Bu sözlerin tekrarlanacağını biliyordu. Fısıh'ta yaptığı konuşmada, O'nun sözlerini binlerce kişi duyacaktı ve bu sözler dünyanın dört bir yanına yayılacaktı. O, ölümden dirildikten sonra bu sözlerin asıl anlamının farkına varılacaktı. Bu, birçok kişiye O'nun ilahiliğinin kesin kanıtı olacaktı.SO 147.2

    İsa'nın kendi öğrencileri bile, ruhsal karanlıklarından dolayı O'nun öğretilerini tam olarak anlayamadılar. Fakat yaşadıkları olayların sonucunda bu öğretilerin gerçekliğini kavradılar. İsa onlarla birlikte değilken, O'nun sözlerini yüreklerinde sakladılar.SO 147.3

    Kurtarıcı'nın, Kudüs'teki tapınakla ilgili şu sözlerinin, O'nu dinleyenlerin anladığından çok daha derin bir anlamı vardı, “Tapınağı yıkın. Üç gün içinde onu tekrar yükselteceğim.” İsa tapınağın temeliydi ve ona hayat veren Kişi'ydi. Tapınak ibadetleri, Tanrı'nın Oğlu'nun kurban edilmesini simgeliyordu. Kâhinlik, İsa'nın elçilik görevi- ni ve karakterini temsil etmek için kuruldu. Adak ibadeti tümüyle, Kurtarıcı'nın dünyayı kurtarmak için ölmesini temsil ediyordu. Onların çağlardır işaret ettikleri bu büyük olay gerçekleştiğinde, bu adak hizmeti artık anlamını ve önemini yitirecekti.SO 147.4

    Törensel ibadet tümüyle İsa'yı simgelediği için, O'nsuz hiçbir değer taşımıyordu. Yahudiler İsa'yı ölüme göndererek O'nu reddettiklerini doğruladıklarında, tapınağa ve O'nun ibadetine önem veren her şeyi de reddetmiş oldular. Tapınağın kutsallığı sona erdi ve yıkılmaya terk edildi. O günden sonra, onların sundukları adaklar artık anlamını yitirdi. Onlar, Kain'in adağı gibi, İsa'ya imanlarını açıklamadılar. Yahudiler, O'nun ölümüne sebep olarak aslında kendi tapınaklarını yok ettiler. İsa çarmıha gerildiğinde tapınağın iç perdesi, en büyük ve en son kurbanın verildiğini ve adak sisteminin sonsuza dek sona erdiğini işaret ederek en üstten en alta kadar yırtıldı.SO 148.1

    “Üç gün içinde tapınağı tekrar yükselteceğim.” Kurtarıcı'nın ölümünden sonra karanlığın güçleri hüküm sürüyor gibi görünüyordu ve zafer sevinci yaşıyorlardı. Aramatyalı Yusuftan kalan mezardan, İsa zaferle çıktı. “Yönetimlerin ve hükümranlıkların ellerindeki silahları alıp, onları çarmıhta yenerek açıkça gözler önüne serdi.”11Koloseliler 2:15.Ölümünün ve dirilişinin gerçeğiyle, “İnsanın değil, Rab'bin kurduğu asıl toplanma çadırında görev yapan başkâhinimiz” oldu.12İbraniler 8:2.Yahudilerin toplanma çadırını ve tapınağını insanlar kurdular; fakat dünyadaki tapınağın bir örneği olan gökyüzündeki kutsal yer, insani mimarlar tarafından kurulmadı. İşte Dal adındaki adam! ... O, Rab'bin tapınağını kuracaktır. Görkemle kuşanacak, tahtında oturup egemenlik sürecek. Tahtında oturan kâhin olacak”13Zekarya 6:12-13.SO 148.2

    İsa'yı temsil eden adak hizmeti yok olup gitti; fakat insanların gözleri bu kez dünyanın günahları için ölen gerçek Kurban'a çevrildi. Dünyevi kâhinlik sona erdi: “Yeni Antlaşma'nın elçisi olan İsa'ya ve Habil'inkinden daha üstün şeyler bildiren serpilmiş kana bakıyoruz.”SO 148.3

    “Çadırın ilk bölmesi durdukça, kutsal yere giden yol açıkça gösterilmemiştir. Bu şimdiki çağ için bir örnektir; sunulan adaklar ve kurbanların, tapman kişinin vicdanını yetkinleştiremediğini gösteriyor ... Fakat Mesih gelecek olan iyi şeylerin başkâhini olarak ortaya çıktı. Elle yapılmamış, yani bu yaratılıştan olmayan daha büyük ve daha mükemmel çadırdan geçti ... sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi.”14İbraniler 9:8-12.SO 148.4

    “Bu nedenle O'nun aracılığıyla Allah'a yaklaşanları tamamen kurtaracak güçtedir. Çünkü onlara aracılık etmek için hep yaşamaktadır.”15İbraniler 7:25.Kâhinlik dünyadaki tapınaktan, gökyüzü tapınağına geçecek olmasına; tapmak ve Başkâhin, insan gözüyle görülmeyecek olmasına rağmen, bu, öğrenciler için bir sakınca teşkil etmeyecekti. Kurtarıcılarının yokluğunda, aralarında bölünme ve güçlerinde azalma olmadığını fark edeceklerdi. İsa, yukarıdaki tapınakta kâhinlik ederken, ruhuyla halâ yeryüzündeki imanlı topluluğuyla birliktedir. O, gözle görülmez; fakat O'nun ayrılırken verdiği şu söz yerine gelir: “Dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim.”16Matta 28:20.O, gücünü elçileri aracılığıyla verirken, O'nun güçlü varlığı imanlı topluluğu ile birliktedir.SO 149.1

    “Gökleri aşmış olan büyük başkâhinimiz Tanrı'nın Oğlu İsa varken, açıkça benimsediğimiz inanca sımsıkı sarılalım; çünkü zayıflıklarımızda bize yakınlık duyamayan değil, bilakis her alanda bizim gibi sınanmış yine de günah işlememiş bir başkâhinimiz vardır. Bu nedenle merhamete ermek ve gerektiğinde bize yardım edecek lütfa kavuşmak için Allah'ın lütuf tahtına cesaretle yaklaşalım.”17İbraniler 4:14-16.SO 149.2

    Bu bölüm Yuhanna 2:12-22'ye dayanmaktadır.SO 149.3

    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents