Loading...
Larger font
Smaller font
Copy
Print
Contents

Sevgi öğretmeni

 - Contents
  • Results
  • Related
  • Featured
No results found for: "undefined".
  • Weighted Relevancy
  • Content Sequence
  • Relevancy
  • Earliest First
  • Latest First
    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents

    5. Bölüm — Gölgeler

    40. Göl Kıyısında Bir Gece

    Yemyeşil çimenlerle kaplı ovada ilkbahar akşamının alacakaranlığında halk İsa'nın sağladığı yiyecekten yedi. O gün dinledikleri sözler onlara Allah'ın sesi gibi geldi. Onların tanık olduğu Kurtarıcı'nın insanları iyileştirmek için yaptığı mucizeler sadece ilahi bir gücün yapabileceği mucizelerdi. Fakat ekmek mucizesi büyük kalabalıktaki herkesin açlığını giderdi. Onların hepsi de bundan yararlandı. Musa'nın zamanında Allah İsrail halkını çölde “man” ile doyurdu; ve o gün onları doyuran Musa'nın önceden haber verdiği kişi değil miydi? Beş ekmek ve iki balığı binlerce kişiyi doyurmak için yeterli hale getirmeye hiçbir insanın gücü yetmez. Onlar birbirlerine, “Gerçekten dünyaya gelecek olan peygamber budur”1Yuhanna 6:14.dediler.SO 357.1

    Bütün gün boyunca halkın bu inancı daha da güçlendi. Bu asil hareket uzun süredir beklenen Kurtarıcı'nın onların arasında bulunduğunun güvencesiydi. Halkın umudu gittikçe artmaya başladı. O, Yahudiye'yi yeryüzünün cenneti ve her yerinden bal ve süt akan bir ülke haline getirecek olan Kişi'ydi. O her arzuyu giderebilir. Kendilerinden nefret edilen Romalıların gücünü kırabilir, Yahuda ve Kudüs'ü özgürlüğüne kavuşturabilir. Savaşta yaralanan askerleri iyileştirebilir. Tüm ordulara yiyecek sağlayabilir. Diğer ulusları yenebilir ve İsrail'e uzun süredir beklenen egemenliği getirebilir.SO 357.2

    Halk duyduğu büyük heyecandan dolayı O'nu bir kral olarak kabul etmeye hazırdır. O'nun insanların dikkatini çekmek ya da kendisini onurlandırmak için hiçbir çaba harcamadığını görürler. Bu yüzden İsa hahamlardan ve yöneticilerden tamamen farklı bir kişiliğe sahiptir. O'nun, Davut'un tahtına geçeceğini asla iddia etmeyeceğinden endişe ederler. Birbirlerine akıl danışırlar. O'nu zorla kral ilan etmek istemek- tedirler. Halk ile birlikte öğrenciler de Davut'un tahtının varisi olduğunu iddia etmenin Öğretmenlerinin doğal bir hakkı olduğunu bildirirler. O'nun mütevazı olduğu için böyle bir onuru reddettiğini söyler-ler. Halk Kurtancı'sını yüceltsin! Allah'ın yetkisi ile gelen Kişi'yi onurlandırmaya zorlansınlar.SO 357.3

    Amaçlarını gerçekleştirmek için sabırsızlıkla beklerler; fakat İsa ne olup bittiğini görür ve onların anlayamadığını, böyle bir hareketin sonucunda neler olacağını anlar. Hahamlar ve yöneticiler o an bile onu öldürme çabası içindedirler. O'nu halkı kendi yanma çekmekle suçlarlar. Halk şiddet ve isyan yoluyla O'nu tahta geçmesini sağlamak için çaba harcayacaktı ve ruhsal krallığın işi engellenecekti. Daha fazla vakit kaybedilmeden hemen bir durum değerlendirmesi yapılmalıydı. İsa öğrencilerini yanma çağırarak kayığa binip hemen Kefernahum'a dönmelerini ve kalabalığı göndermesi için kendisini orada bırakmalarını buyurdu.SO 358.1

    İsa'nın daha önce verdiği buyruklardan hiçbirisinin yerine getirilmesi bu kadar imkansız gibi görünmemişti. Öğrenciler halk arasında İsa'yı tahta geçirecek bir hareketin olmasını ümit etmişlerdi; İsa'ya duyulan bu büyük ilginin boşa gitmesi düşüncesine dayanamıyorlardı. Fısıh boyunca bir araya gelen insanlar yeni peygamberi görmeyi sabırsızlıkla bekliyorlardı. Öğrencilere bu, çok sevdikleri öğretmenlerini İsrail'in tahtına geçmesini sağlamak için altın bir fırsat gibi görünüyordu. Onlar bu büyük heyecanı yaşarken, İsa'yı tek başına bu ıssız yerde bırakıp oradan ayrılmaları onlar için çok zordu. Buna önce karşı çıktılar; fakat İsa şimdi ilk defa onlarla böylesine otoriter bir şekilde konuştu. Daha fazla karşı çıkmalarının bir fayda sağlamayacağını biliyorlardı ve sonunda sessizce göle açıldılar.SO 358.2

    İsa şimdi kalabalığa dağılmalarını buyurur; ve öylesine kesin ve ciddi bir şekilde konuşur ki, O'nun sözlerini dinlememeye cesaret edemezler. Bir anda övgü dolu sözleri diner. O'nu yakalamak üzere ilerlemek için hareket ettiklerinde adımları oldukları yerde kalır. Yüzlerindeki mutlu ve hevesli ifade ansızın silinir. O kalabalığın içinde zeki ve doğru karar veren insanlar vardır; fakat İsa'nın asil davranışı, söylediği birkaç söz ve verdiği buyruk kalabalığın gürültüsünü bastırır ve onların planlarını bozar. O'nda tüm dünyasal otoritelerden daha üstün bir güç olduğuna tanık olurlar ve hemen itaat ederler.SO 358.3

    İsa yalnız kaldığında “dua etmek için dağa çıktı.”2Matta 14:23.Saatlerce Allah'a yakarmaya devam etti. Bu dualar kendisi için değil, diğer insanlar içindi. Şeytan'ın onların anlayışını köreltmemesi, yanlış yargılarda bulunmaya yöneltmemesi, görevinin ilahi karakterini insanlara açıkça gösterebilmesi ve Allah'tan kendisine güç vermesi için dua etti. Kurtarıcı yeryüzündeki kişisel çalışmasını sürdürdüğü zamanın yakında sona ereceğini ve kendini kurtarıcıları olarak çok az kişinin kabul edeceğini biliyordu. Yüreği üzüntüyle dolu olarak öğrencileri için dua etti. Onları çok zor günler bekliyordu. Uzun zamandır besledikleri umutları kırılacak, acı ve sıkıntı içinde hayal kırıklığına uğrayacaklardı. O'nun Davut'un tahtına geçmesi yerine çarmıha gerilmesine tanık olacaklardı. O'nun tahta geçmesi aslında buydu; fakat onlar bunun farkına varamadılar. Sonuç olarak Şeytan onları tuzağa düşürmek için sürekli çaba harcayacaktı. Bu tuzakları öylesine kurnazca hazırlayacaktı ki, onlar bu tuzakları fark edemeyeceklerdi. Düşüncelerini aydınlatan ve anlayışlarını genişleten Kutsal Ruh'tan yoksun olan öğrencilerin imanı azalacaktı. Öğrencilerin krallık anlayışının dünyasal krallık ve onura dayalı olması İsa'yı çok üzüyordu. Yüreğinde onlar için taşıdığı sıkıntı büyüktü. Acı ve göz yaşları içinde Allah'a onlar için yakardı.SO 359.1

    Öğrenciler, İsa onlara kayıkla göle açılmalarını buyurduğunda oradan hemen ayrılmadılar. O'nun kendilerinin yanına gelmesini ümit ederek bir süre beklediler; fakat vaktin ilerlemekte olduğunu ve karanlığın çökmeye başladığını gördüklerinde “bir kayığa binerek gölün karşı yakasındaki Kefernahum'a doğru yol aldılar.”3Yuhanna 6:17.O'nu Rab olarak kabul ettiklerinden beri her zamankinden daha sabırsız bir şekilde yürekleri sıkıntıyla dolu olarak İsa'yı orada bıraktılar. O'nu kral olarak ilan etme fırsatına sahip olamadıkları için huzursuzdular. O'nun buyruğuna hemen uydukları için kendilerini suçladılar. Biraz daha ısrar etseler amaçlarını gerçekleştirebileceklerini düşündüler.SO 359.2

    Onların yüreklerini ve düşüncelerini inançsızlık sarıyordu. Dünyasal onura olan düşkünlükleri onların gözlerini kör etmişti. Ferisilerin İsa'dan nefret ettiğini biliyorlardı ve hakkı olduğu için İsa'nın yüceltilmesi gerektiğini düşünüyorlardı. Büyük mucizeler yapabilen bir Öğretmen ile birlikte olmak, buna karşın hilekar diye suçlanmak onların zor katlanabileceği bir durumdu. Onlara sürekli sahte bir peygamberin takipçileri gözüyle mi bakılacaktı? İsa kendisini asla bir kral olarak ilan etmeyecek miydi? Böylesine büyük bir gücü elinde bulunduran Kişi kendisini gerçek karakteriyle niçin göstermedi ve niçin onların acılarını dindirmedi? Yahya'yı korkunç bir şekilde ölmekten niçin kurtarmamıştı? Ruhsal bakımdan iyice körleşinceye dek öğrencilerin düşünceleri böyleydi. Kendi kendilerine şöyle soruyorlardı: “İsa Ferisilerin iddia ettiği gibi bir sahtekar olabilir mi?”SO 359.3

    Öğrenciler, o gün İsa'nın gerçekleştirdiği harikulade işlere tanık oldular. Gökyüzü sanki yeryüzüne inmiş gibi görünmüştü. O kıymetli ve görkemli günün anısı onları umut ve imanla doldurmalıydı. Onlar yürekleri imanla dolu olarak bir araya gelip, İsa'nın gerçekleştirdiğine tanık oldukları bu harikulade işlerle ilgili olarak birbirleriyle konuşsa- lardı, Şeytan'ın teşvikine kapılmazlardı; fakat hayal kırıklığına uğrama-larının sonucunda düşünceleri köreldi. İsa'nın şu sözleri unutuldu: “Artıkları toplayın, hiçbir şey ziyan olmasın.”4Yuhanna 6:12.Bunlar öğrenciler için lütuf dolu saatlerdi; fakat onlar bunu unuttular. Onlar azgın dalgaların arasındaydılar. Düşünceleri kararmıştı. Bu yüzden mantıktan uzaklaşmışlardı. Rab, ruhlarını uyarmak ve düşüncelerini meşgul etmek için onlara başka bir şey verdi. İnsanlar kendileri için dert ve sıkıntı yarattıklarında Allah bunu hep yapar. Tehlike hızla yaklaşıyordu.SO 360.1

    Çok geçmeden korkunç bir fırtınaya yakalandılar; buna hazırlıklı değildiler. Harikulade geçen günün sonunda bu, hiç beklenmeyen bir olaydı. Fırtına onları vurduğunda korkuya kapıldılar. İlgisizliklerini, inançsızlıklarını ve sabırsızlıklarını unuttular. Herkes kayığı batmaktan kurtarmaya çalışıyordu. Beytsayda ile İsa'yla karşılaşmayı bekledikleri nokta arasında deniz yoluyla kısa bir mesafe vardı. Hava normal olduğunda yolculuk sadece birkaç saat sürüyordu; fakat şimdi, varacakları noktadan gittikçe uzaklaşıyorlardı. Sabaha karşı5Sabaha karşı: Grekçe'de gecenin dördüncü nöbetinde.kürek çekmekten dolayı yorgun düştüler ve sonunda kürek çekmeyi bıraktılar. Karanlık ve fırtına onlara kendi çaresizliklerini gösterdi ve onlar öğretmenlerinin yokluğunu fazlasıyla hissettiler.SO 360.2

    İsa onları unutmamıştı. Kıyıdan onları izleyen Kişi, bu korkunç fırtınayla mücadele etmeye çalışan, dehşete düşmüş öğrencilerini gördü. Öğrencilerini bir an bile gözünden ayırmadı. Derin bir kaygıyla gözleri fırtınayla boğuşan kayığı izledi. Kayığın yükü değerliydi; çünkü onlar dünyanın ışığı olacaklardı. Bir annenin çocuğunu şefkatle koruması gibi, Kurtarıcı da öğrencilerini korudu. Yüreklerindeki inançsızlık yatıştığında kutsal olmayan hırsları da yatıştı. Mütevazı bir şekilde yardım için dua ettiler ve onlara yardım edildi.SO 360.3

    Kaybolduklarına inandıkları anda suyun üzerinde bir ışık parıltısıyla kendilerine doğru yaklaşan gizemli bir varlık görürler; fakat onun İsa olduğunu bilemezler. Kendilerine yardım etmek için gelen Kişi'yi önce düşman sanırlar. Bir anda dehşete düşerler. Kürek çeken eller ansızın hareketsiz kalır. Kayık dalgaların etkisiyle sallanır; tüm gözler denizin beyaz köpüklü dalgaları üzerinde yürüyen bu Kişi'nin görüntüsüne çevrilir.SO 361.1

    O'nu kendilerini yok etmek için gelen bir hayalet sanırlar. Varlık sanki onların yanından geçip gidecekmiş gibi ilerler; fakat O'nu tanırlar ve yardım dileyerek O'na doğru haykırırlar. Çok sevdikleri öğretmenleri döner ve O'nun sesi öğrencilerin korkularını dindirir: “Cesur olun. Ben'im korkmayın!”6Matta 14:27.SO 361.2

    Bu harikulade gerçeğe inandıkları anda yüreği sevinçle dolan Petrus, sanki gördüklerine inanamıyormuş gibi şöyle haykırdı: “Ya Rab, eğer sen isen, buyruk ver de su üstünde yürüyüp sana doğru geleyim.”7Matta 14:28.SO 361.3

    Petrus, İsa'ya doğru bakarak güvenle su üstünde yürür; fakat yapmak istediğini başardığını düşünerek kayıktaki arkadaşlarına, geriye dönüp bakar. Bakışlarını Kurtarıcı'dan uzaklaştırır. Rüzgar çok sert esmektedir. Büyük dalgalar onunla Kurtarıcı arasına gelince, Petrus korkuya kapılır. Bir an için İsa'yı gözden kaybeder, imanı zayıflar ve batmaya başlar; fakat ölümcül dalgaların arasında kalan Petrus, İsa'ya şöyle seslenir: “Rab, beni kurtar!”8Matta 14:29.“İsa hemen elini uzatıp onu tutar ve şöyle der: Ey imanı kıt adam! Neden kuşkuya düş-tün?”9Matta 14: 31.SO 361.4

    İsa Petrus'un elinden tuttu ve birlikte yürüyerek kayığa bindiler; fakat Petrus şimdi sessizce O'nun sözünü dinledi. Kendisini arkadaşlarından üstün görmesi için hiçbir sebep yoktu; çünkü inançsızlık ve kendisini üstün görme arzusu yüzünden neredeyse hayatını kaybediyordu.SO 361.5

    Sıkıntılı anlar yaşadığımızda biz de çoğu kez Petrus gibi davranırız. Kurtarıcımıza bakmak yerine denizdeki dalgalara bakarız. Adım-larımız kayar ve kibirli sular ruhumuza girer. İsa, Petrus'a yok olması için kendisine gelmesini buyurmadı; O, kendisini takip etmemiz için çağırdıktan sonra bizi asla terk etmez. “Korkma, çünkü seni kurtardım, adınla çağırdım seni, sen benimsin. Sen suların içinden geçerken ben seninle olacağım, ırmakların içinden geçerken taşmayacaklar senin üzerine. Ateşin içinde yürürken yanmayacaksın, alevler yakmayacak seni. Çünkü senin Tanrın, İsrail'in Kutsalı, seni kurtaran Rab benim.”10Yeşaya 43:1-3.SO 362.1

    İsa öğrencilerinin karakterini okudu. Onların imanının ne kadar zorlanacağını biliyordu. Denizde geçen bu olayda Petrus'a kendi zayıflığını ve onun canının güvenliğinin ilahi güce sürekli olarak bağımlı kalmasıyla sağlanacağını göstermeyi arzuladı. Şeytan'ın kandırmacalarıyla dolu fırtınaların ortasında O, sadece kendisine tamamen güven duymadan İsa'ya güven duyduğu zaman emin bir şekilde yürüyebilirdi. Petrus kendisinin güçlü olduğunu sandığı noktada aslında çok zayıftı ve kendi zayıflığının farkında oluncaya kadar İsa'ya bağımlı olmasının gerektiğini fark edemedi. İsa'nın ona göl üzerinde verdiği dersi kavrayabilseydi, büyük denenme ile karşılaştığında başarısız olmazdı.SO 362.2

    Allah her gün çocuklarına dersler verir. Kendisini uygun görüp belirlediği daha geniş olan o sahnedeki rollerini oynamaları için günlük yaşamın şartları ile onları hazırlar. Yaşamın büyük zorluklarında kazanmamızı ya da kaybetmemizi belirleyen, bu günlük denenmelerde aldığımız sonuçlardır.SO 362.3

    Allah'a sürekli olarak bağımlı olduklarının farkına varamayanlar, Şeytan'ın tuzağına düşerler ve O'na yenilirler. Şu an ayaklarımızın yere sağlam bastığını ve asla düşmeyeceğimizi sanabiliriz. Kendimizden emin bir şekilde, “Ben kime inandığımı biliyorum; hiçbir şey benim Allah'a ve O'nun Sözü'ne duyduğum imanı eksiltemez” diyebiliriz; fakat Şeytan bizim kalıtsal zaafımızdan ve karakterimizin sabit özelliklerinden faydalanmak, ihtiyaçlarımızı ve hatalarımızı görmemizi engellemek için planlar kurmaktadır. Sadece kendi zayıflığımızın farkına vararak ve sürekli olarak İsa'ya bakarak güvenli bir şekilde yürüyebiliriz.SO 362.4

    İsa kayığa bindiğinde rüzgar hemen dindi ve “hemen gidecekleri yere vardılar.”11Matta 14:34.Korkuyla dolu geçen gecenin sonunda günün ışımasıyla etraf aydınlandı. Öğrenciler ve kayıkta bulunan diğerleri İsa'ya şükranlarını sundular ve şöyle dediler: “Sen gerçekten Tann'nın Oğlu'sun.”12Matta 14:32.SO 363.1

    Bu bölüm Matta 14:22-33; Markos 6:45-52; ve Yuhanna 6:14-21'e dayanmaktadır.SO 363.2

    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents