Loading...
Larger font
Smaller font
Copy
Print
Contents

Sevgi öğretmeni

 - Contents
  • Results
  • Related
  • Featured
No results found for: "undefined".
  • Weighted Relevancy
  • Content Sequence
  • Relevancy
  • Earliest First
  • Latest First
    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents

    9. Bölüm — Baba'nin tahtinda

    80. Yusuf'un Mezarında

    İsa sonunda dinleniyordu. İşkence ve hakaretlerle dolu uzun gün artık sona ermişti. Batan güneşin ışıkları Sebt gününün başlangıcını ilan ettiğinde, Tanrı'nın Oğlu, Yusufun mezarında sessizce yatıyordu. Görevi tamamlanmıştı. Sebt gününün kutsal saatler, boyunca mezarda dinleniyordu.SO 757.1

    Allah ve Oğul başlangıçta dünyayı ve evreni yarattıktan sonra Sebt günü dinlenmişlerdi. “Yer ve gök bütün öğeleriyle tamamlandı.”1Yaratılış 2:1.Bu görkemli manzara karşısında. “Sabah yıldızları birlikte şarkı söylerken, ilahi varlıklar sevinçle çığrışırken.”2Eyüp 38:7.Yaratıcı ve gökyüzünün kutsal melekleri sevindiler. Şimdi İsa mezarda insanları kurtarma hizmetini bitirmiş olmanın verdiği rahatlıkla dinleniyordu. Yeryüzünde İsa'yı sevenler üzgün olmalarına rağmen gökyüzünde sevinç vardı. Gökyüzü meleklerinin gördüğü bu görkemli manzara geleceğin güvencesiydi. Yeniden düzenlenen bir Yaratılış, günahı yendiği için bir daha hiç günaha düşmeyecek şekilde kurtarılan insanlık ırkı; İsa tarafından yerine getirilen bu kurtuluş işinin meyveleri Allah ile birlikte gökyüzü melekleri tarafından de görüldü. Bu mutlu olay İsa'nın Golgota'da öldüğü gün ile bağlantılıdır, çünkü “O'nun işleri kusursuzdur,“3Yasa 32:4.“O'nun yaptığı her şey ebediyen olacaktır”4Vaiz 3:14.“Allah'ın eski çağlardan beri eski peygamberler aracılığıyla bildirdiği gibi, her şeyin yeniden düzeleceği zamana dek”5Elçilerin İşleri 3:21.İsa'nın Yusufun mezarında dinlendiği Yaratılış'ın Sebt günü, barışın ve sevincin günü olarak kalacaktır. Yeryüzü ve gökyüzü bütünleşerek Allah'ı övecek, kurtulmuş olan uluslar ise “bir gökyüzü bütünleşerek Allah'ı övecek, kurtulmuş olan uluslar ise “bir Sebt'ten diğerine” övgü dolu ilahilerle Allah'a ve Allah'ın Kuzusu'na neşe içinde ibadet edeceklerdir.SO 757.2

    İsa'nın çarmıha gerildiği gün yaşanan son olaylarda kutsal yazının gerçekleştiğinin kanıtı görüldü ve Mesih'in ilahiliğinin yeni tanıkları oldu. Karanlık çarmıhın üzerinden uzaklaştığında ve Kurtarıcı son nefesini verirken “Tamamlandı!” diye haykırdığında bunun hemen ardından bir başka haykırış daha duyuldu: “Bu gerçekten Tanrı'nın Oğlu'ydu.”6Matta 27:54.SO 758.1

    Bu sözler fısıltı ile söylenmedi. Herkesin dikkati bu sözlerin söylendiği yöne çevrildi. Bunu kim söylemişti? Bunu söyleyen Romalı yüzbaşı idi. Kurtarıcı'nın ilahi sabrı ve dudaklarındaki bu zafer haykırışı ile ani ölümü bu putperest adamı etkilemişti. Yüzbaşı çarmıhın üzerindeki Isa'nın yaralı bedeninde Tanrı'nın Oğlu'nun varlığını fark etmişti. İmanını açıkça bildirmekten çekinmedi. Böylece Kurtarıcı'nın mücadelesinin boşuna olmadığı yeniden kanıtlanmış oldu. Kurtarıcı'nın çarmıha gerildiği gün birbirlerinden tamamen farklı üç kişi imanlarını bildirmişlerdi. Romalı askerlerin komutanı olan yüzbaşı, İsa'nın çarmıhını taşıyan adam ve İsa ile birlikte çarmıha gerilen adam.SO 758.2

    Akşam yaklaşırken çarmıhın üzerine garip bir sessizlik çöktü. Kalabalık dağılmıştı, bir çoğu Kudüs'e döndü ve kalabalığın o anki ruh hali sabah geldiklerindekinden çok daha farklıydı. Birçok kimse İsa'dan nefret ettikleri için değil; sadece merak ettikleri için O'nun çarmıha gerildiği yere gelmişlerdi. Onlar hala hahamlarının iddialarına inanıyor ve İsa'ya suçlu gözüyle bakıyorlardı. İsa'ya karşı bu çete ile birleşmişlerdi. Fakat yeryüzü karanlığa gömüldüğünde vicdan azabı duydular ve yaptıkları bu büyük hatadan dolayı suçluluk duygusuna kapıldılar. Onların alaycı ve gürültülü bağrışmaları bu korkunç karanlık karşısında sona ermişti. Karanlık yeniden aydınlığa döndüğünde ciddi bir suskunlukla evlerine döndüler. Hahamların iddialarının yanlış olduğunu ve İsa'nın hilekar biri olmadığını anladılar. Birkaç hafta sonra Petrus, Pentikost bayramında vaaz verdiğinde İsa'ya inanan binlerce kişinin arasında onlar da yer aldılar.SO 758.3

    Fakat Yahudi liderler tanık oldukları bu olaylara rağmen asla değişmediler. İsa'ya karşı duydukları nefret hiç azalmadı. Hahamların ve din bilginlerinin düşüncelerindeki karanlık, İsa çarmıha gerilirken yeryüzüne çöken karanlıktan bile daha koyu idi. İsa doğduğunda gökteki yıldız O'na tanıklık etmişti ve O'nun yattığı yemliğe dek bilginlere rehberlik etti. Gökyüzü melekleri O'na tanıklık etmişti ve Beytlehem tepelerinde O'na övgü dolu ilahiler söylediler. Göl O'nun sesini tanıyordu ve O'nun buyruğunu dinledi. Ölüm ve hastalık O'nun yetkisini tanıyordu ve kurbanlarını O'nun ellerine teslim ettiler. Güneş O'nun ölümünden duyduğu büyük acıdan dolayı ışınlarını yeryüzünden geri çekti. Kayalar O'nu tanıyordu ve O'nun haykırışı ile parçalanıp düştüler. Doğa O'nu tanıyordu ve O'nun ilahiliğine tanık oldu. Fakat hahamlar ve din bilginleri Tanrı'nın Oğlu'nu tanımıyorlardı. Hahamlar ve bilginleri hala huzursuzdular. İsa'yı ölüme göndererek amaçlarına ulaşmışlardı; fakat bekledikleri zafer duygusunu hisse- dememişlerdi. Bundan sonra ne olacağı konusunda endişeliydiler. İsa'nın şu haykırışlarını duymuşlardı: “Tamamlandı!” ve “Ruhumu ellerine teslim ediyorum.”7Yuhanna 19:30; Luka 23:46.Kayaların yuvarlandığını ve büyük bir sarsıntı olduğunu görmüşlerdi, bu yüzden korkuya ve huzursuzluğa kapıldılar.SO 758.4

    İsa'nın yeryüzündeki yaşam, boyunca insanların üzerindeki bıraktığı olumlu etkiyi kıskanmışlardı. Mesih'ten şimdi yeryüzünde yaşadığı dönemdekinden daha fazla korkuyorlardı. Yaptıkları bu ışın sonucunda başlarına gelecek akıbet onlar, şimdiden korkutuyordu. Sebt günü olduğu için O'nun bedenini çarmıhın üzerinde bırakmayacaklardı. Sebt vakti yaklaşıyordu ve cesetlerin çarmıh üzerinde kalması Sebt'in kutsallığını bozardı. Yahudiler bunu bahane ederek Pilatus'tan, ölümün hızlandırılması için çarmıha gerilenlerin cesetlerinin gün batımından önce çarmıhtan kaldırılmasını istediler. Yahudi liderler gibi Pilatus da İsa'nın bedeninin çarmıhın üzerinde kalmasını istemiyordu. Pilatus'un onayı alınarak hemen ölmeleri için diğer iki adamın bacakları kırıldı; fakat Isa'nın zaten ölmüş olduğu görüldü. Mesih hakkında gördükleri ve duydukları şeyler askerleri etkilemişti Bu yüzden O'nun bacaklarını kırmaktan çekindiler. Böylece Allah'ın Kuzusu'nın kurban edilmesi ile Fısıh yasası yerine gelmiş oldu: Sabaha dek ondan bir şey bırakmayacak, kemiklerinden hiçbirini kırmayacak. Fısıh Kurbanı'nı bütün kuralları uyarınca kesmelidir.”8Sayılar 9:12.SO 759.1

    Hahamlar ve din bilginleri İsa'nın bu kadar çabuk ölmesine şaşırdılar. Çarmıha gerilen bir kişinin ölmesi uzun zaman alıyordu O'nun ne zaman öldüğünü tespit etmek zor oluyordu. Çarmıha gerildikten sonra altı saat içinde bir kişinin öldüğü duyulmamış bir şeydi. Hahamlar Isa'nın öldüğünden emin olmak istiyorlardı. Bu yüzden askerlerden birinin Kurtarıcı'nın bedenine bir mızrak saplamasını istediler. Mızrak-la açılan yaradan kan ve su aktı. Bunu oradaki herkes gördü. Yuhanna bu olayı şöyle açıkladı: “Ama askerlerden biri O'nun böğrünü mızrakla deldi. Böğründen hemen kan ve su aktı. Bunu gören adam tanıklık etmiştir ve tanıklığı doğrudur. Doğruyu, söylediğini bilir ve siz de iman edesiniz diye tanıklık etmiştir. Bunlar 'O'nun bir tek kemiği kırılmayacaktır diye yazan Kutsal Yazı'nın yerine gelmesi için olmuştur. Yine başka bir yazıda 'bedenini deştikleri adama bakacaklar' deniyor.”9Yuhanna 19:34-37.SO 759.2

    Mesih'in dirilişinden sonra hahamlar ve din bilginleri O'nun çarmıhta ölmediği, sadece bayıldığı ve sonradan tekrar kendisine geldiğine ilişkin söylentiler yaymaya başladılar. Diğer bir söylenti de mezara et ve kemikten gibi görünen, fakat gerçek olmayan bir bedenin konulduğu yönündeydi. Romalı askerlerin O'nun bedenini mızrakla delmeleri bu iddianın yanlış olduğunu kanıtladı. Bacaklarını kırmadılar, çünkü zaten ölmüştü. Askerler hahamları memnun etmek için O'nun böğrünü deldiler. İsa, o ana dek ölmemiş olsaydı bile, mızrağın açtığı bu yaradan dolayı ölürdü.SO 760.1

    Fakat İsa'nın ölümüne sebep olan mızrağın açtığı yara ya da ölümün verdiği acı değildi. Son nefesini verirken yüksek sesle haykırışı ve bedeninden akan kan ve su İsa'nın yüreğinin kırık olduğunu açıkça bildiriyordu.10Matta 27:50 ve Luka 23:46'ya bakınız.O, dünyanın günahı yüzünden kendi canını vermişti.SO 760.2

    Mesih'in ölümüyle öğrenciler umutlarını yitirdiler. O'nun kapalı olan göz kapaklarına ve göğsünün üzerine cansızca düşen başına, kanlı saçlarına, delinmiş olan ellerine ve ayaklarına baktılar ve tarifsiz bir acı duydular. Son ana dek O'nun öleceğine inanmıyorlardı. O'nun gerçekten öldüğüne inanamıyorlardı. Duydukları derin üzüntüden dolayı Mesih'in, bu olayın gerçekleşeceğini önceden bildirdiği sözlerini hatırlayamadılar. Mesih'in sözlerinden başka hiçbir şey onları teselli edemezdi. Onlar sadece çarmıhı ve onun üzerinde ölen Kurtarıcı'yı gördüler. Gelecek onlara karanlık ve umutsuzlukla dolu görünüyordu. Onların İsa'ya duydukları inanç kaybolmuştu fakat O'nu şimdi daha önce olmadığı kadar seviyorlardı. O'na duydukları sevginin büyüklü- ğünü, O'nun kendileri için ne kadar değerli bir Kişi olduğunu ve varlığına ne kadar çok ihtiyaç duyduklarını şimdi daha iyi anlıyorlardı.SO 760.3

    Mesih'in ölmüş olan bedeni bile onlar için çok değerliydi. O'nun bedenin gerektiği gibi gömülmesi için üzerlerine düşen görevi yerine getirmeyi istiyorlardı. Sadece bunu nasıl yapacaklarını bilemiyorlardı. İsa Roma yönetimine karşı gelmek suçundan mahkum edilmişti. Bu tür suçlardan dolayı ölüm cezası alanların bedenleri sadece önceden belirlenmiş olan özel bir yere gömülmek üzere teslim ediliyordu. Öğrenci Yuhanna Celileli kadınlarla birlikte çarmıhın bulunduğu yerde kaldı. Rab'bin bedenini duyarsız askerlerin eline teslim ederek bilinmeyen bir mezara gömülmesine razı olamazlardı. Buna karşın bunu önleyemezlerdi. Çünkü Yahudilerin ve Pilatus'un üzerinde hiçbir etkileri yoktu.SO 761.1

    Bu acil durumda Aramatyalı Yusuf ve Nikodim öğrencilere yardım etmek için geldiler. Onların her ikisi de Yahudi Yüksek Kurulu'nun üyesiydiler ve Pilatus'u tanıyorlardı. Ayrıca zenginlerdi ve büyük bir saygınlıkları vardı. Bu kişiler Mesih'in bedeninin onurlu bir şekilde gömülmesine karar verdiler.SO 761.2

    Yusuf ani bir kararla Pilatus'un yanına gitti ve Isa'nın naaşım istedi. Pilatus İsa'nın öldüğünü ilk kez o an duydu. İsa'nın çarmıha gerilmesi ile ilgili farklı haberler alıyordu; fakat İsa'nın öldüğü ona kasten bildirilmemişti. Hahamlar ve din bilginleri İsa'nın öğrencilerine aldanmaması konusunda Pilatus'u uyarmışlardı. Bundan dolayı Pilatus Yusufun bu isteğini duyduğunda duyduklarının gerçek olup olmadığını öğrenmek için çarmıhın yanında görevli olan yüzbaşıyı yanına çağırttı. Yüzbaşı Yusufun anlattıklarını doğruladı.SO 761.3

    Yusufun isteği yerine getirildi. Yuhanna'nın, Öğretmeninin gömülmesi ile ilgili sıkıntısı devam ederken Yusuf, Mesih'in bedenini çarmıhtan alma konusunda Pilatus'un buyruğuyla döndü. Nikodim ise İsa'nın bedenini mumyalamak için çok değerli mür ve sarısabır karışımı getirdi. Tüm Kudüs'ün en onurlu kişileri bile öldüklerinde bu kadar çok saygı görmezlerdi. Öğrenciler bu zengin liderlerin de Mesih'in gömülmesine kendileri kadar ilgi göstermelerine şaşırdılar.SO 761.4

    Ne Yusuf, ne de Nikodim İsa yaşadığında Kurtarıcı'yı açıkça kabul etmişti. Bunu yaptıkları takdirde Yüksek Kurul'dan dışlanacaklarını biliyorlardı. Ayrıca Kurul'un üzerindeki etkileriyle O'nu korumayı umuyorlardı. Bir süre için başarılı olmuş gibi göründüler; fakat Nikodim ve Yusufun İsa'dan yana olduklarını gören ve yüreği kötülükle dolu olan hahamlar onların bu planlarını engellediler. İsa onların yokluğunda tutuklandı ve ölüme mahkum edildi. Yusuf ve Nikodim İsa'nın ölümünden sonra O'na duydukları ilgiyi gizlemediler. Öğrenciler İsa'nın yolundan gittiklerini açıkça göstermekten çekinmelerine rağmen Yusuf ve Nikodim onlara yardım etmek için cesurca geldiler. O anlarda bu zengin ve saygın insanların yardımına büyük ölçüde ihtiyaç vardı. Yoksul öğrencilerin yapmalarının imkansız olduğu şeyleri onlar yapabilirlerdi. Onların zenginliği ve saygınlığı öğrencileri hahamların ve din bilginlerinin kötülüklerinden büyük ölçüde korudu.SO 761.5

    Büyük bir dikkatle ve saygıyla İsa'nın bedenini çarmıhtan kendi elleriyle aldılar. İsa'nın yaralı bedenini gördüklerinde yürekleri sızladı ve gözyaşı döktüler. Yusufun bir kaya içine oyulmuş yeni bir mezarı vardı. Bu mezarı kendisi için saklıyordu. Fakat bu mezar Golgota'ya yakın olduğu için onu İsa için hazırladı. Nikodim tarafından getirilen baharatlarla İsa'nın bedeni yağlanarak beyaz ketenden temiz bir beze sarıldı ve mezara getirildi. Burada İsa'nın üç öğrencisi de bedenini sararak düzgün bir hale getirdiler ve delinmiş ellerini göğsünün üzerinde birleştirdiler. Celileli kadınlar geldiklerinde çok sevdikleri Öğretmenleri için yapılabilecek her şeyin yapıldığını gördüler. Sonra mezarı kapamakta kullanılan ağır taşı ve Kurtarıcı'nın artık huzur içinde bırakıldığını gördüler. Kadınlar son olarak çarmıhın yanında bulunmuşlardı ve şimdi de mezarın başındaydılar. Akşamın karanlığı yaklaşırken halâ mezarın başındaydılar ve çok sevdikleri Kurtarıcı için gözyaşı döküyorlardı. “Evlerine döndüler ... ve Sebt günü Allah'ın buyruğu uyarınca dinlediler.”11Luka 23:56.SO 762.1

    Bu, yüreği büyük bir üzüntü ile dolu olan öğrenciler için olduğu kadar hahamlar, din bilginleri ve diğer halk içinde unutulmayacak bir Sebt günü olmuştu. Hazırlık gününün akşamında gün batımında çalan boru Sebt'in başladığını işaret ediyordu. Fısıh'ın işaret ettiği Kişi hahamlar ve din bilginlerinin kirli elleriyle öldürülüp Yusufun mezarında yatarken, Fısıh yüzyıllardır süregelen bir şekilde kutlandı. Sebt günü tapınağın avlusu ibadet edenlerle doldu. Golgota'da İsa ile alay eden başkâhin gösterişli cübbesini giymiş görevini yerine getiriyordu. Hahamlar beyaz sarıklarını takmışlardı. Fakat öküzler ve keçiler günah sunusu olarak getirildiklerinde orada bulunan bazı kişiler kendilerini huzursuz hissediyorlardı. Karanlığın kaldırıldığını ve dünyanın günahı için sonsuz adağın kurban edildiğini anlayamamışlardı. Ayrıca sembolik ibadetlerinin de artık hiçbir değeri kalmadığını bilmiyorlardı. Fakat bu hizmet daha önce hiçbir kez bu kadar karmaşık duygular içinde yerine getirilmemişti. Her zamanki gibi yüksek sesle boru çalınıyor ve müzik aletleri eşliğinde ilahiler söyleniyordu. Fakat ortamda bir gariplik vardı. Birbiri ardına herkes bunun nedenini soruyordu. Tapınağın kutsal bölümü o zamana dek dikkatle korunmuştu; fakat onu şimdi herkes görebiliyordu. Saf ketenden yapılmış ve altın, mor ipliklerle zengince işlenmiş ağır duvar örtüsü baştan aşağı yırtılmıştı. Allah'ın kutsal odası aratık herkesin görüşüne açılmıştı. Allah'ın görkemini bildirmek için başkahinle bir araya geldiği, o ana dek Allah'ın dinleme odası olarak hizmet eden bu yer artık herkesin rahatça görebileceği bir yer olmuştu. Burası artık tüm kutsallığını yitirmişti. Hahamlar bu sıkıntılı ortam içinde sunakta görev yaptılar. Kutsal yerin sırrının açığa çıkması başlarına gelecek felaketi onlara işaret ediyordu. Bu onları son derece korkutuyordu.SO 762.2

    Birçok kişi Golgota'da meydana gelen olayları düşünüyordu. 1sa'nın çarmıha gerilmesinden dirilişine varıncaya dek birçok kişi peygamberliklerin gerçek anlamını öğrenmek için Kutsal Yazı'ları okumaya başladı. Bazıları Fısıh bayramının gerçek anlamını araştırmaya başladı, diğerleri aradıkları Kişi'nin O olmadığına hükmetti, yine bazıları O'nun gerçek Mesih olduğuna ilişkin kanıtlar bulmaya çalıştılar. Farklı konularda araştırma yapmalarına rağmen hepsi de tek bir gerçeğin farkına vardılar; son birkaç gün içinde Kutsal Yazı'da geçen peygamberlikler yerine gelmişti ve çarmıha gerilen Kişi dünyanın kurtarıcısıydı. Bu ibadete katılanlardan birçoğu bir daha hiç Fısıh kutlamalarına katılmadı. Hatta hahamların bazıları bile İsa'nın gerçek karakterinin farkına vardılar. Kutsal Yazı'yı araştırmaları sonuçsuz kalmadı ve dirilişinden sonra O'nu Tanrı'nın Oğlu olarak kabul ettiler.SO 763.1

    İsa'nın çarmıha gerildiğini gören Nikodim, O'nun Zeytin dağındaki gecede söylediği sözleri hatırladı: Musa çölde yılanı nasıl yukarı kaldırdıysa, İnsanoğlu'nun da öylece yukarı kaldırılması gerekir. Öyle ki O'na iman eden herkes sonsuz yaşama kavuşsun.”12Yuhanna 3:14-15.Mesih'in mezarda yattığı o Sebt gününde Nikodim'in bu sözler üzerinde düşünme fırsatı olmuştu. Düşünceleri şimdi ilahi bir şekilde aydınlandı ve İsa'nın sözleri artık onun için bir sır olmaktan çıktı. Yeryüzündeki yaşamı boyunca Mesih'e yakın olmamasının kendisi için ne büyük bir kayıp olduğunu hissetti. Şimdi Golgota'da meydana gelen olaylar aklına geldi. İsa'nın, kendisini çarmıha gerenler için ettiği dua ve çarmıha gerilen hayduta verdiği cevap bu bilgili kurul üyesinin yüreğini derinden etkilemişti; ve tekrar Kurtarıcı'ya gönül gözüyle baktığında O'nun dünyaya yaşam veren şu sözlerini duydu: “Tamamlandı!” Yeniden karanlık gökyüzüne, tapınağın yırtılan örtüsüne ve yuvarlanan kayalara baktığında imanı sonsuza dek sağlamlaştı. Öğrencilerin umutlarını yok eden olay, Yusuf ve Nikodim'i İsa'nın ilahiliğine daha çok ikna etti ve imanlarının sağlamlığı sayesinde korkularını yendiler.SO 763.2

    Mezarda yatan Mesih halkın ilgisini daha önce hiç bu kadar çok çekmemişti. Halk eskiden alıştığı gibi tapınağın avlusuna hastalarını ve acı çekenleri getiriyor, Nasıra'lı İsa'nın nerede olduğunu bilen var mı? diye soruyordu. Hastaları iyileştiren ve ölüleri dirilten Kişi'yi görmek için birçok kimse çok uzaklardan gelmişti. Her yandan “Büyük Doktor Mesih'i istiyoruz” diye feryatlar yükseliyordu. Böyle durumlarda cüzam belirtisi görülen kişiler hahamlar tarafından muayene ediliyordu. Birçok kimseye eşlerinin, çocuklarının ya da arkadaşlarının cüzamlı olduğu bildiriliyordu. Bunun üzerine bu zavallılar yuvalarını terk etmek, kendilerine bakan dostlarından ayrılmak zorunda kalıyorlar ve çevrelerinde kendilerine yaklaşan yabancılara cüzamlı olduklarını “Kirli, kirli!” diye bağırarak uyarmaları gerekiyordu. İsa'nın şifa dağıtan elleri hiçbir zaman bu iğrenç cüzam hastalığına yakalanan insanlara dokunmaktan kaçınmamıştı. Şimdi ise bu eller göğsünde hareketsizce duruyordu. Teselli dolu şu sözleri söyleyen dudakları ise şimdi sessizdi: “İsterim, temiz ol!”14Matta 8:3.Birçok kimse hahamlardan merhamet ve yardım diledi; fakat boşunaydı. Onlar yaşayan Mesih'i tekrar aralarında görmek istiyorlardı. Israrla O'nu istiyorlardı. Geri dönmek istemiyorlardı. Fakat hastalarını getirenlerin hepsi de tapınağın girişinde bekleyen askerler tarafından geri çevrildiler ve oradan uzaklaştırıldılar.SO 764.1

    Kurtarıcı tarafından iyileştirilmeyi umarak gelen hasta ve acı çeken insanlar büyük bir hayal kırıklığına uğradılar. Şehrin cadde ve sokakları yas tutanlarla doluydu. İsa'nın şifalı dokunuşundan yoksun olan hastalar ölüyordu. Hekimlerin çabalan boşunaydı. Onları iyileştirebilecek olan tek Kişi şimdi Yusufun mezarında yatıyordu.SO 764.2

    Acı çeken insanların feryatları dünyanın büyük bir ışığı yitirdiğini açıkça gösteriyordu. Mesih'ten yoksun kalan dünya artık tamamen karanlığa gömülmüştü. “O'nu çarmıha gerin!” diye bağıranların çoğu kendilerinin başına gelecek olan felaketin farkına varmışlardı. Şu anda eğer Kurtarıcı yaşasaydı şöyle bağırırlardı: Bize İsa'yı verin!SO 765.1

    Halk İsa'nın hahamlar tarafından ölüme mahkum edildiğini öğrenince O'nun ölümü ile ilgili sorular sormaya başladılar. O'nun yargılanmasıyla ilgili ayrıntılar mümkün olduğunca halktan gizlendi; fakat O mezarında yatarken ismi binlerce kişinin dudaklarında anılıyor, hahamlar ve din bilginlerinin O'nu insafsızca yargıladıkları haberi dilden dile dolaştı ve her yere yayıldı. Akıllı ve doğru hüküm veren insanlar hahamlardan ve din bilginlerinden Eski Ahit'in Mesih ile ilgili bölümlerini açıklamalarını istediklerinde yanlış bir izlenim yaratma çabasında olan hahamlar ve din bilginleri ne diyeceklerini şaşırdılar ve adeta çılgına döndüler. Mesih'in acı çekmesi ve ölümü ile ilgili peygamberlikleri açıklayamadılar ve onlara sorular soran birçok kimse Kutsal Yazı'nın yerine geldiğinin farkına vardı.SO 765.2

    Zevk alacaklarını düşündüklerini intikam, hahamlara ve din bilginlerine bu kez acı vermeye başlamıştı. Halkın büyük ölçüde tepkisini çektiklerini biliyorlardı. İsa'ya karşı kışkırttıkları birçok kişinin bu kez gerçekleştirdikleri bu utanç dolu işlerden dolayı bu kez kendilerine karşı olduklarını biliyorlardı. Hahamlar İsa'nın bir sahtekar olduğuna inanmaya çalıştılar; fakat bu boşunaydı. Onlardan bazıları Lazar'ın mezarının başında bulunmuşlar ve İsa'nın ölü bir kimseyi nasıl dirilttiğini görmüşlerdi. Mesih'in şimdi kendi kendisini diriltip karşılarına çıkmasından korkuyorlardı. O'nun ölüp sonra tekrar dirilmeye gücünün olduğunu duymuşlardı. O'nun şu sözlerini hatırladılar: “Bu tapınağı yıkın! O'nu üç günde yeniden kuracağım.”15Yuhanna 2:19.Yahuda, İsa'nın Kudüs'e son yolculuğu sırasında öğrencilere söylediği sözleri bildirmişti: “Şimdi Kudüs'e gidiyoruz. İnsanoğlu hahamların ve din bilginlerinin eline teslim edilecek. O'nu ölüm cezasına çarptıracaklar. O'nunla alay edip, kamçılayıp çarmıha germeleri için diğer uluslara teslim edecekler. Fakat O, üçüncü gün dirilecek.”16Matta 20:18-19.Bu sözleri duydukları zaman gülmüş hatta alay etmişlerdi. Fakat şimdiye kadar Mesih'in tüm önbildirilerinin gerçekleştiğini hatırladılar. İsa üçüncü gün dirileceğini önceden bildirmişti ve bunun aksini kim ispatlayabilirdi? Bu düşünce-lerden uzaklaşmak istediler; fakat bunu başaramadılar. Tıpkı babalan Şeytan gibi inandılar ve korkudan titrediler.SO 765.3

    Öfkeleri dindikten sonra İsa üzerindeki düşünceleri gittikçe yoğunlaşmaya başladı. Mesih'in, düşmanlarının karşısına cesurca çıktığını ve onların zulümlerine asla karşılık vermediğini gördüler. Yargılanmasından çarmıha gerildiği ana kadar gerçekleşen tüm olaylar onları İsa'nın Tanrı'nın Oğlu olduğunu düşünmelerini sağladı. Suçladıkları ve mahkum ettikleri Kişi'nin her an karşılarına çıkıp kendilerini suçlayabileceğini ve mahkum edebileceğini ve kendisini öldürenlerden intikam alarak adaletin yerine gelmesini isteyebileceğini hissediyorlardı.SO 766.1

    Hahamlar bu Sebt gününde çok az dinlenebildiler. Dini açıdan bozulmamak için putperest evlerden uzak durmalarına rağmen bu kez İsa'nın naaşım tartışmak için bir araya geldiler. Ölüm ve mezar çarmıha gerdikleri Kişi'yi bir daha hiç geri vermemeliydi. “Başkâhinler ve Ferisiler Pilatus'un önünde toplanarak: 'Efendimiz, o aldatıcının daha yaşarken 'ben üç gün sonra dirileceğim' dediğini hatırlıyoruz. Bu yüzden buyruk ver de, üçüncü güne dek mezarı güvenlik altına alsınlar. Yoksa öğrenciler gelir, cesedi çalar ve halka 'ölümden dirildi' derler. Bu sonuncu aldatmaca ilkinden beter olur' dediler. Pilatus onlara: 'bir manga asker alın, gidin mezarı dilediğiniz gibi güvenlik altına alın' dedi.”17Matta 27:62-65.SO 766.2

    Hahamlar mezarın güvenlik altına alınması için talimat verdiler. Askerler mezarın girişine büyük bir taş yuvarladılar, halatlarla sağlamlaştırdılar, baştan ve sondan ağır kayalarla desteklediler ve taşı mühürlediler. Artık taş mühür bozulmadan yerinden oynatılamazdı. Her türlü olasılığa karşı mezarın başına bir de asker konuldu. Hahamlar Mesih'in naaşının yatırıldığı yerde kalması için ellerinden geleni yapmışlardı. Ölünün sanki sonsuza dek mezarda kalması için her türlü önlem alınmıştı.SO 766.3

    Zavallı insanlar böyle bir hazırlık ve plan yapmışlardı. Bu katiller uğraşlarının boşuna olduğunu göremeyecek kadar kördüler! Fakat bu hareketleriyle aslında Allah'ı yüceltmiş oldular. İsa'nın dirilişini engellemek için yaptıkları davranışlar O'nun ilahiliğini daha güçlü bir şekil- de kanıtlamış oldu. Mezarının önünde bekleyen asker sayısı ne kadar çok olursa dirilişinin kanıtı da o denli güçlü olacaktı. Mesih'in ölümünden asırlar önce Kutsal Ruh Mezmurlar aracılığıyla şöyle bildirmişti: “Nedir uluslar arasındaki bu kargaşa? Neden boş planlar yapar bu halklar? Yeryüzü kralları ayaklanıyor, önderler birleşiyor. Rab'be ve meshettiği krala karşı... Göklerde oturan Rab gülüyor, onlarla eğleniyor.” Romalı askerlerin gücü Rab'bin dirilişini engellemeye asla yetmeyecekti. Rab'bin dirileceği saat yaklaşıyordu.SO 766.4

    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents