Loading...
Larger font
Smaller font
Copy
Print
Contents

Sevgi öğretmeni

 - Contents
  • Results
  • Related
  • Featured
No results found for: "undefined".
  • Weighted Relevancy
  • Content Sequence
  • Relevancy
  • Earliest First
  • Latest First
    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents

    82. “Neden Ağlıyorsun?”

    Çarmıhın yanında duran kadınlar Sebt vaktinin geçmesini beklediler. Mesih'in bedenini yağlamak için yanlarına çok değerli baharatlar alarak haftanın ilk günü sabah erkenden mezarın başına gittiler. O'nun ölümden dirileceğini düşünmediler. Tüm umutlarını yitirmişlerdi ve yüreklerini ağır bir sıkıntı kaplamıştı. Mezara doğru yürürken Mesih'in merhamet ve teselli dolu işlerini düşündüler; fakat O'nun şu sözlerini hatırlayamadılar: “Sizi yine göreceğim.”1Yuhanna 16:22.SO 777.1

    Olup bitenlerden habersiz bir şekilde bahçeye yaklaştıklarında aralarında “Taşı bizim için kim yuvarlayacak?”2Markos 16:3.diye konuşuyorlardı. Taşı kendi güçleriyle yuvarlayamayacaklarını biliyorlardı. Yine yollarına devam ettiler. Birden gökyüzünden aşağı görkemli bir ışık süzüldü ve yer sarsıldı. Fakat bu, doğan güneşin ışığı değildi. O büyük taşın yuvarlandığını ve mezarın boş olduğunu gördüler.SO 777.2

    Kadınların hepsi mezara aynı yönden gelmediler. Oraya ilk gelen Mecdelli Meryem'di. Taşın yerinde olmadığını gören Meryem bunu hemen öğrencilere bildirmeye gitti. Bu arada diğer kadınlar da geldiler. Mezarın çevresinde bir ışık parlıyordu; fakat Mesih in bedeni orada yoktu. Çok geçmeden orada yalnız olmadıklarını fark ettiler. Parlak beyaz giysiler içinde genç bir adam mezarın yanında oturuyordu. Taşı yerinden yuvarlayan melekti. İsa'nın bu dostlarını korkutmamak için insan özdeşliğine girmişti. Fakat gökyüzünün görkemi hala onun çevresinde parıldıyordu ve kadınlar bundan korkmuşlardı. Oradan kaçmaya çalıştıklarında melek onlara şöyle dedi: “Korkmayın! Siz çarmıha gerilmiş olan Nasıralı İsa'yı arıyorsunuz. O dirildi burada yok. İşte O'nu yatırdıkları yer. Şimdi O'nun öğrencilerine gidip onlara İsa'nın dirildiğini bildirin.”3Matta 28:5-7.Tekrar mezara baktıklar ve yine harikulade müjdeyi duydular. Orada insan özdeşliğinde başka bir melek daha vardı ve onlara “Diri olanı neden ölüler arasında arıyorsunuz? O burada yok, dirildi. Daha Celile'deyken size ne söylediğini anımsayın. İnsanoğlu'nun günahlı insanların eline verilmesi, çarmıha gerilmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini bildirmişti”4Luka 24:5.dedi.SO 777.3

    Kadınlar İsa'nın dirildiğini defalarca kez haykırdılar. Artık O'nu bedenini yağlamak için baharata ihtiyaçları yoktur. Kurtarıcı ölü değildir, yaşıyordur. Mesih'in kendi ölümünden söz ederken dirileceğini de söylediğini hatırlarlar. Bu dünya için ne kadar önemli bir gündür! “Kadınlar hem korku, hem de büyük sevinç içinde mezardan uzaklaşıp koşarak İsa'nın öğrencilerine haber vermeye gittiler.”5Matta 28:8.SO 778.1

    Meryem iyi haberi henüz duymamıştı. Petrus ve Yuhanna'ya acı dolu şu mesajı bildirdi: “Rab'bi mezardan almışlar, nereye koyduklarını da bilmiyoruz.”6Yuhanna 20:2.Öğrenciler hemen mezarın yanına gittiler ve onu tıpkı Meryem'in söylediği gibi buldular. Orada serilmiş olan bezi ve İsa'nın başına sarılan mendili gördüler; fakat Öğretmenlerini orada bulamadılar. Bu O'nun dirildiğinin kanıtıydı. İsa'nın bedenine sarılan bezler rastgele bir şekilde kenara atılmamış; bilakis özenle katlanmıştı. Her biri kendi yerinde duruyordu. Yuhanna gördü ve inandı. Mesih'in ölümden dirileceğini belirten Kutsal Yazı'yı anlamamıştı; fakat kendisinin dirileceğini belirttiği sözlerini hatırlamıştı.SO 778.2

    Kefen bezlerini özenle katlayan Mesih'in bizzat kendisiydi. O güçlü melek mezarın yanına indiğinde Rab'bin bedenini korumak üzere başka bir melek daha onun yanına geldi. Meleklerden biri taşı yuvarlarken, diğeri de Rab'bin bedenini saran bezleri çözdü. Bezleri kendi eliyle katlayan Mesih'in tüm çalışmaları da böylesine dikkatli ve özenliydi. Gökteki yıldızları ve en küçük atomları bir düzen içerisine koyan Kişi için her şey anlamlıydı. Düzenlilik ve mükemmellik O'nun işlerinin bir belirtisiydi.SO 778.3

    Meryem, Yuhanna ve Petrus ile birlikte mezarın başına geldi. Onlar Kudüs'e geri döndüklerinde Meryem mezarın başında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı. Beyazlara bürünmüş iki melek gördü. Biri İsa'nın yattığı yerin başucunda, diğeri ise ayak u- cunda duruyordu. Meryem'e “Kadın, neden ağlıyorsun?” diye sordu- lar. Meryem “Rab'bimi almışlar. O'nu nereye koyduklarını bilmiyorum dedi.7Yuhanna 20:13.SO 778.4

    Bunları söyledikten sonra meleklere arkasına dönerek birisini bulup İsa'ya ne olduğunu öğrenmesi gerektiğini düşündü. O sırada başka bir sesle irkildi: “Kadın niçin ağlıyorsun? Kimi arıyorsun?” Göz yaşları arasında bunu söyleyenin bir adam olduğunu fark etti. Meryem O'nu bahçıvan sanarak “Efendim, eğer O'nu görürsen nereye koyduklarını söyle de gidip O'nu alayım” dedi. Eğer bu zengin adamın mezarı çok değerli ise O'na başka bir mezar da bulabilirdi. İsa'nın kendi sesiyle bir ölüyü çağırdığı ve şimdi boş olan başka bir mezar daha vardı. Bu Lazar'ın mezarıydı. Meryem Rab'binin bu mezara gömülebileceğini düşünüyordu. Rab'binin bedenini korumasının acısını dindireceğini düşünerek bunun kendisi için bir teselli kaynağı olacağını hissediyordu.SO 779.1

    Fakat tam o sırada tanıdık bir sesin kendisine “Meryem!” diye seslendiğini duydu. Kendisine seslenenin yabancı biri olmadığını biliyordu. Geriye dönüp baktığında karşısında Mesih'i gördü. Mesih yaşıyordu. Duyduğu büyük sevinçten dolayı bir an için O'nun çarmıha gerildiğini unuttu. İsa'ya “Rabbuni”8İbranice'de “öğretmenim” demektir.diyerek O'nun ayaklarına kapanmak istedi. Fakat İsa “Bana dokunma! Çünkü daha Baba'nın yanına çıkmadım. Kardeşlerine git ve onlara söyle; benim Babamın ve sızın babanızın, benim Tanrı'mın ve sizin Allah'ınızın yanına çıkıyorum” dedi.10Yuhanna 20:17.Meryem öğrencilerin yanına bu sevinç dolu mesajla gitti.SO 779.2

    İsa yerine getirdiği bu büyük fedakarlığın Allah tarafından kabul edildiğinin güvencesini alana kadar halkın kendisini onurlandırmasını reddetti. Kendi kanı sayesinde günahkar insanlığın sonsuz yaşama kavuşacağının güvencesini bizzat Allah'ın kendi sesinden duydu. Al lah'ın, günahından dönen ve itaat eden insanları kendi oğlunu sevdiği gibi seveceği Mesih ile yaptığı antlaşmayı onayladı. Mesih görevini tamamlayacak ve “İnsanı saf altından, Ofır'in altınından daha nadir kılmak için”11Yeşaya 13:12.vaadini yerine getirecekti. Yeryüzündeki ve gökyüzün- deki gücün tümü Yaşam Prensi'ne verildi. Mesih gücünü ve görkemini kendisine iman edenlere verebilmek için günahkar bir dünyaya geri döndü.SO 779.3

    Kurtarıcı Baba'sının yanında kutsal halkı için armağanlar alırken, öğrencileri boş mezara bakarak ağladılar ve yas tuttular. Gökyüzü için sevinç dolu olan gün, öğrenciler için acı, şaşkınlık ve korku dolu bir gün oldu. Kadının tanıklığına inanmamaları, onların imanının ne kadar zayıf olduğunu açıkça gösteriyordu. Mesih'in dirildiğinin haberi onların bekledikleri bir haber değildi. Bunun gerçek olamayacak kadar iyi bir haber olduğunu düşündüler. Sadukiler'in sahte teorileri hakkında duydukları şeyler onların dirilişi ile ilgili yanlış izlenimlere sahip olmalarına neden olmuştu. Ölümden dirilmenin ne anlama geldiğini bile tam olarak bilmiyorlardı ve böylece bu büyük olayı anlayamadılar.SO 780.1

    Melekler kadına “Onun öğrencilerine gidip şöyle deyin: 'İsa ölümden dirildi. Sizden önce Celile'ye gidiyor. O'nu orada göreceksiniz. İşte ben size söylemiş bulunuyorum.”12Matta 28:7.dediler. Bunlar yeryüzündeki yaşamı boyunca Mesih'i koruyan meleklerdi. O'nun çektiği acılara ve çarmıha gerilmesine tanık olmuşlardı. Öğrencilerine söylediği sözleri duymuşlardı. Bu öğrencilere verdikleri mesajda açıkça görüldü ve bu mesaj öğrencileri gerçeğe ikna etmeliydi. Böyle bir mesaj sadece Rab'bin elçilerinden gelebilirdi.SO 780.2

    Melek “O'nun öğrencilerine ve Petrus'a söyleyin” dedi. Rab'binin ölümünden beri Petrus pişmanlık duyuyordu ve Rab'bini inkar etmesini ve Kurtarıcı'nın sevgi ve acı dolu bakışını hiç unutamıyordu. O, öğrencilerin içinde en fazla acı çekendi. Pişmanlığının kabul edildiği ve günahının affedildiğinin güvencesi ona verilir. O adı ile anılır.SO 780.3

    “O'nun öğrencilerine ve Petrus'a söyleyin: 'İsa Celile'ye gidiyor. Size bildirdiği gibi kendisini orada göreceksiniz.'”13Markos 16:7.Öğrencilerin hepsi de İsa'yı terk etmişti ve bu çağrı onların hepsi için yapılmıştı. Meryem Rab'bi gördüğünü onlara söylediğinde O'nu Celile'de göreceklerini defalarca kez tekrarlamıştı ve Mesih göğe yükseldikten sonra mesaj öğrencilere üçüncü kez iletildi. “Kadınlar İsa'nın öğrencilerine haber vermeye giderlerken İsa, ansızın onların karşısına çıktı, 'selam size' dedi. Onlar da yaklaşıp İsa'nın ayaklarına sarıldılar. O'na tapınmaya başladılar. O zaman İsa onlara 'korkmayın! Gidip kardeşlerime haber verin. Celile'ye gitsinler, beni orada bulacaklar' dedi.”14Matta 28:8-10.SO 780.4

    İsa'nın, dirilişinden sonra yeryüzündeki ilk işi sonsuz sevgi ve şefkatinin asla azalmadığını öğrencilerine göstermek oldu. Onların yaşayan Kurtarıcısı olduğunu, ölümün zincirlerini kırdığını ve düşmanı olan ölümün kendisini durduramadığını anlamalarını istiyordu. Daha öncesinde olduğu gibi yine yüreğinde aynı büyük sevgiyi göreceklerdi. Bu yüzden öğrencilerine defalarca kez göründü ve onlara daha büyük bir sevgi bağıyla bağlandı. Onlara “Gidip kardeşlerime haber verin. Celile'ye gitsinler, beni orada bulacaklar' dedi.”SO 781.1

    Öğrenciler kesin bir şekilde verilen bu mesajı duyduktan sonra Mesih'in, dirilişi ile ilgili olarak söylediği sözleri hatırlamaya başladılar. Fakat henüz sevinememişlerdi. Şüphelerinden ve şaşkınlıklarından kurtulamadılar. Kadınlar, Rab'bi gördüklerini söylediklerinde bile öğrenciler buna inanmak istemediler. Onların yanıldıklarını sandılar.SO 781.2

    Sıkıntılar arkası arkasına geliyordu. Haftanın altıncı gününde Öğretmenlerinin öldüğünü görmüşlerdi. Yeni başlayan haftanın ilk gününde O'nun bedeninden yoksun kaldılar. Üstelik halkı kandırmak amacıyla onu çalmakla suçlandılar. Kendileri üzerinde oluşturulan yanlış izlenimi düzeltemeyeceklerini düşünüyorlardı ve bu onları umutsuzluğa itiyordu. Hahamların düşmanlığından ve halkın öfkesinden korkuyorlardı. Her türlü sıkıntılı anlarında onlara yardım eden İsa'yı şimdi çok özlüyorlardı.SO 781.3

    Hep şu sözleri tekrarladılar: “Biz O'nun, İsrail'i kurtaracak Kişi olduğunu ummuştuk.”15Luka 24:21.Yürekleri kırık bir şekilde O'nun şu sözlerini hatırladılar: “Yaş ağaca böyle yaparlar. Kuruya ne olacaktır.”16Luka 23:31.Yukarı odada bir araya geldiler ve kapıları sıkıca kapattılar; çünkü her an Öğretmenleri ile aynı kaderi paylaşabileceklerini biliyorlardı.SO 781.4

    Kurtarıcı'nın dirildiği kendilerine iletildiğinde buna sevinebilir- lerdi. Meryem mezarın başında ağlarken İsa onun çok yakınındaydı. Meryem öylesine üzgündü ki O'nu fark edemedi; ve öğrenciler de öylesine üzgündüler ki, meleklerin ilettiği mesaja ya da Mesih'in kendi sözüne inanamadılar.SO 781.5

    Günümüzde kaç kişi öğrencilerle aynı şeyi yapmaktadır! Kaç kişi Meryem gibi umutsuzluk içinde haykırmaktadır!: “Rab'bi götürmüşler, nereye koyduklarını da bilmiyoruz.”17Yuhanna 20:2.Kurtarıcı'nın şu sözleri kaç kişiye söylenebilirdi!: “Niçin ağlıyorsun? Kimi arıyorsun?” İsa onların çok yakınındadır; fakat çok üzgün oldukları için O'nu fark etmezler. İsa onlarla konuşur; fakat onlar anlamazlar.SO 782.1

    Keşke eğilen başlar kalksa, yaşlarla dolu gözler silinse ve kulaklar O'nun sesini duyabilse! “Hemen O'nun öğrencilerine gidip şöyle deyin: İsa ölümden dirildi.” Üzerinde Roma'nın mührü bulunan büyük bir taşla kapatılan Yusufun yeni mezarına bakmayın; çünkü Mesih orada değildir. Boş mezara bakmayın. Çaresiz ve umutsuz insanlar gibi yas tutmayın. Çünkü Mesih yaşıyor, çünkü O'nun sayesinde bizler de yaşayacağız. Minnettarlık dolu yüreklerimizle, kutsal ateşin değdiği dudaklarla şunu haykırmalıyız: “Mesih dirildi!” O, bize yol hazırlamak için yaşıyor. Bu umudu tutunun O, sizin ruhunuzu emin bir çapa gibi tutacaktır. İnanın, Allah'ın görkemini göreceksiniz.SO 782.2

    Bu bölüm Matta 28:1, 5-8; Markos 16:1-8; Luka 24:1-12 ve Yuhanna 20:l-18'e dayanmaktadır.SO 782.3

    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents