Loading...
Larger font
Smaller font
Copy
Print
Contents

Sevgi öğretmeni

 - Contents
  • Results
  • Related
  • Featured
No results found for: "undefined".
  • Weighted Relevancy
  • Content Sequence
  • Relevancy
  • Earliest First
  • Latest First
    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents

    78. Golgota

    “Kafatası denilen yere vardıklarında İsa'yı, ... çarmıha gerdiler”1Luka 23:33.“Bunun gibi İsa da halkı kendi kanıyla kutsal kılmak için kent kapısının dışında acı çekti.”2İbraniler 13:12.Adem ile Havva, Allah'ın Yasası'na karşı geldikleri için Aden bahçesi'nden kovuldular. Mesih, bizim yerimize Kudüs sınırlarının dışında acı çekecekti. Haydutların ve katillerin idam edildiği yerde öldü. Şu sözler ne kadar da anlamlıdır: “İbrahim e sağlanan kutsama Mesih aracılığıyla uluslara sağlansın ve bizler vaad edilen ruhu imanla alabilelim diye Mesih uğrumuza lanetlenerek bizi yasanın lanetinden kurtardı.3Galatyalilar 3:13.SO 733.1

    Yargı salonundan çarmıha gerildiği yere kadar İsa'ya büyük bir kalabalık eşlik etti. O'nun mahkum edildiğinin haberi tüm Kudüs boyunca yayılmıştı ve her sınıftan halk O'nun çarmıha gerileceği yere akın ediyordu. Hahamlar ve din bilginleri, Mesih kendilerine teslim edildiği takdirde, öğrencilerine kötü davranmayacaklarını vaad etmişlerdi. Bu yüzden şehirden ve diğer bölgelerden öğrenciler ve inananlar Kurtarıcı'yı izleyen kalabalığın arasına katıldılar.SO 733.2

    İsa, Pilatus'un konağının önüne geldiğinde Barabas için hazırlanmış olan çarmıh O'nun kanayan omuzlarının üzerine konuldu. Barabas gibi azılı suçlu olan iki kişinin de omuzlarına çarmıh yüklendi. Kurtarıcı böylesine bitkin bir halde ve acı çekmekte olduğundan dolayı taşıdığı yük çok ağırdı. İsa, öğrencileri ile birlikte Fısıh yemeği yediğinden beri hiçbir şey yememiş ve içmemişti. Getsemani bahçesinde karanlığın güçlerine karşı mücadele etmişti. İhanetin büyük acısına katlanmış ve öğrencilerinin, kendisini terk edip kaçtığını görmüştü. Hanna'dan Kayafa'ya, oradan Pilatus'a sonra da Hirodes'e gönderilmişti. Ardından tekrar Pilatus'a gönderilmişti. Acılara ve hakaretlere katlanmış, alay konusu olmuş ve küçük düşürülmüş, iki kez tutuklanmıştı. Bütün gece boyunca bir insanın dayanma sınırının üzerinde hakaret ve zulme katlanmıştı. Bunlar Mesih'i asla yıldırmadı. Allah'ı yüceltmenin dışında başka hiçbir söz söylemedi. Kendisine bu kadar kötü davranmalarına rağmen sakinliğini ve ağırbaşlılığını sürekli korudu. Fakat ikinci kez kamçılandıktan sonra ağır çarmıh O'nun omuzlarının üzerine yüklendiğinde bir insan tabiatı bu kadar yükü kaldıramazdı. Bu kadar yükün altında birden çöktü.SO 733.3

    Kurtarıcı'yı takip eden kalabalık O'nun bu bitkin halini ve güçlükle adım atmakta olduğunu gördü; fakat O'na acımadılar. Çarmıh çok ağır olduğundan dolayı O'nu taşımakta zorluk çektiği için O'nunla alay ettiler. Yük O'nun omuzlarına tekrar yüklendi ve O tekrar yere yığıldı. İsa'ya zulmedenler O'nun çarmıhı daha fazla taşımasının imkansız olduğunu gördüler. Bu küçük düşürücü yükü taşıması için kimi bulacaklarını şaşırdılar. Yahudiler, kendileri bunu yapamazdılar; çünkü dinsel kuralları bozmaları halinde Fısıh bayramına katılamıyorlardı. O'nu takip eden kalabalığın arasında bile hiç kimse çarmıhı taşımayı istemedi.SO 734.1

    O sırada kırdan gelmekte olan Simun adında Kireneli bir adam oradan geçiyordu. Kalabalığın “Yahudiler'in kralına yol açın” diye bağırdığını ve İsa'ya hakaretler ettiğini gördüğünde şaşkınlık içinde kalan Simun, O'nun bu durumunu görünce yüreği sızladı. Çarmıhı Simun adındaki bu adama taşıttılar.SO 734.2

    Simun İsa'yı daha önce duymuştu. Onun oğulları Kurtarıcı'ya inanıyordu; fakat kendisi İsa'nın bir öğrencisi değildi. Çarmıhı Golgota'ya kadar taşımak Simun için bir kutluluktu ve Simun, daha sonra bu takdirinden dolayı Allah'a hep minnettar oldu. Bu onu, Mesih'in çarmıhını isteyerek kıvançla taşımaya yöneltti.SO 734.3

    Olup bitenleri uzaktan izleyen bazı kadınlar da vardı. Dikkatle İsa'ya bakıyorlardı. Onların bazıları İsa'yı daha önce de görmüştü. O'na hastalarını ve acı çekenleri getirmişler veya kendileri İsa tarafından iyileştirilmişti. Kendilerinin sevgi ve şefkat duydukları Kurtarıcı'ya kalabalığın bu kadar kötü davranması onları şaşırtır. Çılgına dönmüş olan kalabalığın hareketlerine ve hahamların ve din bilginlerinin öfke dolu sözlerine rağmen bu kadınlar İsa'ya şefkat gösterirler. İsa çarmı- hin yükünün altında yere yığılırken onların yürekleri sızlar ve ağlamaya başlarlar.SO 734.4

    Bu durum, İsa'nın dikkatini çeken tek şey oldu. Mesih, dünyanın günahlarının yükünü taşıyıp kendisi bu kadar büyük acılar çekerken, bu kadınların ağlayışlarına duyarsız kalmadı. Kendisi için ağlayan kadınlara doğru şefkatle baktı. Bu kadınlar İsa'ya iman edenlerden değildiler. Allah tarafından gönderilen Kişi olduğu için değil; bir insan olarak O'na acıdıkları için ağlıyorlardı. Kurtarıcı onların şefkatini hor görmedi; bilakis kendisi de onlara şefkat gösterdi. İsa bu kadınlara dönerek “Ey Kudüs kızları benim için ağlamayın. Kendiniz ve çocuklarınız için ağlayın” dedi.4Luka 23:28.İsa önünde tüm bunlar olup biterken Kudüs'ün yıkılacağı zamanı gördü. Şu an kendisi için ağlayanların çoğu o zaman çocukları ile birlikte yok olacaklardı.SO 735.1

    Düşünceleri Kudüs'ün yıkılışından çok daha kapsamlı bir yargıya doğru kaydı. Tövbe etmeyen şehrin yıkılışının, günahlarından dönmeyen dünyanın uğrayacağı son yıkımı sembolize ettiğini gördü. “O zaman dağlara 'üzerimize düşün!' ve tepelere 'bizi örtün! diyecekler. Çünkü yaş ağacı böyle yaparlarsa, kuruya ne yaparlar?” dedi.5Luka 23:30.İsa yaş ağaç benzetmesiyle kendisini, Masum Kurtarıcı'yı temsil etti. Mesih, Allah'ın günaha duyduğu öfkeye insanlığın kurtuluşu uğruna katlandı. İsa, insanların günahlarından dolayı çarmıha gerilecekti. O zaman günah işlemeye devam eden günahkarlar nasıl bir acı çekecekti? Gü-nahlarından dönmeyen ve iman etmeyenlerin hepsi de tarifsiz bir acı çekecekler ve sefalete düşeceklerdi.SO 735.2

    İsa'nın Golgota'ya götürülüşü sırasında kalabalığın arasında, görkemli bir şekilde Kudüs'e girişinde ellerinde hurma dallan ile “hozana” diye haykıran bir çok kimse vardı. Fakat şimdi bu kimseler “O'nu çarmıha ger!” diye bağırıyorlardı. O gün İsa Kudüs e girdiğinde öğrenciler son derece umutlanmışlardı. Öğretmenlerinin etrafında toplanmışlardı ve O'nunla birlikte olmanın, kendileri için bir onur olduğunu düşünüyorlardı. Fakat İsa şimdi bunca zulme ve hakarete katlanırken O'nu sadece uzaktan izlemekle yetiniyorlardı. Öğrenciler çok üzgündüler ve hayal kırıklığına uğramışlardı. İsa'nın, şu sözlerinin doğruluğu açıkça ortaya çıktı: “Bu gece benden ötürü hepiniz sende- leyip düşeceksiniz. Çünkü şöyle yazılmıştır: Çobanı vuracağım, sürüdeki koyunlar da darmadağın olacak.”1Matta 26:31.SO 735.3

    Golgota'ya vardıklarında mahkumlar direklere bağlandılar. İsa ile birlikte çarmıha gerilecek olan iki haydut kendilerine zulmedenlere karşı direndiler; fakat İsa onlara karşı hiç direnmedi. İsa'nın annesi, en sevdiği öğrencisi Yuhanna ile birlikte Golgota'ya geldi. O'nun, çarmıhın yükü altında ezildiğini, bir zamanlar bağrına bastığı yaralı başını yaslayabileceği bir ele ihtiyacı olduğunu gördü. Fakat bu üzücü durumda bile ona izin verilmedi. Öğrencilerle birlikte o da İsa'nın, ilahi gücünü göstermesini, düşmanlarından kurtulmasını umuyordu. Fakat diğer yandan da İsa'nın, o an meydana gelen olayları önceden bildirdiği sözleri hatırladı. Haydutlar çarmıha bağlanırken kederli bir bekleyiş içinde onlara doğru baktı. Ölülere yaşam veren Kişi kendisinin çarmıha gerilmesine izin verecek miydi? Tanrı'nın Oğlu, böyle zalim bir şekilde öldürülmeye razı olacak mıydı? Meryem, İsa'nın Mesih olduğuna duyduğu imandan vazgeçmeli miydi? Zor durumunda O'na yardım etmeyip O'nun acı çekmesine göz mü yummalıydı? O'nun ellerinin çarmıha gerildiğini gördü; İsa'ya zulmedenler, hain çivilerle onun ellerini delerlerken, yürekleri burkulan öğrenciler İsa'nın annesini bu korkunç olay yerinden uzaklaştırdılar.SO 736.1

    Kurtarıcı kendisini çarmıha gerenlere karşı asla direnmedi; bilakis, sakinliğini ve ağırbaşlılığını korudu. Fakat alnında iri ter damlaları birikmişti. Kurtarıcı'nın yanında, O'nun bu ölümcül terini silmek için uzanan hiçbir el ve O'na olan bağlılığını yitirmediğini belirtecek bir söz söyleyecek hiçbir kimse yoktu. Askerler bu korkunç işi gerçekleştirirken İsa onlar için “Baba onları bağışla, çünkü onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar” diye dua etti.7Luka 23:34.Kendi acısını bir an için unutup, onların bu büyük günahını ve bu günahın sonucunda başlarına gelecek olan felaketi düşündü. Kendisine bu kadar kötü davranan askerlere tek bir kötü söz bile söylemedi. Amaçlarını gerçekleştirdikleri için son derece memnun olan hahamlara ve din bilginlerine karşı asla intikam duygusuna kapılmadı. Bilgisizliklerinden ve işledikleri bu büyük günahtan dolayı onlara acıdı. Onların affedilmesi için dua etti: “....çünkü onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.”SO 736.2

    Günahkar insanlığı sonsuz yıkımdan kurtarmak için gelmiş olan Kişi'yi ölüme gönderdiklerini bilselerdi, yüreklerini pişmanlık ve korku dolu duygular kaplardı. Fakat bilgisizlikleri günahlarını ortadan kaldırmadı Çünkü İsa'yı tanıma ve O'nu Kurtarıcı olarak kabul etme şansına sahiptiler. Aralarından bazıları belki de günahlarını görecek ve pişmanlık duyacaktı, fakat diğerleri gururlarından dolayı İsa'nın, kendileri için yaptığı duanın cevapsız kalmasına neden oluyorlardı. Allah'ın amacı yine de gerçekleşiyordu. İsa, Allah'ın huzurunda her doğrunun yanında olma hakkını kazanıyordu.SO 737.1

    İsa'nın, kendisine düşman olanlar için ettiği bu dua aslında tüm dünya içindi. Dünyanın başlangıcından beri yaşamış olan ve zamanın sonuna kadar yaşayacak olan tüm günahkarlar içindi. Tanrı'nın Oğlu'nun çarmıha gerilmesinin suçu onların hepsinin üzerindeydi ve af herkese sınırsızca sunulmaktaydı. Allah ile barışmak ve sonsuz yaşamı miras almak isteyen herkes Allah tarafından affedilecekti.SO 737.2

    İsa çarmıha gerildiğinde, çarmıh güçlü adamlar tarafından dikildi ve kaba bir şekilde önceden belirlenmiş olan çukura çakıldı. Bu İsa'nın korkunç bir acı duymasına neden oldu. Pilatus İsa'nın başının üzerine İbranice, Grekçe ve Latince olarak yazılmış bir yafta astırdı. Nasıra lı İsa - Yahudiler'in kralı” Bu yazı Pilatus'un konağında “Yok et O'nu, çarmıha ger! Sezar'dan başka kralımız yok!”10Yuhanna 19:15.diye bağıran Yahudiler'i kızdırdı. Başka bir kralı kabul eden bir kişinin hain olduğunu bildirmişlerdi. Pilatus onların belirttiği bu düşünceyi doğrulayan bir yazı yazdırdı. İsa'nın, Yahudiler'in kralı olmasından başka hiçbir suçu bu-lunmadı. Bu yazı Yahudiler'in, Roma'nın gücüne bağlı olduklarını açıkça kabul ettiklerini gösteriyordu. Buna göre her kim kendisinin İsrail'in kralı olduğunu iddia ederse, onların tarafından yargılanmayı ve ölüm cezasını hak etmiş oluyordu. Hahamlar aslında kendilerini alda-tıyorlardı. İsa'yı öldürmeyi planladıklarında Kayafa, ulusu kurtarmak için bir kişinin ölmesinin daha uygun olduğunu bildirmişti. Şimdi onların ikiyüzlülükleri açıkça ortaya çıkmıştı. Mesih'i yok etmek için kendi ulusal varlıklarını bile feda etmeye hazırdılar.SO 737.3

    Hahamlar nasıl bir hataya düştüklerini gördüler ve Pilatus'tan yaftadaki yazıyı değiştirmesini istediler. Pilatus'a '“Yahudiler in kralı diye yazma! 'ben Yahudiler'in kralıyım' diye yaz!” dediler.11Yuhanna 19:20-21.Fakat Pilatus Yahudiler'e taviz verdiğinden dolayı kendisine kızgındı. Kurnaz ve hilekar hahamlara ve din bilginlerine karşı sertçe çıkıştı ve “ne yazdıysam yazdım” dedi.12Yuhanna 19:22.SO 737.4

    Pilatus ve Yahudiler den daha büyük bir güç o yaftanın İsa'nın başının üzerine asılmasını buyurmuştu. Onların düşüncelerini Kutsal Yazı ya yöneltmek için Allah bu yaftanın asılmasını uygun görmüştü. Isa'nın çarmıha gerildiği yer kente yakındı. Her ülkeden binlerce kişi o sırada Kudüs'te bulunuyordu ve Mesih ile ilgili bu yazı onların da dikkatini çekecekti. Bu, Allah'ın buyruğuyla ilahi bir şekilde yazılan, yaşayan bir gerçekti.SO 738.1

    Isa'nın çarmıh üzerinde acı çekmesiyle Kutsal Yazı yerine geldi. Kurtarıcı çarmıha gerilmeden asırlarca önce kendisine nasıl davranılacağını önceden bildirmişti: “Köpekler kuşatıyor beni. Kötüler sürüsü çevremi sarıyor. Ellerimi, ayaklarımı deliyorlar. Bütün kemiklerimi sayar oldum, gözlerini dikmiş, bana bakıyorlar. Giysilerimi aralarında paylaşıyor, elbisem için kura çekiyorlar.”14Mezrhurlar 22:16-18.İsa'nın elbiseleri üzerine yapılan ön bildiri, ne düşmanlarının ne de arkadaşlarının müdahalesi veya etkisi olmaksızın gerçekleşti. O'nu çarmıha geren askerlere giysileri verildi. Mesih, onların giysileri aralarında paylaşmak için birbirleriyle nasıl çekiştiklerini gördü. Elbise boydan boya dikişsiz bir dokumaydı. Birbirlerine “bunu yırtmayalım. Kimin olacak diye kura çekelim” dediler.15Yuhanna 19:24.SO 738.2

    Başka bir peygamberlikte Kurtarıcı şöyle dedi: “Hakaret kalbımı kırdı dertliyim. Acılarımı paylaşacak birini bekledim, çıkmadı. Avutacak birini aradım, bulamadım. Yiyeceğime zehir kattılar, sirke içirdiler susadığımda.”16Mezmurlar 69:20-21.Çarmıha gerilenlerin acısını biraz da olsa azaltmak için onlara uyuşturmak amacıyla bir içecek verilmesine izin yeriliyordu Bu İsa'ya da verildi, fakat İsa onu tattığında reddetti. Düşüncelerini köreltecek hiçbir şey içmek istemedi. Allah'a olan inanına sımsıkı sarılmalıydı. Bu O'nun tek gücüydü. O'nun hislerini köreltmek Şeytan'a avantaj sağlardı.SO 739.1

    İsa çarmıha gerildiğinde düşmanları O'na öfke dolu hakaretler ettiler. Hahamlar ve din bilginleri Kurtarıcı'ya hakaretler eden kalabalığın arasına katıldılar. Mesih'in vaftizinde ve görünümü değiştiğinde O'nun, Tanrı'nın Oğlu olduğunu bildiren ilahi sesi duymuşlardı; ve yine İsa'ya ihanet edilmeden önce Allah O'nun ilahiliğine tanıklık ederek konuşmuştu. Fakat şimdi gökyüzünden hiçbir ses gelmemişti. İsa'dan yana bir tanıklık duyulmamıştı. İsa bu kotu insanların zulüm ve hakaretlerine tek başına katlandı.SO 739.2

    “Eğer Tanrı'nın Oğluysan, çarmıhtan aşağı in de kendini kurtar “17Matta 4:3; Markos15:30.“Eğer Allah'ın Mesih'i, Allah'ın seçtiği O ise kendisini de kurtarsın” dediler.18Luka 23:35.Çöldeki denemesinde Şeytan “Tanrı'nın Oğluysan, söyle de şu taşlar ekmek olsun. Eğer Tanrı'nın Oğlu'ysan kendim buradan asası at” dedi.19Matta 4:6.Ve şimdi Şeytan ve melekleri insan görünümüne bürünmüş olarak çarmıhın önünde duruyorlardı. İsa'nın baş düşmanı olan Şeytan, kendisine hizmet eden kötü meleklerle birlikte bu kez hahamlar ve din bilginleri ile işbirliği yapıyordu. Mesih e karşı tanıklık etmeleri için zorlanıncaya dek bir çoğu O'nu hiç görmemiş olan kişiler O'nun mahkum edilmesini sağlamak için Yahudi liderler tarafından kışkırtıldılar. Hahamlar, din bilginleri, Ferisiler ve diğer tüm dini liderler şeytani bir öfke ile İsa'ya karşı birbirleriyle ve Şeytan'la işbirliği yaptılar ve Şeytan'ın buyruklarına uydular. İsa bu büyük acıyı çekerken hahamların söylediği tüm sözieri duydu: “Başkalarını kurtardı. Eğer Allah'ın Mesih'i ve seçtiği Kişi ise, kendisini de kurtarsın.”20Luka 23:35.Mesih çarmıhtan aşağı inebilirdi; fakat günahkarın, Allah tarafından affedilmesi ve onun lütuflarını alabilmesi için kendisini çarmıhtan kurtarmayacaktı.SO 739.3

    Kutsal Yazı'nın uygulayıcısı olduklarını iddia ettikleri halde İsa'ya hakaret eden kişiler böyle bir fırsatı ele geçirdiklerinde kendilerinin söyleyecekleri önceden belirtilen tüm sözleri söylediler. Bu davranışlarıyla Kutsal Yazı'yı yerine getirdiklerinin farkında bile değildiler. “Allah'a güveniyordu. Allah O'nu seviyorsa kurtarsın bakalım. Çünkü 'ben Tanrı'nın Oğlu'yum demişti'”21Matta 27:43.diyenler bu sözlerin çağlar boyunca yankılanacağını düşünemediler. Fakat alay edilerek söylenmesine rağmen bu sözler insanları Kutsal Yazı'yı daha önce hiç araştırmadıkları ölçüde araştırmaya yöneltti. Bilge kişiler araştırdılar, düşündüler ve dua ettiler. Kutsal Yazı'yı inceledikçe Mesih'in hizmetinin anlamını daha iyi kavradılar. İsa çarmıha gerilmeden önce O'nun hakkında bu kadar çok bilgiye sahip değildiler. İsa'nın çarmıha gerildiğini gören ve O'nun sözlerini dinleyenlerin yüreklerinin üzerinde gerçeğin ışığı parıldıyordu.SO 740.1

    Çarmıhın üzerinde bu tarifsiz acıyı çekerken İsa'ya teselli veren bir ışık parıldadı. Bu, pişman olan haydutun duasıydı. İsa ile birlikte çarmıha gerilen bu iki kişi de önce O'na karşı öfkeliydiler ve onlardan biri çektiği acının da etkisiyle daha da saldırgan ve küstah bir hale gelmişti. Fakat diğeri öyle değildi. Bu adam azılı bir katil değildi; yaptığı kötülüklerle insanlara zarar vermişti; fakat Kurtarıcı'ya zulmeden çarmıhın önündeki kişiler kadar suçlu değildi. İsa'yı görmüş ve duymuştu; ve O'nun öğretilerine ikna olmuştu; fakat hahamlar ve din bilginleri tarafından O'ndan uzaklaştırılmıştı. Bu yüzden kendisini tamamen günaha kaptırdı. Tutuklanıp bir katil gibi yargılandı ve ölüme mahkum edildi. Yargı salonundan Golgota'ya kadar İsa'nın yanında geldi. Pilatus'un “Ben O'nda hiçbir suç görmüyorum”22Yuhanna 19:4.dediğini duydu. O'nun ilahi görünüşünü ve kendisine zulmedenlere duyduğu merhameti fark etti. Çarmıhtan aşağıda İsa'ya hakaret eden dini liderleri görür. Çarmıha gerilen diğer mahkumun söylediği şu sözleri duyar: “Sen Mesih değil misin? Haydi kendini de, bizi de kurtar!”23Luka 23:39.Kalabalı- ğın arasındaki bir çok kimsenin İsa'yı savunduğunu görür. O'nun sözlerini tekrarladıklarını ve yaptığı işleri anlattıklarını duyar. O'nun Mesih olduğuna tekrar ikna olur. Diğer mahkuma doğru dönerek onu azarlar: “Sende Tanrı korkusu da mı yok? Nitekim biz de aynı cezayı çekiyoruz.”24Luka 23:40.Ölmek üzere olan haydutların artık insanlardan korkmaları için hiçbir sebep yoktu. Fakat onlardan biri kendisinde Allah korkusu olduğunu belirtir. Günahla kirlenmiş olan yaşam, sona ermek üzereyken şöyle der: “Biz haklı olarak cezalandırılıyor, yaptıklarımızın karşılığını alıyoruz. Oysa bu adam hiçbir kötülük yapmamıştır.”25Luka 23:41.SO 740.2

    Tövbe eden haydutun yüreğinde artık hiçbir şüphe izi yoktur. Ölüme mahkum edildiğinde tüm umudunu kaybetmiştir; fakat onun düşünceleri şimdi tamamen değişmiştir. İsa hakkında duyduklarını, O'nun hastaları nasıl iyileştirdiğini ve günahkarı nasıl affettiğim hatırlar. İsa'ya inanan ve O'nu gözyaşları içinde takip edenlerin söyledikler, sözleri duyar. Kurtarıcı'nın başının üzerindeki unvanı görmüş ve okumuştur. Bu ünvanı kimilerinin övgü ile, kimilerinin ise alay ve hakaret ederek tekrarladığını duymuştur. Kutsal Ruh onun düşüncelerini etkiler. Zulmedilen, hakaret edilen ve çarmıha gerilen İsa'da dünyanın günahını ortadan kaldıran Allah'ın Kuzusu'nu görür. Acı içinde Kurtarıcı'ya “Rab, egemenliğine girdiğinde beni an!” diye haykırır.SO 741.1

    İsa, şefkat dolu yüreğiyle ve nazik bir şekilde ona “Sana bugün doğrusunu söyleyeyim. Sen benimle birlikte cennette olacaksın” dedi.26Luka 23:42-43.İsa saatlerce kalabalığın hakaretlerine ve zulmüne katlandı. Çarmıha gerildikten sonra bile O'na hakaret etmeye devam ettiler. Öğ-rencilerinin kendisine iman ettiklerini belirten sözler söylemelerini bekledi. Fakat sadece şu acı dolu sözleri duydu: “Biz O'nun, İsrail'i kurtaracak Kişi olduğunu ummuştuk.”27Luka 24:21.Ölmek üzere olan haydutun iman dolu sözleri Kurtarıcı'yı ne kadar da memnun etmişti! Yahudi liderler O'nu reddederken ve öğrencileri bile O'nun ilahiliğinden şüphe ederken bu zavallı haydut O'nu “Rab” diye çağırmıştı. Eskiden mucizeler yaptığında O'nu “Rab” diye çağırmışlardı ve ölümden diril-dikten sonra da O'nu öylece çağırmaya hazır olacaklardı; fakat çarmı- ha gerilmek üzere olan haydutun dışında hiç kimse O'nu kabul etmemişti.SO 741.2

    Haydut İsa'ya “Rab” diye seslendiğinde oradaki kalabalık onun bu sözlerini duydu. Tövbe eden adamın sesi onların dikkatini çekti. Çarmıhın önünde İsa'nın giysileri için birbirleriyle çekişenler ve bunun için kura çekenler onun sözlerini dinlemek için durdular. Onların öfkeli bağrışmaları sona erdi. Büyük bir dikkatle İsa'ya doğru baktılar ve O'nun cevap vermesini beklediler.SO 742.1

    İsa, vaat dolu sözler söylerken çarmıhı çevreleyen koyu karanlık parlak bir ışıkla aydınlandı. Allah'ı kabul etmesinden dolayı tövbe eden haydutun yüreği tam bir huzura kavuştu. Herkesin gözünde yenilgiye uğramış gibi görünen Kişi, aslında galip gelen Kişi'ydi. O, insanlığın günahlarını taşımak için gönderilmişti. İnsanlar O'nun insani bedeni üzerinde güç kullanabilirler. Dikenlerden yapılmış taçla O'nu yaralayabilirler. O'nun giysilerini paylaşmak için aralarında tartışıp, kura çekebilirler; fakat günahları affeden gücünden O'nu yoksun bırakamazlar. Ölürken bile ilahiliğinin ve Baba'sının yüceliğinin tanıklığını etti. Kulakları duyamayacak kadar sağır, kolu yardım edemeyecek kadar kısa değildir. Kendisinin aracılığıyla Allah'a gelenleri kurtarmak O'nun en büyük hakkıdır.SO 742.2

    “Sana bugün doğrusunu söyleyeyim. Sen benimle birlikte cennette olacaksın.” İsa haydutun o gün kendisi ile birlikte cennette olacağını vaad etmedi. Kendisi de o gün cennete gitmedi. Mezarda uyudu ve dirildiği günün sabahında “Bana dokunma, daha Baba'nın yanına çıkmadım” dedi.28Yuh'anna 20:17.Fakat çarmıha gerildiği o karanlık günde İsa zavallı günahkara şu güvenceyi veriyordu: “Evet sen bugün bir mahkum olarak öleceksin ancak benimle sonsuz yaşama sahip olacaksın.” İsa ile birlikte çarmıha gerilen haydutlar O'nun her iki yanında bulunuyordu. Hahamlar ve din bilginleri bu şekilde talimat vermişlerdi. Isa'nın bu iki haydutun ortasında çarmıha gerilmesi için talimat veren hahamlar ve din bilginleri O'nun, bu haydutların en azılısı gibi görünmesini istiyorlardı. “Çoğunun suçunu üzerine aldı.”29Yeşaya 53:12.Fakat bu hareketlerinin anlamını tam olarak kendileri de anlayamadılar. İsa'nın diğer haydutlarla birlikte çarmıha gerilirken onların ortasında durması gibi, O'nun çarmıhı da günahla dolu bir dünyanın ortasında duruyordu. Bu tövbekar adama söylediği sözler dünyanın en uzak köşesine dek bir ışığın parlamasını sağladı.SO 742.3

    Melekler, bu büyük acıyı çekerken sadece başkalarını düşünen, inanan ve tövbe edenlere cesaret veren İsa'nın sonsuz sevgisine şaşkınlık içinde baktılar. İsa bir peygamber olarak Kudüs'ün ağlayan kızlarına seslendi Bir başkâhin olarak kendisinin ölümüne sebep olanların atfedilmesi için Allah'a yakardı. Sevgi dolu bir Kurtarıcı olarak tövbe eden haydutun günahlarını bağışladı.SO 743.1

    İsa kendisini çevreleyen kalabalığa doğru baktığında bir kışı O'nun dikkatini çekti. Çarmıhın önünde öğrenci Yuhanna ile birlikte kendi annesi duruyordu. Meryem, Oğlu'ndan uzak kalmaya dayanamıyordu ve sonun yaklaştığını bilen Yuhanna onu tekrar çarmıhın yanına getirmişti. İsa ölmek üzere olduğu saatte annesine döndü. Uzgün oldukları yüzlerinden okunan annesine ve Yuhanna'ya doğru bakarak “Anne işte oğlun!” dedi. Sonra da Yuhanna'ya dönerek “İşte annen”30Yuhanna 19:27.dedi. Yuhanna, İsa'nın sözlerini anladı ve kendisine duyduğu güveni kabul etti. Meryem ile birlikte oradan hemen uzaklaştı ve onu her zaman korudu. Çektiği bu tarifsiz acının ortasında bile yüreği merhamet dolu Kurtarıcı annesini düşünüyordu. Onu rahat içinde yaşatacak kadar parası yoktu. Fakat Yuhanna'ya güveniyordu; onu koruyacak ve şefkat gösterecek olan Yuhanna'ya emanet ederek o an en çok gereksinim duyduğu şeyi sağladı. Yuhanna onu kutsal bir emanet olarak kabul ederek büyük bir kutluluk alıyordu. O Yuhanna'nın, sevgili Öğretmenini sürekli hatırlamasını sağlayacaktı.SO 743.2

    İsa'nın kusursuz sevgisinin örneği çağlar boyunca güçlü bir ışık gibi parıldar. İsa yaklaşık otuz yıl boyunca en sıkıntılı anlarında kendi ev halkına da destek olmuştur. Ve şimdi ölüme yaklaştığı son saatte bile yüreği acı içinde olan dul annesini hatırlar. Rab'bin öğrencisi olan herkes aynı şeyi hissedecektir. İsa'nın yolundan gidenler, anne ve babalarına destek olmanın ve onlara saygı göstermenin kendilerinin bir görevi olduğunu hissedeceklerdir. O'nun sevgisiyle dolu olan yürekleriyle anne ve babalarına saygı gösterecekler ve onlara her zaman destek olacaklar- Ve şimdi insanlığın günahları uğruna Yüce Rab kendi canını feda ediyordu. O değerli yaşamını feda ederken hiçbir sevinç O'nu ayakta tutmuyordu. Her şeyin üzerinde bir keder tabakası oluşmuştu. Ölümün korkusu bile O'na yük olmamıştı. O'nun katlandığı tarifsiz ruhi acıları, çarmıhın alçaltıcı ve acı veren etkisinden kaynaklanmıyordu. Mesih acıların da kralıydı; fakat çektiği acı, insanlığın ne kadar kötü olduğunun henüz bilincine varamadığı günahın sebep olduğu acıydı. Mesih, günahın insanlığı nasıl tutsak ettiğini ve çok az kişinin bu tutsaklıktan kurtulmak istediğini gördü. Allah'ın yardımı olmadan insanlığın yok olmak zorunda olduğunu biliyordu ve bir çok kişinin Allah'ın yardımına ulaşabilecek kadar yakın oldukları halde O'ndan yardım dilemeyerek yok olup gittiklerini gördü.SO 743.3

    Tüm insanlığın yaptığı kötülüklerin yükü Mesih'in üzerine yüklendi. Bizleri Yasa'nın lanetinden kurtarmak adına Yasa'yı çiğneyenlerle eşit tutuldu. Adem'den beri insanlığın işlediği günahlar O'nun kalbine yük oldu ve Allah'ın günaha duyduğu öfke, insanlığın ilahızlığa doğru sürüklenmesi Mesih'in ruhunu karamsarlıkla doldurdu. Mesih tüm yaşamı boyunca günahkar insanlığa Allah'ın lütfunun müjdesini ve Baba'nın affedici sevgisini iletmiştir. En büyük günahkarları bile kurtarmak O'nun hedefi olmuştur. Fakat şimdi kendisi günahın korkunç yükü altında iken Allah'ın merhamet dolu yüzünü görememektedir. Bu O'nun, insanlığın asla anlayamayacağı kadar büyük bir acı çekmesine neden olur, zira Allah'ın varlığı bu saatte çekilmiştir. Bu O'nun duyduğu bedensel acıdan bile daha büyük bir acıdır.SO 744.1

    Şeytan sürekli ayartmaya çalışarak İsa'yı zor durumda bırakmıştır. İsa'nın bakışları henüz mezarının kapılarından sızamıyordu. Mezarından zafer kazanarak çıktığını veya Baba'sının önündeki bedelinin kabul edildiğini kanıtladığı yolunda hiçbir umut ışığı görünmüyordu. Bedelini kendi canıyla ödediği insanlığın günahının, kendisini Allah'tan sonsuza dek ayırmasından endişe ediyordu. Kurtarıcı lütfün günahkar insanların üzerinden elini çektiğinde bir günahkarın çekmesi gereken günah kor-kusunu yaşadı. Baba'sının bir aracı olarak öfkesini O'nun üzerine yollamasına ve bu acı kaseden içmesine neden olan şey insanlığın günahlarıydı.SO 744.2

    Melekler İsa'nın bu büyük acıya katlanmasına büyük bir kederle tanık oldular. Gökyüzünün kutsal melekleri bu acı dolu manzarayı görmeye daha fazla dayanamadılar. Doğa bu utanç verici olaydan ve Yaratıcı'nın ölümünden dolayı yasa büründü, Güneş bu olayın tanığı olmamak için aydınlatmayı reddetti. Ansızın ışınlarını geri çektiğinde henüz öğle vaktiydi. Birdenbire bir çarşaf gibi çarmıhın üzerine koyu bir karanlık çöktü. “Bütün ülkenin üzerine öğleyin saat on ikiden üçe kadar süren bir karanlık çöktü.”31Matta 27:45.Yeryüzünün ansızın aysız ve yıldızsız bir gece yarısı kadar karanlık olmasına neden olan şey bir doğa olayı veya güneş tutulması değildi. Bu sonraki nesillerin imanının pekişmesi için Allah tarafından gerçekleştirilen mucizevi bir olaydı.SO 744.3

    Bu koyu karanlığın içinde Allah'ın varlığı gizliydi. O, karanlığı kendisinin meskeni yapar, görkemini insanlardan gizler. Allah ve kutsal melekleri çarmıhın yanındaydılar. Baba Oğlu ile birlikteydi. Fakat varlığını açıkça göstermedi. Eğer görkemini bulutların arasından açıkça gösterseydi, O'na bakan herkes yok olurdu. Hatta İsa bile bu muhteşem saatte Allah'ın varlığı tarafından desteklenemezdi. Çukurda üzümü tek başına çiğnedi, yanında halklardan kimse yoktu.32Yeşaya 63:3.SO 745.1

    Bu koyu karanlıkta Allah, Oğlu'nun duyduğu son büyük insani acıyı gizledi. İsa'nın bu acıyı çektiğine tanık olan herkes O'nun ilahiliğine ikna oldu. İnsanların o gün baktığı bu ilahi yüz asla unutulmadı. Kabil'in işlediği suçun onun yüzünden okunduğu gibi, Kurtarıcı'nın masumluğu ve ilahiliği de O'nun yüzünden okunuyordu. Fakat O'nu suçlayanlar gökyüzünün bu kanıtına ilgi göstermediler. Kalabalık, O acı çekerken saatler boyunca İsa'ya bakmıştı. Allah şimdi O'nun acısını kutsal örtüsü ile gizlemişti.SO 745.2

    Çarmıhın üzerine ölümün sessizliği çökmüş gibi görünüyordu. Çarmıhın etrafında toplanmış olan kalabalık dehşete kapılmıştı. Bağrışmalar ve hakaretler dinmişti. Erkekler, kadınlar ve çocuklar yüzüstü yere kapanmışlardı. Ara sıra buluttan aşağı güçlü şimşekler çakıyor, çarmıhın ve ölmek üzere olan Kurtarıcı'nın görünmesini sağlıyordu. Hahamlar, din bilginleri, yasa yorumcuları, askerler ve halk hak ettikleri cezayı alacakları vaktin geldiğini düşündüler. Bir süre sonra bazıları İsa'nın çarmıhtan ineceğini fısıldamaya başladılar. Bazıları ise acı ve korku içinde göğüslerini döverek şehre geri dönmek için yola koyuldular.SO 745.3

    Saat üçte orada toplananların üzerindeki karanlık kalktı; sadece çarmıhın üzerinde kaldı. Bu O'nun çektiği büyük acının bir sembolüydü. Hiçbir göz bu karanlığın arkasına bakamazdı ve Mesih'in ruhunu saran bu büyük acıyı fark edemezdi. Çarmıha gerildiğinde O'nun üzerinde güçlü şimşekler çaktı. İsa “Eli, Eli lema şevaktani? yani Allah ım, Allah'ım beni niçin yalnız bıraktın?” diye haykırdı.33Matta 27:46.Karanlık İsa'nın üzerine çöktüğünde, kendisini Tanrı'nın Oğlu diye bildirdiği için birçoğu Allah'ın öfkesini simgeleyen şimşeklerin O'nun üzerine indiğini haykırdı. O'na inananların çoğu O'nun şüphe dolu haykırışını duydular ve tüm umutlarını yitirdiler. Eğer Allah bile İsa'yı terk ettiyse, O'nun yolundan gidenler artık kime güveneceklerdi?SO 745.4

    Karanlık çarmıhın üzerinden ayrıldığında İsa bedensel bir acı ile birlikte susadığını hissetti. O'nun bu durumunu görünce Romalı askerlerden birinin yüreği sızladı ve mızrağın ucunda ekşi şaraba batırılmış bir süngeri İsa'nın çatlamış dudaklarına doğru uzattı. Fakat hahamlar O'nun bu acısı ile alay ettiler. Karanlık yeryüzünü sardığında korkuya kapılmışlardı. Fakat şimdi üzerlerindeki korku ortadan kalktığında yeniden İsa'nın kendisini kurtarabileceği düşüncesi baş göstermişti. “Eli, Eli lema şevaktani?” yani “Allah'ım, Allah'ım beni niçin yalnız bıraktın?” sözlerini onlar yanlış yorumladılar. Oradakilerden bazıları alaycı bir tavırla “Bu adam İlyas'ı çağırıyor” dediler. O'nun acısını dindirecek olan son fırsatı da reddettiler. “Bakalım İlyas gelip O'nu kurtaracak mı?” dediler.34Matta 27:49.SO 746.1

    Lekesiz ve kusursuz Tanrı Oğlu çarmıhta asılı duruyordu. Bedeni yaralanmış, insanları kutsamak için uzattığı elleri şimdi çarmıha çivilenmişti. Sonsuz sevgisini iletmek için yorulmak bilmeden sevgi yolundan gittiği ayakları şimdi çarmıha bağlanmıştı. Yahudiler'in dikenlerden yaptıkları taç İsa'nın başını kanatıyordu. Titreyen dudakları şimdi acı içinde haykırıyordu. Başından, ellerinden, ayaklarından süzülen kan ve ruhunu saran bu tarifsiz acı her insanlığa şunu açıklıyordu: “Tanrı'nın Oğlu bu acıyı çekmeye senin kurtuluşun için razı oldu. Ölümün egemenliğini yenip gökyüzünün kapılarını senin için açtı. Göldeki fırtınada azgın dalgaları dindiren, köpüklü dalgaların üzerinde yürüyen, kötü ruhları kovup hastaları iyileştiren, körlerin gözlerini açıp ölüleri dirilten Kişi senin uğruna çarmıha gerilmeye razı oluyor; çünkü seni seviyor. İnsanlığın günahlarının yükünü taşıyan Kişi ilahi adaletin öfkesine katlanıyor ve senin için kendisini “günah yapıyor.”352. Korintiler 5:21.SO 746.2

    Kalabalık bu korkunç manzaranın sonucunu sessizlik içinde izledi. Gökyüzünde güneş yeniden parıldıyordu; fakat sadece çarmıhın üzerinde koyu bir karanlık vardı. Hahamlar ve din bilginleri Kudüs'e doğru baktıklarında şehrin ve Yahudiye'nin üzerinde de koyu bir bulutun çöktüğünü gördüler. Dürüstlüğün Güneşi, Dünyanın Işığı bir zamanların kutsal şehri olan Kudüs'ten bereket dolu ışıklarını geri çekiyordu. Kutsallığı bozulan şehrin üzerinde bu kez Allah'ın öfkesinin güçlü şimşekleri çakmaya başlamıştı.SO 746.3

    Aniden çarmıh aydınlandı ve adeta tüm yaratılışın duyabileceği bir tonda İsa şöyle haykırdı: “Tamamlandı!”36Yuhanna 19:30.“Baba, ruhumu ellerine teslim ediyorum.”37Luka 23:46.Çarmıhı gözleri kamaştıran bir ışık sardı ve Kurtarıcı'nın yüzü güneş gibi görkemli bir ışıkla parıldadı. Sonra başı önüne düştü ve son nefesini verdi.38İsa bizzat bu dünyada iken birçok kez kendi ölümünden bahsetmiş ve bu çok önemli amaç için geldiğini belirtmiştir. Ç.N.SO 747.1

    Sanki Allah tarafından terk edilmiş gibi görünen koyu karanlığın ortasında Mesih insanlığın uğruna acı kasesini son kez yudumladı. O korkunç saatler boyunca Babasının kendisini kabul edeceği yolunda önceden vermiş olduğu söze güvendi. Babasının karakterini tanıyordu. O'nun adaletini, merhametini ve sonsuz sevgisini biliyordu. İman dolu yüreğiyle O'na güvendi ve her zaman sevinçle itaat etti. Yaşamını itaatkar bir şekilde Allah'a adadığında Allah'ın O'nu terk ettiği hissi yavaş yavaş ortadan kalktı. Mesih yüreğindeki iman sayesinde galip geldi.SO 747.2

    Yeryüzü daha önce böyle bir olaya hiç tanık olmamıştı. Kalabalık nefesini tutmuş sessizce Kurtarıcı'ya doğru bakıyordu. Yeryüzüne tekrar koyu bir karanlık indi ve güçlü bir şimşek sesi kulaklarında patladı. Şiddetli bir sarsıntı oldu. İnsanlar korku içinde kaçışmaya başladılar. Büyük bir korkuya ve dehşete kapıldılar. Dağlardaki kayalar sarsıntının etkisiyle kopup aşağıdaki düzlüklere doğru yuvarlandılar. Yer sarsıldı, mezarlar açıldı ve ölmüş olan birçok kişinin cesetleri dışarı fırladı. Tüm yaratılış sanki yok olacakmış gibi görünüyordu. Hahamlar, din bilginleri, askerler ve halk korkudan dilleri tutulmuş bir şekilde yüzüstü yere kapandılar.SO 747.3

    Mesih'in dudaklarından “Tamamlandı!” diyen haykırışı duyduklarında hahamlar tapınakta akşam sunusunu yerine getiriyorlardı. Mesih'i temsil eden kuzu kurban edilmek üzere getirilmişti. Gösterişli giysisiyle haham tıpkı İbrahim'in kendi oğlunu kurban edeceği zaman yaptığı gibi elindeki bıçağı kaldırır. Halk yoğun bir ilgiyle onu izliyordur. Fakat yeryüzü o an birdenbire sarsılmaya başlar; çünkü Rab'bin kendisi yaklaşmaktadır. Bir zamanlar Allah'ın varlığı ile dolu yeri oradaki kalabalığa gösterircesine tapınağın iç perdesi sanki gizli bir elle baştan aşağı yırtılır. Burada bir zamanlar Allah'ın görkemi yüceltilmişti. Yine burada Allah kudretini lütuf tahtının üzerinde göstermişti. Burayı tapınağın diğer bölümlerinden ayıran örtüyü başkâhinden başka hiç kimse kaldıramazdı. Yılda bir kez insanların günahlarının affı için içeri girerdi. Fakat şimdi tapınağın örtüsü ikiye ayrılmıştır. Dünyevi tapınağın en kutsal yeri artık kutsallığını yitirmiştir.SO 747.4

    Herkes korku ve şaşkınlık içindedir. Başkâhin kurban hizmetini yerine getirmek üzeredir. Fakat gücünü yitiren elinden bıçak yere düşer ve kurban edilecek kuzu oradan kaçar. İsa Mesih'in ölümüyle sembol aslına dönmüştür. Büyük kurban gelmiştir. En kutsal olana giden yol açılmıştır. Herkes için yeni ve yaşam veren bir yol açılmıştır. Korku dolu günahkar insanlığın artık başkâhinin gelmesini beklemesine gerek yoktur. Bundan böyle başkâhinlik ve göklerde insanlığı savunma görevi Kurtarıcı'ya geçmiştir. Günah için verilen kurban ve sunular artık son bulacaktır. Tan- rı'nın Oğlu kendi sözüne uygun olarak gelmiştir: “Yasa kitabında benim için yazılmış olduğu gibi senin isteğini yerine getirmek için ey Allah'ım işte geldim.” O, “Sonsuz kurtuluşu sağlayacak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi.”39İbraniler 10:7; 9:12.SO 748.1

    Bu bölüm Matta 27:31-53; Markos 15:20-38; Luka 23:26-46 ve Yuhanna 19:16-30'a dayanmaktadır.SO 748.2

    Larger font
    Smaller font
    Copy
    Print
    Contents