Loading...
Larger font
Smaller font
Copy
Print
Contents

Sevgi öğretmeni

 - Contents
  • Results
  • Related
  • Featured
No results found for: "undefined".
  • Weighted Relevancy
  • Content Sequence
  • Relevancy
  • Earliest First
  • Latest First
    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents

    50. Tuzakların Arasında

    İsa Kudüs'te bulunduğu süre içinde ajanlar tarafından sürekli olarak izlendi. O'nu susturmak için her gün yeni bir plan geliştirildi. Hahamlar ve yöneticiler onu tuzağa düşürmek istiyorlardı. O'nu şiddet kullanarak durdurmayı planlıyorlardı; onların yapmayı planladıkları sadece bundan ibaret değildi. Bu Celileli öğretmeni halkın önünde küçük düşürmeyi istiyorlardı.SO 443.1

    Bayrama geldiği ilk gün Yahudi liderler O'nun yanma gelmişler ve hangi yetkiye dayanarak halka ders verdiğini sormuşlardı. İsa'ya duyulan ilgiyi, O'nun öğretme yetkisine sahip olup olmadığı ile ilgili konulara çekerek, kendi öğretilerini daha önemli göstermek ve O'ndan daha yetkili gibi görünmek istiyorlardı.SO 443.2

    İsa şöyle dedi: “Benim öğretim benim değil, beni gönderenindir. Eğer bir kimse Allah'ın isteğini yerine getirmek istiyorsa, bu öğretinin Allah'tan mı olduğunu, yoksa kendiliğimden mi konuştuğumu bilecek-tir.”1Yuhanna 7:16-17.İsa kendisine itiraz eden Yahudilerin sorularına onlarla tartışmaya girerek değil, aksine kurtuluşları için gerekli olan gerçeği açıklayarak cevap verdi. Gerçeğin anlaşılması ve kabul edilmesinin akıldan çok kişinin yüreğine bağlı olduğunu söyledi. İlk önce gerçek kabul edilme-lidir; bu kişinin kendi iradesine olan saygısını işaret eder. Gerçek kabul edildiği zaman, kibir onun anlaşılmasını asla engelleyemez; fakat gerçek, ancak Allah'a bağlı kalarak içtenlikle yapılan çalışmanın sonucunda anlaşılacaktır; ve onun anlaşılması, insanın, Allah'ın Ruhu'nun açıkça gösterdiği günahlardan dönmesine bağlıdır. İnsan, gerçeğin bilgisini elde etmek için ne kadar büyük bir avantaja sahip olsa da, yüreği gerçeği kabul etmeye açık olmadıkça ve onun prensiplerine aykırı olan her türlü alışkanlık ve davranıştan bilinçli olarak vazgeçmedikçe, bu ona hiçbir fayda sağlamaz. Kendilerini bu şekilde Allah'a teslim edenlere ve O'nun isteğini yerine getirmek için içtenlikle ve tüm kalpleriyle arzu edenlere, kurtuluşları için Allah'ın gücü olarak gerçek onlara gösterilir. Bu, Allah adına konuşan kişi ile, kendiliğinden konuşan kişinin ayırt edilmesini sağlayabilecektir. Ferisiler, Allah'ın isteğini yerine getirmek için asla çaba harcamamışlardı. Gerçeği bilmeye çalışmıyorlardı; fakat onu geçersiz kılmak için mazeretler bulmaya çalışıyorlardı; İsa, onların bu yüzden kendisinin öğretisini anlamadığını gösterdi.SO 443.3

    İsa gerçek öğretmen ile bir sahtekarın ayırt edilmesini sağlayacak olan bir örnek verdi: “Kendiliğinden konuşan kendini yüceltmek ister, ama kendisini göndereni yüceltmek isteyen doğrudur ve O'nda haksızlık yoktur.”2Yuhanna 7:18.Kendi yüceliğini arayan sadece kendiliğinden konuşmaktadır. Kendini yüceltme ruhu kendi kaynağına ihanet eder. Fakat İsa Allah'ın yüceliğini arıyordu. O, Allah'ın sözlerini konuştu. Bu gerçeğin öğretmeni olarak O'nun yetkisinin kanıtıydı.SO 444.1

    İsa rabbilerin düşüncelerini okuyarak onlara ilahiliğini kanıtladı. Beytesta'da verdiği şifadan sonra onu öldürmek için komplo hazırlamaktaydılar. Böylece koruyucusu olduklarını iddia ettikleri yasayı bizzat kendileri ihlal etmiş oluyorlardı. İsa, Yahudilere, “Musa size Kutsal Yasa'yı vermedi mi? Yine de hiçbiriniz yasayı yerine getirmiyor. Neden beni öldürmek istiyorsunuz?”3Yuhanna 7:19.dedi.SO 444.2

    İsa'nın bu sözleri ansızın yanıp sönen bir ışık gibi batmak üzere oldukları çukuru rabbilerin gözlerinin önüne getirdi. Bir an için dehşete düştüler. Sınırsız Güç ile savaşa girdiklerini gördüler; bir başkasının kendilerini uyarmasını istemiyorlardı. Halkın üzerindeki etkilerini devam ettirebilmeleri adına İsa'yı öldürmek için kurdukları hain planları gizlemeleri gerekiyordu. İsa'nın sorusuna cevap vermekten kur-tulmak için şöyle haykırdılar: “Cin çarptı seni. Seni öldürmek isteyen kim?”4Yuhanna 7:20.İsa'nın bu mucizeleri kötü bir ruhun aracılığıyla yaptığını îma ettiler.SO 444.3

    İsa onların bu îmasına aldırış etmedi. Beytesta'daki iyileştirmesinin Sebt yasasına aykırı olmadığını ve bu hareketinin, Yahudilerin yasaya ekledikleri kendi yorumlarına göre de haklı olduğunu göstermeye devam etti. “Musa size sünneti buyurduğu için -aslında bu Mu- sa'dan değil, atalarınızdan kalmadır- Sebt günü birini sünnet edersiniz.”5Yuhanna 7:22.Yasaya göre her çocuk sekizinci gün sünnet edilmeliydi. Sekizinci gün eğer Sebt gününe rastlıyorsa, çocuk yine de sünnet edilmeliydi. Sebt günü bir kimseyi iyileştirmekten başka Allah'ın yasasına daha uygun ne olabilirdi? İsa onları uyardı: “Dış görünüşe göre yargılamayın. Yargınız adil olsun.”6Yuhanna 7:24.SO 444.4

    Yöneticiler birden sustular; ve halktan birçok kişi şöyle haykırdı: “Öldürmek istedikleri adam bu değil mi? Bakın açıkça konuşuyor. O'na bir şey demiyorlar. Yoksa önderler O'nun Mesih olduğunu gerçekten kabul ettiler mi?”7Yuhanna 7:25-26.SO 445.1

    İsa'yı dinleyenlerin arasında Kudüs'te yaşayan ve Yahudilerin O'na karşı kurdukları komplolardan habersiz olan birçok kişi, O'nun sözlerinden derinden etkilendiler ve adeta karşı konulmaz bir gücün etkisiyle O'na yakınlık duymaya başladılar. İsa'nın Tann'nın Oğlu olduğuna ikna oldular; fakat Şeytan onları şüpheye düşürmeye hazırdı ve onları, Mesih ve O'nun gelişi ile ilgili yanlış düşüncelere yönlendirerek bunun için zemin hazırladı. Mesih'in Beytlehem'de doğacağı, bir süre sonra gözden kaybolacağı ve ikinci gelişinde O'nun nereden geldiğini hiç kimsenin bilmeyeceği ile ilgili genel bir inanış vardı. Mesih'in insan soyuyla hiçbir doğal kan bağının bulunmayacağını düşünenler sayıca hiç de az değildiler. Halkın dünyasal güç ve görkeme sahip olacağını düşündüğü Mesih ile ilgili beklentisi, Nasıralı İsa tarafından karşılanmadığı için birçok kimse şu düşünceye kapıldı: “Biz bu adamın nereden geldiğini biliyoruz. Oysa Mesih geldiği zaman O'nun nereden geldiğini kimse bilmeyecek.”8Yuhanna 7:27.SO 445.2

    Onlar bu şekilde şüphe ve iman arasında tereddüt içinde bocalarken, İsa onların düşüncelerini okudu ve şöyle dedi: “Hem beni tanıyorsunuz, hem de nereden olduğumu biliyorsunuz. Ben kendiliğimden gelmedim. Beni gönderen gerçektir ve siz O'nu tanımıyorsunuz.”9Yuhanna 7:28.Gerçek Mesih'in nasıl olması gerektiğini bildiklerini iddia ettiler; fakat bu bilgiden tamamen yoksundular. Eğer Allah'ın isteğini yerine getirerek yaşasalardı, kendilerine açıkça gösterildiğinde Tan- rı'nın Oğlu'nu tanıyabilirlerdi.SO 445.3

    Dinleyenlerin, İsa'nın sözlerini anlamamaları mümkün değildi. Aylar önce Yüksek Kurul'un önünde kendisinin Tanrı'nın Oğlu olduğunu bildirdiğinde ileri sürdüğü iddiayı bu sözleriyle bir kez daha açıkça belirtmiş oldu. Yahudi liderlerin O'nu o zaman öldürmeye çalıştıkları gibi, şimdi de onlar aynı şeyi yapmak istiyorlardı; fakat öfkelerini frenleyen ve adeta kendilerine: “Yeter artık! Daha ileri gidemezsiniz!” diyen ve görülmeyen bir güç tarafından engellendiler.SO 446.1

    Halkın arasında birçok kişi O'na inanıyordu ve “Mesih gelince bunun yaptıklarından daha mı çok mucize yapacak” diye soruyordu. Tüm olup biteni merakla izleyen Ferisi liderler halktan bazılarının O'na sempati duyduğunu fark etiler. Hemen başkâhinin yanına giderek O'nun tutuklanması için plan hazırlamaya başladılar. O'nu yalnız olduğu zaman yakalamayı plandılar; çünkü halkın önünde bunu yapmaya cesaret edemiyorlardı. İsa tekrar onların maksadını anladığını gösterdi ve onlara şöyle dedi: “Kısa bir süre daha sizinleyim; fakat sonra beni gönderene gideceğim. Beni arayacaksınız; ama bulamayacaksınız. Benim bulunduğum yere siz gelemezsiniz.”10Yuhanna 7:33-34.Kısa bir süre sonra onların hor görmelerinin ve nefretlerinin çok ötesinde olan bir yerde olacaktı. Tekrar meleklerinin hayran olduğu Kişi olmak için, kendisini öldürecek olanların asla giremeyeceği yere, Kutsal Baba'nın yanma yükselecekti.SO 446.2

    Rabbiler alaycı bir şekilde şöyle dediler: “Bu adam nereye gidecek de, biz O'nu bulamayacağız? Yoksa Grekler arasında dağılmış olanlara gidip de Grekler'e ders mi verecek?”11Yuhanna 7:35.Onlar sınırlı hayal güçleriyle ve bu alaycı sözleriyle farkında olmadan İsa'nın görevine işaret ediyorlardı! Söz dinlemeyen ve asi halka bütün gün ellerini uzattı; buna karşın O, kendisini aramayanların arasında bulunacak; kendisini adıyla çağırmayan bir halkın arasında görünecekti.12Romalılar 10:20-21.SO 446.3

    İsa'nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna ikna olan birçok kişi, hahamların ve rabbilerin yanlış yorumları yüzünden yanılgıya düştüler. Bu öğretmenler, Mesih'in “Siyon dağında, Kudüs'te krallık edeceği, halkın ileri gelenlerinin O'nun yüceliğini göreceği”13Yeşaya 24:23.ve “egemenliğinin, Fırat'tan yeryüzünün ucuna dek denizden denize süreceği”14Mezmurlar 72:8.ile ilgili peygamberlikleri büyük bir etkiyle tekrar etmişlerdi. Daha sonra burada belirtilen görkem ile İsa'nın mütevazı yaşamı arasında hakaretler dolu kıyaslamalar yaptılar. Peygamberliğin sözleri onların yaptıkları yanlışı onaylamak için saptırılmıştı. Eğer insanlar Kutsal Yazı üzerinde kendileri için içtenlikle çalışsalardı, yanlış yola sürüklenmezlerdi. Yeşaya'nın altmış birinci bölümü Mesih'in, İsa'nın yaptığı işi yapacağını gösteriyor. Elli üçüncü bölümde onun dünya tarafından reddedilmesi ve çektiği acılar belirtiliyor. Elli dokuzuncu bölümde hahamlar ve rabbilerin nasıl bir karaktere sahip oldukları tanımlanıyor.SO 446.4

    Allah inançsızlıklarından vazgeçmeleri için insanları zorlamaz. I- Şik ve karanlık, gerçek ve yanlış onların önündedir. Hangisini kabul edeceklerine kendileri karar verirler. İnsan doğru ve yanlışı ayırt edebilecek güçtedir. Allah, insanın anlık duygularıyla değil, kutsal Yazı üzerinde titizlikle çalışıp, gerçeği kendi gözleriyle gördükten sonra karar vermelerini amaçlar. Eğer Yahudiler önyargılarından vazgeçseler ve İsa'nın yaşamını karakterize eden gerçeklerle, yazılan peygamberlikler arasında bir kıyaslama yapsalardı, bunların Celileli Kişi'nin yaşamında gerçekleştiğini anlayacaklardı.SO 447.1

    Bugün birçok kimse tıpkı Yahudiler gibi aynı şekilde aldatılmaktadır. Din öğretmenleri Kutsal Kitap'ı kendi anlayışlarına ve geleneklerine göre okurlar; insanlar neyin doğru ya da yanlış olduğunu görmek için Kutsal Yazı üzerinde çalışmaya gerek duymazlar; dini liderlerinin düşüncelerine göre hareket ederler. Bu şekilde adil bir yargıda bulunmaları imkansızdır. O'nun sözünü öğretmek ve vaaz etmek Allah'ın ışın yayılması için sağladığı imkanlardan biridir; fakat tüm öğretileri Kutsal Yazı'nın öğretileri ile karşılaştırmalıyız. Gerçeği bilmek ve ona riayet etmek için dualar içinde Kutsal Yazı'yı okuyan kişi, ilahi ışığı alacak ve Kutsal Yazı'yı anlayacaktır. “Eğer bir kimse Allah'ın isteğini yerine getirmek istiyorsa, bu öğretinin Tanrı'dan mı olduğunu, yoksa kendiliğimden mi konuştuğumu bilecektir.”15Yuhanna 7:17.Bayramın son gününde İsa'yı yakalamak üzere hahamlar ve yöneticiler tarafından gönderilen görevliler, bu isteklerini gerçekleştiremediler. Kendilerine sinirli bir şekilde şöyle soruldu: “Niçin O'nu getirmediniz?” Ciddi bir şekilde: “Hiç kimse hiçbir zaman bu adamın konuştuğu gibi konuşmamıştır”16Yuhar.na 7:46.dediler.SO 447.2

    Isa'nın sözleri onların taşlaşmış yüreklerini yumuşattı. Tapınağın avlusunda konuşurken, O'nun aleyhinde kullanabilecekleri bir söz söylemesini beklediler; fakat onu dinlediklerinde, adeta oraya ne amaçla gönderildiklerini unutmuşlardı. İsa'nın sözleri onları derinden etkiledi. İsa onlara ilahiliğini açıkça gösterdi. Hahamların ve liderlerin görmek istemediğini, yani O'nun insanlığında gizli olan ilahiliğini onlar gördüler. Bu düşüncelerle dolu ve O'nun sözlerinden derinden etkilenmiş olarak geri döndüklerinde kendilerine, “Niçin O'nu getirmediniz?” diye sorulduğunda sadece şu cevabı verebildiler: “Hiç kimse hiçbir zaman bu adamın konuştuğu gibi konuşmamıştır.”17Yuhanna 7:45-46.SO 448.1

    İsa'nın yanma ilk geldiklerinde hahamlar ve liderler de aynı şekilde düşünmüşlerdi. İsa'nın sözleri onları da derinden etkilemiş ve bu düşünce adeta onları şu sözleri söylemeye zorlamıştı: “Hiç kimse hiçbir zaman bu adamın konuştuğu gibi konuşmamıştır”18Yuhanna 7:46.Fakat Kutsal Ruh'un düşüncesine önem vermediler. Yasayı uygulamakla görevli olan kişilerin bile, kendilerinin nefret ettikleri kişiden etkilenmiş olması onları çileden çıkarınca şöyle haykırdılar: “Yoksa siz de mi aldandınız? Önderlerden ya da Ferisilerden O'na iman eden oldu mu hiç? Kutsal Yasa'yı bilmeyen bu halk lanetlidir.”19Yuhanna 7:47-48.SO 448.2

    Gerçeğin mesajı kendilerine açıklanan kimseler bazen “bu doğru mu?”; “kimin tarafından savunuluyor” diye sorarlar. Çoğu kimse bunun gerçekliğini onu kabul eden kişilerin sayısıyla ölçmeye çalışır; ve yine şu soru sorulur: “Önderlerden ya da Ferisilerden O'na iman eden oldu mu hiç?”20Yuhanna 7:48.İnsanlar günümüzde gerçek kutsallığa İsa'nın zama- nındakinden daha fazla değer vermemektedirler. Göksel zenginlikleri göz ardı ederek sadece dünyasal değerlerin peşinde koşmaktadırlar; birçok kişinin kabul etmeye istekli olmaması ya da insanların hürmet ettiği yüksek mevki sahibi kişiler ve dini liderler tarafından bile kabul edilmemesi son derece şaşırtıcıdır.SO 448.3

    Hahamlar ve yöneticiler İsa'yı yakalamak için yine planlar hazırlamaya başladılar. Uzun süre serbest bırakılması halinde halkı dini liderlerden uzaklaştıracağını ve yapmaları gereken en iyi şeyin O'nu derhal susturmak olduğunu düşündüler. Tam bunu gerçekleştirmek üzereyken aniden engellendiler. İçlerinden biri, daha önce İsa'ya gelmiş olan Nikodim sordu: “Yasamıza göre bir adamı dinlemeden, ne yaptığını görmeden onu yargılamak doğru mu?”21Yuhanna 7:50-51.Bunun üzerine hiç kimseden bir ses çıkmadı. Nikodim'in sözleri onları etkiledi. Dinlemedikleri bu Kişi'yi suçlayamadılar; fakat kibirli Yahudi liderlerin adalet adına konuşan Nikodim'in önünde sessiz kalmalarının tek sebebi bu değildi. Kendilerinden birinin, O'nu savunacak kadar O'nun karakterinden etkilenmiş olması onları korkuttu ve rahatsızlık duymalarına yol açtı. Şaşkınlıkları geçtikten sonra sert bir şekilde Nikodim'e sordular: “Yoksa sen de mi Celile'densin? Araştır bak, Celile'den peygamber çıkmaz.”22Yuhanna 7:52.SO 448.4

    Buna karşın itirazları sadece söyledikleri sözlerde kaldı. Yahudi liderler, planlarını uygulamaya ya da İsa'yı yakalamaya çalıştıklarında mutlaka bir engelle karşılaşıyorlardı. Bu kez de yenilgiye uğramışlardı. Daha sonra herkes evlerine gitti. İsa ise Zeytinlik Dağ'ına gitti.SO 449.1

    İsa, şehrin kargaşasından, çevresini saran meraklı insanlardan ve kendilerini bilge kişiler olarak gören kibirli Yahudi liderlerden uzaklaşıp Allah ile yalnız kalabileceği Zeytin Dağ'ına gitti. “Ertesi sabah erkenden yine tapmağa döndü. Bütün halk O'nun yanına geliyordu. O da oturup, onlara ders vermeye başladı.”23Yuhanna 8:2.SO 449.2

    Kısa bir süre sonra sözü yarıda kesildi. Yedinci emri ihlal ederek zina ederken yakalanmış bir kadını yerde sürükleyerek oraya getirdiler. Kadını İsa'nın önüne iterek, sahte bir saygı hareketiyle şöyle dediler: “Öğretmen, bu kadın tam zina ederken yakalandı. Musa, Yasa'da bize böyle kadınların taşlanmasını buyurdu, sen ne dersin?”24Yuhanna 8:4-5.SO 449.3

    Bu sahte saygı hareketinin ardında O'nun yok edilmesi için yapılan planlar gizliydi. Nasıl bir karar verirse versin, O'nu suçlamak ve yargılamak üzere bir neden bulmak için bunun çok iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorlardı. Kadını haklı çıkarsa, Musa'nın yasasını ihlal etmekle suçlanabilirdi. O'nun ölüm cezasını hak ettiğini söylese, sadece onlara mahsus olan bir yetkiyi kendisinde gördüğü gerekçesiyle Romalılara şikayet edilirdi.SO 449.4

    Isa bir an önündeki manzaraya, utanç içinde yerde sürüklenen kadın ve insani merhametten bile yoksun olan asık yüzlü Yahudi liderlere doğru baktı. O'nun dürüstlük dolu ruhu, bu manzaradan sakındı. Bu olayın kendisine niçin getirildiğini biliyordu. O an yanındaki kişilerin düşüncelerini okudu ve hepsinin de karakterini ve yaşam öyküsünü biliyordu. Yasanın sözde koruyucusu olan bu kimseler İsa'ya karşı bir tuzak hazırlamak için kurbanlarını bizzat kendileri günaha sürüklemişlerdi. İsa onların sorularını duymazlıktan gelerek yere eğildi ve parmağıyla toprağa yazı yazmaya başladı.SO 450.1

    Sordukları soruya hemen cevap alamamalarının ve İsa'nın ilgisiz gibi görünmesinin sonucunda konuya ilgi göstermesini sağlamak için sabırsız bir şekilde O'na biraz daha yaklaştılar; fakat İsa'yı dikkatle izleyen liderlerin yüzlerindeki ifade birden değişti. Bu kez önlerinde kendi yaşamlarındaki günahların izleri duruyordu. Onları izleyen halk, yüzlerindeki ifadenin aniden değiştiğini gördü ve onları bu kadar şaşırtan ve utandıran şeyin ne olduğunu anlamaya çalıştı.SO 450.2

    Yahudi liderler, yasaya saygılı olduklarını iddia ederlerken, kadını bu şekilde suçlayarak yasanın gereklerini göz ardı ediyorlardı. Kadına karşı dava açmak onun kocasının göreviydi ve suçlu olan taraflar eşit bir şekilde cezalandırılırdı. Bu liderlerin kadını suçlamak için hiçbir yetkileri yoktu. İsa, onların anlayabileceği bir dille konuştu. Yasa, olaya tanık olan kişilerin cezanın infazı sırasında ilk taşı atması gerektiğini belirtiyordu. İsa doğruldu ve kendisine tuzak kuran bu liderlere dikkatle bakarak şöyle dedi: “Aranızda günahsız olan ona ilk taşı atsın!”25Yuhanna 8:7.ve eğilerek toprağa yazı yazmaya devam etti.SO 450.3

    İsa, Musa aracılığıyla verilen yasayı ihlal etmemiş; ayrıca Roma'nın yetkisini de kendisinde görmeye çalışmamıştı. Liderler, İsa'yı tuzağa düşürmek için yaptıkları planda başarısız oldular. Sahte kutsallıklarını örtmeye çalıştıkları cübbelerinin altında gizli olan suçları ve günahları dürüstlüğü sonsuz olan Kişi'nin önünde açıkça ortaya çıktı; halkın önünde kendi yaşamlarında gizli olan kötülüklerin açığa çıkma-sından korkuyorlardı; ve birer birer başlarını öne eğip utanç içinde kadını merhameti sonsuz Kurtarıcı ile bırakarak oradan ayrıldılar.SO 450.4

    İsa doğrulup kadına, “Kadın nerede onlar? Hiçbiri seni yargılamadı mı?” diye sordu. Kadın: “Hiçbiri Efendim” dedi. İsa, “Ben de seni yargılamıyorum. Git, artık günah işleme!”26Yuhanna 8:11.dedi.SO 451.1

    Kadın korku içinde İsa'nın önünde duruyordu. İsa'nın, “Aranızda günahsız olan ona ilk taşı atsın!”27Yuhanna 8:7.sözleri bir an için kadının ölüm cezasını onaylıyormuş gibi algılanmıştı. İsa'nın yüzüne bakmaya cesaret edemedi; sessizce sonunu bekledi. Kendisini suçlayanların oradan sessizce ve şaşkınlık içinde ayrıldıklarını gördü. Şu sözler ona tekrar umut verdi: “Ben de seni yargılamıyorum. Git, artık günah işleme!”28Yuhanna 8:11.Bu sözler onu çok duygulandırdı ve pişmanlık dolu gözyaşları içinde kendi günahlarını itiraf ederek ve O'na şükranlarını sunarak, İsa'nın ayaklarına kapandı.SO 451.2

    Bu, onun için huzur ve dürüstlük dolu olarak tamamen Allah'ın hizmetine adanmış yeni bir yaşamın başlangıcıydı. İsa, bu günahkar kadını kurtararak en ağır fiziksel hastalıkları iyileştirdiğindekinden daha büyük bir mucize gerçekleştirdi; sonsuz ölümle sonuçlanan ruhsal hastalığı iyileştirdi. Tövbe eden kadın onun en sadık takipçilerinden biri haline geldi. Fedakar sevgisi ve kendisini Allah'a adaması ile O'nun affedici merhametinin karşılığını verdi.SO 451.3

    İsa bu kadını affederek ve daha iyi, günahsız bir yaşam sürmesi için ona cesaret vererek ne kadar dürüst ve mükemmel bir karaktere sahip olduğunu gösterdi. İsa, günahı örtbas etmeye ya da günahkarın suçluluk duygusunu azaltmaya çalışmazken, onu yargılamaya değil; kurtarmaya çalışır. Bu olayı yaşamadan önce, yanlış yoldaki bu kadın için dünya sadece hakaretlerden ve hor görülmekten ibaretti; fakat İsa teselli eden ve umut veren sözler söyler. Günahsız Kişi, günahkarın zayıflığına merhamet eder ve ona yardım elini uzatır. İkiyüzlü Ferisiler kadını suçlarken, İsa ona, “Git, artık günah işleme!”29Yuharına 8:11.dedi.SO 451.4

    Çevrelerindeki insanların yanlış yolda olduklarını bildikleri halde, onları doğru yola çağırma imkanına sahipken bunu yapmayanlar, İ- sa'nın takipçileri değildirler. Sürekli başkalarını suçlamaya ve onları yargılamaya çalışanlar, çoğunlukla kendi yaşamlarında onlardan daha suçlu olan kimselerdir. İnsanlar günahkarı sevmezken, günahı sever- ler. İsa günahtan nefret eder; fakat günahkarı sever. İsa'nın yolundaki herkes aynı ruhu taşımalıdır. İmanlıların sevgisi, bir kimseyi hemen eleştirmekten yana olmayan, affetmeye, ona cesaret vermeye, onu Allah'a giden kutsal yola çağırmaya ve onun sürekli o yolda ilerlemesi için çaba harcamaya hazır olan sevgidir.SO 451.5

    Bu bölüm Yuhanna 7:16-36; 40-53 ve 8:1-1 l'e dayanmaktadır.SO 452.1

    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents